Gülmeyi Unutan Ülke!

Gülmeyi Unutan Ülke!

Sevgili Okurlarım,

Bir zamanlar "Nasılsın?" diye sorulduğunda insanlar "Şükür" derdi. Bugün ise aynı soruya verilen cevap çoğu zaman derin bir iç çekiş oluyor. çok kötü para yok satış yok , kötü kötü diyerek , soranında moralini bozuyor.

Dikkat edin...

Zengin mutsuz.

Fakir mutsuz.

İşçi mutsuz.

Memur mutsuz.

Emekli mutsuz.

Esnaf mutsuz.

Sanayici mutsuz.

Çiftçi mutsuz.

Patron mutsuz.

Üst düzey yönetici mutsuz. Niye bu kadar mutsuz bir ülke olduk ?

Kısacası Türkiye'de herkesin ortak duygusu artık mutsuzluk haline geldi.

Eskiden insanlar para kazanmak için çalışırdı. Bugün ise sadece ayakta kalabilmek için mücadele ediyor. Daha fazla kazananın da huzuru yok. Çünkü kazandığını koruma telaşı var. Daha az kazananın ise geçim derdi hiç bitmiyor.

Mutsuzluğun sebebi sadece ekonomi de değil.

İnsanlar birbirine güvenmiyor.

Komşuluk zayıfladı.

Akrabalık bağları eskisi kadar güçlü değil.

Çocuklar sokakta değil, ekran başında büyüyor.

Anne babalar evlatlarıyla aynı evde ama farklı dünyalarda yaşıyor.

Sosyal medya herkesi birbirine bağladı ama kimseyi birbirine yakınlaştıramadı.

Eskiden insanlar az kazanır ama huzurlu yaşardı.

Bugün daha çok tüketiyoruz ama daha az mutlu oluyoruz.

Çünkü mutluluğu evlerde değil AVM'lerde, dostluklarda değil marka logolarında aramaya başladık.

Her gün televizyonlarda cinayet...

Uyuşturucu...

Dolandırıcılık...

Şiddet...

Kadın cinayetleri...

Trafikte öfke...

İş yerlerinde stres...

Bunları izleyen insanların ruh hali elbette bozuluyor.

Bir de geçim sıkıntısı eklenince insanların yüzündeki tebessüm kayboluyor.

En acısı da şu...

Çocuklarımız bile mutlu değil.

Sınav stresi...

Gelecek kaygısı...

İşsizlik korkusu...

Onlar daha hayatın başında umutsuzluğu öğreniyor.

Oysa güçlü devlet, sadece yolları, köprüleri, binaları yapan devlet değildir.

Asıl güçlü devlet, vatandaşının yüzünü güldürebilen devlettir.

Asıl zenginlik, banka hesaplarındaki rakamlar değil; insanların huzur içinde yaşayabilmesidir.

Bugün hepimizin kendine sorması gereken soru şudur:

Son olarak ne zaman içten, kahkahalarla güldük?

Belki de en büyük ekonomik kriz, enflasyon değil...

Mutluluk enflasyonudur.

Çünkü artık gülümsemenin bile değeri arttı.

Umut ediyorum ki bir gün yeniden insanların birbirine güven duyduğu, çocukların neşeyle oynadığı, emeklinin rahat ettiği, gencin geleceğe umutla baktığı, zenginin de fakirin de huzur bulduğu bir Türkiye'yi hep birlikte yaşarız.

Çünkü bu ülkenin en çok ihtiyacı olan şey, sadece daha fazla üretmek değil...

Yeniden mutlu olabilmektir.

Türk Milleti sosyal medya tv haberleri dizileri rezil programları ile sadece gülmeyi değil , umutlarını kaybetti.

Kalın Sağlıcakla

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Gülay Doğan Arşivi