Bekir Doğan
Aynı Ülkede İki Türkiye: Çukur Ankara, Bahar Kuzuluk
Aynı Ülkede İki Türkiye: Çukur Ankara, Bahar Kuzuluk
Sevgili okurlarım…
Bir gün içinde yaşadıklarım bana yine bu ülkenin çelişkilerle dolu gerçeğini hatırlattı. Bir yanda asfaltı unutulmuş bir başkent, diğer yanda doğanın cömertliğiyle nefes aldıran bir Anadolu köşesi…
Önce başkentten başlayalım…
Ankara…
Adı “başkent” ama hali içler acısı!
Şehrin merkezinde yollar adeta köstebek yuvasına dönmüş. Hangi yolun büyükşehire, hangisinin ilçe belediyesine ait olduğunu vatandaşın bilmesi mümkün değil. Ama bildiği bir şey var: Her yer çukur, her yer ihmal, her yer sorumsuzluk!
Araç kullanmak adeta sabır testi. Direksiyon başında ilerlemiyorsunuz, çukurlardan kaçıyorsunuz!
Sanırsınız ralli yarışındasınız…
Buradan yetkililere açık bir çağrı:
Bu şehrin asfaltı ne zaman adam olacak?
Yoksa “nasıl olsa vatandaş alıştı” diye mi düşünüyorsunuz?
İşin ironik tarafı ne biliyor musunuz?
Tamirciler için altın çağ! Rot, balans, amortisör… Hepsi mesaiye devam.
Ama vatandaşın cebinden çıkan paranın hesabını kim verecek?
Sonra yola çıktık…
Sakarya istikametine doğru ilerlerken, otobanlar da iç açıcı değildi. Sağ şerit kamyonlara teslim, orta şerit yine aynı… Sol şerit ise “idare eder” kategorisinde!
Bu nasıl bir trafik düzenidir?
Bu nasıl bir yol planlamasıdır?
Türkiye büyüyor diyoruz ama yollarımız bu büyümeyi kaldırabiliyor mu?
Ve nihayet…
Kuzuluk Kaplıcaları
İşte burada tablo değişiyor!
Ankara’dan çıktığımızda kar, tipi, fırtına…
Sanki takvimler Nisan’ı değil, Ocak ayını gösteriyordu.
Ama Kuzuluk’a vardığımızda…
Bahar bizi karşılıyor!
Güneş yüzünü göstermiş, kuş sesleri yankılanıyor, doğa adeta “hoş geldin” diyor.
Temiz hava, huzur, sakinlik…
İnsanın içi açılıyor.
İşte tam da burada rahmetli Ozan Arif’in o dizeleri aklıma geliyor:
“Üzerinde elbise var, içinde insan yok…
Üzerinde elbise yok, içinde insan var…”
Ne kadar anlamlı değil mi?
Beton şehirlerde kaybettiğimiz insanlığı, Anadolu’nun bir köşesinde yeniden buluyoruz.
Sevgili dostlar…
Bu yazı bir yol hikâyesi değil.
Bu yazı bir yönetim anlayışı eleştirisidir.
Bir tarafta ihmal edilmiş bir başkent…
Diğer tarafta kendi haline bırakılmış ama yine de güzel kalabilen bir doğa…
Şunu açıkça söyleyelim:
Bu ülkenin sorunu imkânsızlık değil, plansızlıktır!
Eğer Ankara’nın yolları bu haldeyse,
kimse çıkıp da “her şey yolunda” demesin!
Ama yine de…
Allah sağlık versin, huzur versin.
Biz yine umudumuzu kaybetmeyelim.
Çünkü bu millet, en zor şartlarda bile
baharı bulmayı bilir…
Kuzuluk’ta olduğu gibi…
Selam ve dua ile.
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ve Türkiye’nin Tarım Gerçeği
13 Mayıs 2026 Çarşamba 06:40İnsan’a İnsan Olmak Yakışır!
12 Mayıs 2026 Salı 05:02AK Parti ve Savunma Sanayi
10 Mayıs 2026 Pazar 15:00Narlı ve Köroğlu Ailesinin Mutlu Günü !
09 Mayıs 2026 Cumartesi 23:08“Ülkenin Sahibi Biz Miyiz?”
09 Mayıs 2026 Cumartesi 07:56Zaman mı Değişti? Biz mi Değiştik?
08 Mayıs 2026 Cuma 06:58Siyasileri Hopsait Kim Düşürüyor !
07 Mayıs 2026 Perşembe 06:36“Sen Yanmazsan, Ben Yanmazsam…”
06 Mayıs 2026 Çarşamba 08:12Mübarek Topraklar ve Osmanlı’nın Sessiz İzleri
05 Mayıs 2026 Salı 07:53Sel Gider, Hışı Kalır!
04 Mayıs 2026 Pazartesi 05:16
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.