Bekir Doğan
Tuz Koktu! Zübükler Ülkeyi Nasıl Soyuyor?
Tuz Koktu! Zübükler Ülkeyi Nasıl Soyuyor?
Sevgili Okurlarım,
Bugün 24 Mayıs 2026… Yüreğim yanıyor! Ülkemizi soyan soyana… Bunu gören bir yürek nasıl dayanır, söyleyin bana? Vallahi tuz koktu!
CHP’de genel başkan değişimi ve mahkeme kararlarıyla birlikte uçup giden milyon dolarlar, milyarlarca lira… Bu nasıl bir iştir?
CHP’li belediyelerde hırsızlık, yolsuzluk davaları var da diğer belediyelerde yok mu? Var, hem de çok daha fenası var!
Türkiye’de “Temiz Eller Operasyonu” yapılması gerektiğine inanıyorum. Allah’tan korkan, cenneti ve cehennemi bilen insanlar; Beytülmal’a, devletin ve milletin malına, tüyü bitmemiş yetimin hakkına el uzatmamalıdır. Milletin malını yiyenlerden hukuk önünde mutlaka hesap sorulmalıdır.
Sanayi sitesinde bir dostum var. Takla atmış, pert olmuş otomobilleri alır; söker, işe yarayan parçalarını ikinci el yedek parça olarak satar. İşi budur, helal kazanç peşindedir. Özellikle yeni araç parçaları güzel para kazandırır.
Fakat bir zübük var ki… Belediyeleri adeta sömürüyor. Pert olmuş iş makinelerini ve kamyonları satın alıyor. İlk başta ben de parçalarını satıp para kazanacak sandım. Ama aldığı araçlara hurda fiyatının çok üzerinde para ödüyor.
Nerede kaza yapmış, pert olmuş iş makinesi varsa satın alıyor. Sonra hurdacıya kilo hesabıyla zararına satıyor. “100’e alıp 10’a satıyor.” Akıllı tüccar böyle para kazanır mı?
Sonradan öğrendim ki mesele başka…
Bu makinelerin ruhsat ve plakalarını bazı yandaş belediyelere ve baskı altındaki belediyelere kiralıyormuş! Ortada makine yok ama ruhsat ve plaka var. Soyguna bakın! İnsan “Hırsız var!” diye bağırmak istiyor.
Bir dostumuz bana geldi:
“Şu bankacıyı tanıyorsun, hükümette şu bakanı biliyorsun… Bize kredi çıkart. Komisyoncular yüzde 20 alıyor, onlar alacağına sana verelim,” dedi.
Ben kabul etmeyince aynı kişileri o zübükle lokantada gördüm.
Gazeteci arkadaşlarım ve çevremdeki dostlarım beni iyi bilir:
“Ben her duyduğuma inanmam. Gözümle görsem bile ‘Acaba?’ der, araştırırım.”
Bu mesele de öyleydi. İşin aslını araştırdım.
Soyguna baktım; her şey sözde yasal… Kanunlara, ihale şartlarına uygun görünüyor. Tek eksik var: Ortada iş makinesi yok! Plaka ve ruhsatı var ama !
Ankara’da birilerini bulan bu zübük, rahmetli Kemal Sunal filmlerindeki tiplere benziyor. Bankacılardan genel müdürlere, bürokratlardan yönetim kurulu üyelerine kadar her yere ahtapot gibi kollarını uzatmış.
Evet, kredi çıkartıyor…
Yüzde 20 peşin komisyon alıyor.
Kendi ifadesiyle:
“Yüzde 50 benim, diğer yarısı onların…”
Ben o söze de inanmıyorum ama görünen manzara bu.
Krediyi alanlar, devleti soyanlar, yetimin hakkını yiyenler sonunda batıyor, iflas ediyor. Ama zübük hep kazanıyor!
Olmayan iş makinelerini, kamyonları kiraya veren; bankalardan kredi çıkartan bu düzenbazlar paraya para demiyor. Ekonomik sıkıntıya düşen iş insanı da çaresizlik içinde bu adamlara sarılıyor.
Hani bir söz vardır ya:
“Denize düşen yılana sarılır.”
Bizim insanımız da bu zübüklere sarılıyor. Sonra bankalara borçlarını ödeyemiyor, malları satılıyor, iflas ediyor.
Oysa helal-haram gözetse, helal kazancı hedeflese belki de batmayacak. Ama bu zübükler insanların altından girip üstünden çıkarak onları sömürüyor.
“Ak” " kaynak" ları helal yollar için kullanmak gerekir. Ahirette hesap çok çetin olur. Kanalizasyon çukurundan pisliği çeken vinajörler gibi beytül mal yetimin hakkını yiyenlerin hesap günü hesapları çetin olacaktır !
Ye bakalım zübük… Nereye kadar yiyeceksin?, Allah, Allah'ın da bir hesabı var , kimine cehennem , kimine cennet ! safın belli olsun diyelim !
Hayırlı günler, hayırlı pazarlar…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.