İbrahim İnal
Sabır İkliminde Ümitvar Olmak
Sabır İkliminde Ümitvar Olmak
Sabır gönlü ayakta tutar, ümit yola devam ettirir.
Sabır, ümitsizliğin, gamın, kederin ve elemin karşısında gönle kuvvet veren bir ilaçtır. Ne var ki bu ilacın tesiri her gönülde aynı değildir. Kimi insan sıkıntıyla karşılaşınca bütün yolların kapandığını sanır; kimi de aynı sıkıntının içinde Rabbine açılan bir kapı bulur. Sabırla yol alan, maksadına ulaşmak için çalışmayı sürdürür. Tahammülü zayıflayan ise bazen derdinden önce, derdin hiç bitmeyeceği düşüncesiyle yıpranır.
Allahü Teâlâ Kur’ân-ı kerîmde sabrı tavsiye eder. Sabır, şükürle birlikte düşünüldüğünde daha derin bir mâna kazanır. Şükür, yalnızca bolluk günlerinin sözü değildir; dar günde hâlâ elimizde bulunan nimetleri fark edebilmektir. Sabır da yalnızca beklemek değildir; beklerken doğru olanı terk etmemek, dilini isyandan, kalbini ümitsizlikten korumaktır. İnsan bazen arzuladığına kavuşur, bazen kavuşamaz. Her iki hâlde de Rabbine yönelmeyi sürdürebiliyorsa gönlünde sağlam bir dayanak bulmuş demektir.
Hayatın bazı imtihanları kısa sürer; bazıları ise insanın bütün mevsimlerinden geçer. Geciken bir haber, iyileşmeyen bir hastalık, dinmeyen bir hasret yahut verilen emeğin karşılığını görememek, sabrı zorlaştırır. Böyle zamanlarda “Sabret” sözü kolay, sabrın kendisi ağır gelebilir. Bu ağırlığı küçümsememek gerekir. Gözyaşı sabra engel değildir. İnsan üzülür, yorulur, bir dostun omzuna ihtiyaç duyar; yine de ümidini muhafaza edebilir. Sabır, kalbin hiç sarsılmaması değil, sarsıldığında yeniden Allahü teâlaya yönelmesidir.
İnsan önünü göremediğinde yarını bugünkü darlıkla ölçer. Oysa bugünün sıkıntısı, ömrün tamamı değildir. Bir yaranın iyileşmesi zaman alabilir; bir kapı kapanırken insanın fark etmediği başka bir yol açılabilir. Ümit, o yolu gördüğümüz için değil, Allahü teâlânın rahmetine güvendiğimiz için içimizde yaşar.
Sabır, yalnızca büyük imtihanlarda gösterilmez. Kırgınken incitici bir söz söylememek, kayıp karşısında vazifeyi bırakmamak, netice gecikse de helâlinden çalışmaya devam etmek de sabrın gündelik hayattaki adımlarıdır. Sabır insana her istediğini elde ettirmeyebilir; fakat beklerken kendisini kaybetmemesine yardım eder. Bazı imtihanların ardından arzulanan kapı açılır. Bazılarının ardından ise insan, eskiden göremediği bir hikmeti, dayanma gücünü veya başkasının acısını anlama kabiliyetini kazanır.
Asr sûresinde insanın ziyana uğrayışından söz edilirken iman eden, iyi işler yapan, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler ayrı tutulur. Burada sabrın birbirine tavsiye edilmesi dikkat çekicidir. Çünkü insan her vakit kendi kendine yetemez. Bazen bir dostunun hâlini sorması, bazen yanında sessizce oturması, bazen de doğru sözü uygun bir vakitte söylemesi ümidin yeniden filizlenmesine vesile olur. Sabrı tavsiye etmek, dertli kişinin yükünü görüp yürüyüşüne eşlik etmektir.
Sabırla ümit arasında ince bir bağ vardır. Ümidi olmayan için beklemek tükenişe dönüşür; sabrı olmayan için ümit, ilk gecikmede dağılan bir beklenti olarak kalır. Biri gönle ufuk açar, diğeri o ufka
doğru adım atacak kuvveti verir. İnsan elinden geleni yapar, dua eder ve neticeyi Allahü teâlaya bırakır. Tarlaya tohumu atan kimse yağmuru emredemez; fakat toprağı işlemeyi de ihmal etmez. Sabrın emeği, ümidin duası bu misalde buluşur.
Dünya derdi insanın gönlünü bazen öyle doldurur ki hâlâ sevebildiğini, iyilik yapabildiğini, bir sabaha daha eriştiğini unutur. Dert gerçektir; onu yok saymak da doğru değildir. Fakat bütün dikkatini yalnız ona veren insan, kendisine güç verecek küçük nimetleri göremez hâle gelir. Şükür burada gönle nefes aldırır. Bir yudum suya, samimi bir selama, başkasına uzatabildiğimiz bir ele şükretmek, yaşanan sıkıntıyı küçültmez. İnsana, hayatının o sıkıntıdan daha geniş olduğunu hatırlatır.
Dünyanın derdiyle dertlenip durma Nice dertliler var, harlanıp durma Sabret sükûnetle, dağlanıp durma Gam, keder, elemle karılma gönül
Sabır ikliminde ümitvar olmak bazen uzun bir yolculuğa devam etmek, bazen de yalnızca o gün yapılması gereken küçük bir işi yapmaktır. Kul elinden gelen gayreti gösterir, dua eder ve neticeyi Rabbine bırakır. Sabır insanı olgunlaştırır, şükür gönlünü genişletir, ümit ise onu yeniden yola çıkarır. Yolun nereye varacağını bilmesek de rahmet kapısının kapanmadığını biliriz.
Muhabbetle…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.