Bekir Doğan
Bundan Daha Kötü Olmazdı!
Bundan Daha Kötü Olmazdı!
Şiddetli bir yağmur yağıyordu.
Zengin bir adam, şemsiyesi olmayan garibanı şemsiyesinin altına aldı.
Sonra ne oldu biliyor musunuz?
Adam, o günden sonra her ortamda aynı cümleyi kurmaya başladı:
“Ben o gün seni şemsiyemin altına almasaydım, ne hale gelirdin?”
Bir kez söyledi…
İki kez söyledi…
Üç kez söyledi…
Derken bu sözler, yardım ettiği adamı küçümsemeye, aşağılamaya dönüştü.
Günün birinde yine kalabalık bir ortamda aynı cümleyi kurunca, gariban adam dayanamayıp kendini havuza attı. Bir süre yüzdü, sonra sudan çıktı ve şöyle dedi:
“Bundan daha kötü olmazdım ya!”
Ve mesele orada kapandı.
Maalesef bugün Kahramanmaraş’ın hali de biraz buna benziyor.
Deprem gibi büyük bir felaket yaşadık ama bu felaketi şehrimizi yeniden kurmak için bir fırsata çeviremedik.
Sevgili okurlarım;
Mücadele etmek yerine şehrimizin insanı dağıldı.
Deprem sonrası 75 binin üzerinde hemşehrimiz Kahramanmaraş’tan göç etti.
Bir o kadar insan da ikinci evini İstanbul’dan aldı.
Çocuklar orada, kendileri burada…
Hafta sonu gidip gelinen bir şehir haline geldik.
Şehir sahipsiz kalınca da ne yazık ki depremi fırsata çeviremedik.
Kendi elimizle şehrimizi harap ettik.
Bugün Tekke ve Yusuflar Mahallesi adeta Gazze’den beter görüntülerle Kahramanmaraş’a gelenleri karşılıyor.
Mağaralı, Serintepe, Yürükselim ve Devecili mahallelerinde kentsel dönüşümü yapamadık.
Oysa deprem, bu şehir için bir fırsat olabilirdi.
Rezerv alan ilan edilip çağdaş ve planlı bir şehir kurulabilirdi.
Ama olmadı.
Kayabaşı, Kümbet, Sakarya, Duraklı ve Namık Kemal mahalleleri hâlâ harabe görüntüsünde.
Buralarda da kayda değer bir dönüşüm gerçekleştiremedik.
Geniş caddeler, modern bulvarlar açamadık.
Yani anlayacağınız eski hamam, eski tas…
Kahramanmaraş depremden ders çıkaramadı.
Yeni yapılan çarşılara bakıyoruz…
Ne yazık ki yüz güldürmüyor.
Dükkanlar dükkana benzemiyor.
Ev diye yapılanlar eve benzemiyor.
Ofis diye yapılanlar ofise benzemiyor.
Kısacası…
Bu köy bizim köye benzemiyor.
Geçen gün Kahramanmaraş Valiliği inşaatının çevresine baktım.
Binalar üst üste, adeta kucak kucağa.
Allah korusun bir yangın çıksa, itfaiyenin o sokaklara girmesi bile zor.
Yazık…
Hem de çok yazık.
İş işten geçti.
İnanın bana, bu işleri Kahramanmaraş Belediyesi’ne ve yerli firmalara bıraksalar belki de bundan daha kötü olmazdı.
Ama ne yapalım…
Betonun ömrü 50–75 yıl diyorlar.
Demek ki bu şehrin güzelini bizim torunlar yapacak.
Biz mi?
En iyisi bir karavan alıp Türkiye turuna çıkalım.
Galiba bizi ancak o kurtarır…
7 Mart 2026 – Cumartesi
Hayırlı Ramazanlar diliyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.