Yok Olan Bir Nesil!

Yok Olan Bir Nesil!

Yıllar önce Almanya ve Avrupa gezisi yapmış, orada Türk çocuklarını o milletlerin içinde kaybolan bir nesil olarak görmüş ve bunu yazmıştım.

Maalesef bugün aynı yazıyı Türkiye’de kaybolan bir nesil için yazıyorum.

“Sosyal medya ağları” denilen bu rezaletin üzerine bir de yapay zekâ eklenince, felaket evimizin içine kadar girdi; fakat bunun farkında değiliz.

Yapay zekâ aracılığıyla yapılan Hristiyanlık propagandasıyla Müslüman çocuklar bir bir elimizden kayıp gidiyor. Allah sevgisi, Peygamber sevgisi yerine; kedi ve köpek sevgisi filmlerde son derece etkili biçimde işleniyor. Bugün birçok insan çocuk sahibi olmak yerine evcil hayvan beslemeyi tercih eder hâle geldi.

Ramazan ayı geliyor… Zekâtını, fitresini ihtiyaç sahiplerine değil de sokak hayvanlarına verenleri görmeye başladık.

Sosyal medyada fuhşun normalleştirilmesi için yapılan çalışmaların sonucunda bugün; evli kadın ya da erkeklerin gayrimeşru ilişkileri garip karşılanmaz hâle getirildi. Topluma, bunun olağan bir durum olduğu anlatılarak kabul ettirildi.

Ortada bir çocuk var… Annesi belli ama babasının kim olduğu belli değil. Bunun binlerce örneği olduğunu duyuyoruz.

Evlenen çiftler üç ay geçmeden boşanıyor.

Fuhuş, içki, hırsızlık ve ahlaksızlık; sosyal medya aracılığıyla “normal” gibi gösterildi ve ne yazık ki gerçekten normalleşti.

Perşembe günü Ramazan-ı Şerif’in ilk günü… Bakalım kaç kişi oruç tutacak, camilere teravihe kaç kişi gelecek? Bunu hep birlikte göreceğiz.

On bin yıl önce yapılan evler, köprüler, kaya mezarları bugün hâlâ ayakta ve görebiliyoruz. Bugün yaptığımız beton yapıların ömrü 75 yıl; hadi 100 yıl olsun. Bu neslin yaptığı binalar ve köprüler 100 yıl sonra yıkılıp toprağa karışacak.

Bizim nesil geride kalıcı bir eser bırakamadığı gibi, maalesef kendi ırkını ve dinini de koruyamaz hâle geldi. Önümüzdeki yüz yılda nasıl bir tabloyla karşılaşacağımızı yazmak bile istemiyorum.

Almanya’da Frankfurt’ta Türklerin yoğun yaşadığı bir mahalleye gitmiştik. Çocuklar oynuyordu; hepsi Türk çocuğuydu ama Türkçe bilmiyorlardı. Üstelik fiziksel olarak da bize benzemiyorlardı; Alman ya da Afrika kökenli toplumlarla karışmış ailelerin çocuklarıydı.

Yok olan bir nesil…

Avrupa’da durum böyle; dünyada da çok farklı değil. Türkiye’de ise manzara maalesef düşündüğümüz kadar farklı değil. Allah hidayet versin demekten başka çaremiz kalmadığını görüyorum.

Sosyal medya ağları, askerin elindeki silah gibidir. Eğer yönünü düşmana çevirirsek zafer kazandırır. Ama herkesin eline verip kontrolsüz bırakırsak, bu kez o silah masumları vurur. Kadın cinayetleri, sokakta işlenen çocuk cinayetleri bunun acı göstergeleridir.

Peki çare ne?

Önce tek eşli ve sağlam aile hayatına dönmeliyiz. Boşanmaları azaltmalı, çocuklarımıza dinini öğretmeli, haramı ve helali anlatmalıyız.

Haramı ve helali bilmeyen bir nesil, her yanlışa sürüklenebilir. Sonunda da yok olan bir nesil hâline gelir.

Ramazan ayı boyunca gelin, çocuklarımıza dinini öğretelim. Camilerde, teravih namazından önce; doğruyu ve yanlışı, haramı ve helali anlatalım. Çocuklarımızı sosyal medya ağlarının cehennem çukuruna düşürmeyelim.

Bugün 16 Şubat 2026 Pazartesi… Şubat ayını da hızla tüketiyoruz.

Hayırlı günler diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir Doğan Arşivi