Ya Rabbi! Ölüm Bizi Uyandırmadan Önce, Sen Bizi Uyandır!

Ya Rabbi! Ölüm Bizi Uyandırmadan Önce, Sen Bizi Uyandır!

Gafletin konfor sunduğu bir çağda, hakiki uyanış; teknolojiyle güçlenen ama ahlakla yön bulan bir hayat inşasıdır.

İnanıyorum ki bu yazının başlığı, okuyan herkesi kısa da olsa bir durup düşünmeye davet etmiştir. Zira bu cümle, sadece bir dua değil; insanın varoluşunu, hayatını ve nihai akıbetini sorgulatan derin bir çağrıdır. Aynı zamanda insanın kendisiyle yüzleşmesine vesile olan bir ikazdır. İnanıyorum ki yazının devamı da bu merak ve tefekkür duygusuyla okunacaktır.

Bu başlık bana ait değil. Kaynağını sorduğunuzda ise gönül rahatlığıyla ifade edebilirim ki bu veciz dua, İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî Hazretleri’nin Mektûbât-ı Şerîf adlı eserinin 206. mektubunun ilk satırlarında yer almaktadır:
“Ya Rabbi! Ölüm bizi uyandırmadan önce, sen bizi uyandır.”

Ölüm, ilahi emir tecelli ettiğinde hepimizi uyandıracaktır; ancak o uyanışın artık bir faydası olmayacaktır. Zira o vakit, amel defterleri kapanmış, tercihlerin bedeli kesinleşmiştir. Asıl kazançlı olan, insanın hayattayken uyanmasıdır. Hak ile batılı, fani ile bakiyi ayırt edebilecek bir şuura ulaşmasıdır. Cenab-ı Hak’tan niyazımız; bizleri gaflet uykusundan muhafaza buyurması ve yaşarken uyandırmasıdır.

İmam-ı Rabbânî Hazretleri, Hindistan’da yetişmiş en büyük veli ve âlimlerden biridir. Ariflerin rehberi, velilerin önderi, İslam’ın muhafızı, ümmetin baş tacıdır. Müceddid ve müctehid sıfatlarıyla asrına yön vermiş; Silsile-i Âliye büyüklerinin yirmi üçüncüsü olarak İslam ilim ve irfan tarihinde müstesna bir mevki edinmiştir. Onun irşadı, sadece kendi dönemini değil, asırları aşan bir etki alanına sahiptir.

Mektûbât ise İslam âleminde benzeri nadir bulunan, kıymeti zamanla daha iyi anlaşılan bir eserdir. Üç ciltten oluşan bu külliyat, beş yüz yirmi altı mektubun bir araya gelmesiyle meydana gelmiştir. Kelâm ve fıkıh ilimleriyle tasavvufun en derin hakikatlerini bir arada sunan, uçsuz bucaksız bir derya gibidir. Böylesi bir eserin her evde bulunması; ilim, feyiz ve bereket açısından büyük bir kazançtır.

İnsan, yaratılış gayesini idrak ettiği ölçüde huzura kavuşur. Bu huzur sadece kendi gönlünde kalmaz; ailesine, çevresine ve topluma sirayet eder. Bunun için Ehl-i Sünnet çizgisinde, nakil ve hikmetle yoğrulmuş, emekle ve ömürle telif edilmiş sahih eserleri başucu kitabı edinmek elzemdir. İmam-ı Rabbânî Hazretleri’nin Mektûbât Tercemesi bu anlamda çağları aşan bir rehber niteliğindedir.

Hadis-i şerifte buyurulduğu üzere:
“Dünyada garip bir yolcu gibi ol ve nefsini kabir ehlinden say.”
Dünyayı ebedî bir yurt değil, geçici bir menzil olarak gören; nefsini hesaba çeken bu anlayış, insanı hem istikamette tutar hem de hakiki özgürlüğe kavuşturur.

Günümüz, teknoloji ve hız çağının getirdiği yoğunlukla insanı sürekli meşgul eden, zihinleri dağıtan bir zaman dilimidir. Elbette çalışmak, üretmek ve çağın gerektirdiği imkânları en iyi şekilde kullanmak bir zorunluluktur. Ancak asıl mesele, teknolojide bir adım önde olmayı sadece maddi refah için değil; adaletin tesisi, huzurun yayılması ve mazlum insanlığın rahat etmesi adına bir sorumluluk bilinciyle ele alabilmektir. Müslümanlar olarak sahip olduğumuz bilgi, imkân ve teknolojiyi hangi niyetle kullandığımızı sorgulamak zorundayız. Maddi kazanımlar, manevi uyanış ve ahlaki hassasiyetle desteklenmediğinde insanı yorar, toplumu yıpratır; oysa hikmetle yoğrulmuş bir ilerleme hem dünyayı imar eder hem de kalplere huzur taşır.

Asıl uyanış; kalbin dirilmesi, niyetlerin arınması ve hayatın merkezine hakikatin yerleştirilmesidir. Ölüm gelip kapıyı çalmadan önce, vicdanın sesini duymak; hesap günü gelmeden önce kendimizle yüzleşmektir. Çünkü geç kalan pişmanlıklar, telafisi mümkün olmayan kayıplara dönüşür.

Bu sebeple her söz, her niyet ve her arayış, nihayetinde aynı hakikatte birleşir:

“Aşk sarhoşları ile bulun; mey yoksa da koku geçer.
Koku da bulunmaz amma, onları görmek dahi yeter.”
(İmam-ı Rabbânî, Mektûbât, 206. Mektup)

“Ya Rabbi! Ölüm bizi uyandırmadan önce Sen bizi uyandır.”

Muhabbetle…

Not: Yazıda adı geçen İmam-ı Rabbânî Hazretleri’nin Mektûbât Tercemesi eseri, Hakikat Kitabevi yayınları arasındadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
21 Yorum
İbrahim İnal Arşivi