Bekir Doğan
CHP Genel Merkezi’nde Yaşananlar: Siyaset mi, Talan mı?
CHP Genel Merkezi’nde Yaşananlar: Siyaset mi, Talan mı?
Sevgili Okurlarım,
Dün gün boyu CHP Genel Merkezi’nde yaşanan görüntüleri ibretle izledik. Polis müdahalesiyle boşaltılan bina, kırılan dökülen eşyalar, darmadağın edilen odalar, yerlere saçılan evraklar…
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:
“CHP’nin düşmanı kim?”
Çünkü ortada acı bir tablo var. Bir siyasi partinin genel merkezi, rakipleri tarafından değil; kendi iç kavgasının ortasında bu hale getiriliyor. O görüntüler sadece CHP’ye değil, Türk siyasetinin itibarına da zarar vermiştir.
Buradan açık konuşuyorum:
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da CHP’lidir…
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel de CHP’lidir…
Peki o halde kendi partilerinin genel merkezinin bu hale gelmesine nasıl müsaade edildi?
Bir siyasi parti binası; masa, sandalye, bilgisayar ve duvardan ibaret değildir. Orası yılların emeğidir, üyelerin aidatıdır, milletin gözünün önündeki kurumsal kimliktir. Orada bulunan her büro malzemesi, her evrak, her eşya milli servettir. Siyasi hırs uğruna oralara zarar verilmesi kabul edilemez.
Mahkeme kararını verdi…
38. Olağan Kurultay’ın yeniden yapılması yönünde süreç başladı.
Yapılması gereken bellidir:
Önce ilçe kongreleri yapılacak…
Ardından il kongreleri…
Sonra delegeler seçilecek…
Ve sonunda CHP Genel Başkanı demokratik şekilde yeniden belirlenecek.
Demokrasinin yolu budur.
Ama görüyoruz ki CHP içinde bazı isimler, demokratik mücadeleyi sandıkta değil; gerginlikte, baskıda ve kargaşada arıyor. İşte Türkiye’nin asıl üzüldüğü nokta budur.
Buradan Sayın Özgür Özel’e sesleniyorum:
Eğer yeniden seçimi kazanacağınıza inanıyorsanız, neden bu öfke?
Neden bu gerilim?
Neden genel merkezi savaş alanına çevirecek bir atmosfer oluştu?
Bugün siz kazanabilirsiniz…
Yarın Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkan olabilir…
Belki bugün adı konuşulmayan üçüncü bir isim çıkıp CHP’nin başına geçebilir…
Ama kim kazanırsa kazansın, o kırılan kapıları, dökülen masaları, parçalanan eşyaları yeniden almak zorunda kalacak.
O masraf CHP’ye gönül veren insanların cebinden çıkacak.
Yazık değil mi?
Siyaset; bağırıp çağırma, bina dağıtma, koltuk kavgası yapma yeri değildir.
Siyaset; akıl, sabır ve demokratik olgunluk işidir.
Dün CHP Genel Merkezi’nde yaşanan görüntüler, muhalefetin iktidar alternatifi olma iddiasına büyük zarar vermiştir. Kendi genel merkezini koruyamayan bir siyasi yapı, Türkiye’yi nasıl yönetecek sorusu vatandaşın zihnine yerleşmiştir.
Kimse kusura bakmasın…
O görüntüler demokrasi görüntüsü değil, siyasi tükenmişlik görüntüsüdür.
Bugün CHP’de yaşanan kriz artık bir “liderlik yarışı” olmaktan çıkmış, kurumsal itibar sorununa dönüşmüştür.
Ve unutulmasın:
Siyasette en büyük zarar, rakibin verdiği zarar değil; insanın kendi evini kendi eliyle yıkmasıdır.
Baba evi diyordunuz ya ! baba evini bu hale nasıl getirdiniz oturup bunu genel kurula kadar düşünün derim.
İyi günler diliyorum, kalın sağlıcakla !
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.