Şirketi Devir Et, Aklını Yitir!

Şirketi Devir Et, Aklını Yitir!

“Duy da inanma” derler ya… İşte tam da öyle bir olayla karşı karşıya kaldık.

Bir dostumuzun yaşadığı sıkıntıyı dinlerken, yıllar öncesine gittim. Çünkü benzer bir çileyi yaklaşık 20 yıl önce bizzat yaşamış biriyim. Bir anonim şirkette sadece 72 gün yönetim kurulu başkanlığı yaptım. Ardından şirketi tüm hukuki prosedürlere uygun şekilde devrettik. Hisse devri noterde yapıldı, Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlandı, yani her şey kitabına uygundu.

Ama ne oldu?

Aradan yıllar geçmesine rağmen SSK ve Maliye, bizden sonraki dönemlere ait borçlar için kapımıza dayandı. Hacizler, yazılar, işlemler… Hukuken sorumlu olmadığımız borçlar için yıllarca uğraştık. Çok şükür, uzun bir mücadelenin ardından kurtulduk. Ama o süreçte yaşanan stres, moral bozukluğu ve zaman kaybı cabası… Şirket mi ? devir etme kapat gitsin !

Bugün ise benzer bir hikâyeyi bir dostumuzdan dinledim.

Yıllarca alın teriyle çalışan, emeğiyle ekmeğini tırnakları ile kazıyarak , kazanan bir iş insanı kardeşimiz… Tam 6 yıl önce borçsuz şekilde devrettiği şirket yüzünden bugün yeniden sıkıntı yaşıyor. İstanbul’dan gelen bir banka avukatı, polis ve icra memurlarıyla birlikte kapısına dayanmış.

Gerekçe ne?

Şirketin devrinden sonra, yani kendisinin hiçbir bağı kalmadığı dönemde kullanılan krediler! için sizi bulduk hacı yapacağız diyorlar..

Oysa gerçek çok açık:

  • Şirket 6 yıl önce devredilmiş
  • Devir ticaret siciline tescil edilmiş
  • Eski ortak tamamen ayrılmış
  • Sonradan alınan kredilerde hiçbir imza, kefalet ya da teminat yok

Buna rağmen eski kurucuya yönelmek, hukuken zayıf olduğu kadar vicdanen de tartışmalıdır.

Çünkü şirket borcu, şirketin tüzel kişiliğine aittir. O borcun muhatabı, krediyi kullanan dönemin yönetimidir. Eski ortak, eğer imza atmamışsa, kefil olmamışsa, teminat vermemişse sorumlu değildir.

Peki neden böyle girişimler oluyor? , Bunu Banka'nın avukatı bilmiyor mu bizden iyi biliyor ama :

Maalesef bazı çevrelerde şu anlayış hâkim:
“Büyük şehirde tahsil edemedik, Anadolu’da deneriz. Korkar, öder.”

İşte asıl mesele budur.

Anadolu insanının iyi niyetini, hukuk bilgisinin sınırlı olmasını fırsat bilen bu yaklaşım, kabul edilemez.

Peki ne yapılmalı?

Öncelikle panik yapılmamalı.

Eski kurucu:

  • Bankadan talebin hukuki dayanağını yazılı olarak istemeli
  • Hiçbir belgeye imza atmadığını net şekilde ortaya koymalı
  • Eğer icra işlemi başlatılırsa süresi içinde itiraz etmeli
  • Gerekirse mutlaka bir avukatla süreci yürütmeli

Unutulmamalıdır ki:
İmza yoksa, kefalet yoksa, sorumluluk da yoktur.

Sonuç olarak…

Evet, hukuken çoğu zaman bir şey çıkmaz. Ama bu süreçler insanı yorar, üzer, moralini bozar. Yıllarca emek verip kurduğunuz hayat, bir anda kapınıza gelen icra memurlarıyla sarsılır.

Belki de en acı ders şudur:

Şirketi devretmek bazen yetmez…
Sistemin açıkları ve kötü niyetli yaklaşımlar yüzünden, geçmiş peşinizi bırakmayabilir.

Bu yüzden artık birçok kişi aynı noktaya geliyor:

“Şirketi devretme… Kapat, kurtul!”

Acı ama gerçek…

Hayırlı günler diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Gülay Doğan Arşivi