Ali Aydın
İRAN: Bin Yıllık Türk Devlet Aklının Coğrafyası
İRAN: Bin Yıllık Türk Devlet Aklının Coğrafyası
Tüm haber kanalları ABD nin, İran'a askeri müdahale edeceği ile ilgili yayınlar yapmakta, İslam dünyası sessiz neden sessizliği bende başka bakış açısından ele alıyorum.Bu atılan bombalar ile bölgede ölen kişiler kimler diye şöyle bin yıllık tarihe götürmek istedim. Hemşerimiz Aşık Mahzuni Şerifin en sevdiğim sözü ile Katil, Katil, Katil Amerika...Okuyup yorumlarınız ile katkı beklerim.
İRAN: Bin Yıllık Türk Devlet Aklının Coğrafyası
Tarih bazen yüksek sesle konuşur; ama onu duymak istemeyenler için sessizdir. İran coğrafyası da böyledir. Bugün çoğu zaman tek bir kimlik üzerinden anlatılan bu kadim topraklar, gerçekte yaklaşık bin yıl boyunca Türk devlet geleneğiyle yönetilmiş bir coğrafyadır.
Gaznelilerle başlayan,
Selçuklularla kurumsallaşan ve Kaçarlara kadar uzanan bu uzun tarihsel süreç;
bir tesadüf değil, süreklilik gösteren bir hâkimiyet zinciridir.
Gazneliler, Selçuklular, Harzemşahlar, İlhanlılar, Timurlular, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Safevîler, Afşarlar ve Kaçarlar… İsimler değişmiş, hanedanlar yıkılıp yenileri kurulmuş olabilir; ancak değişmeyen tek gerçek şudur: İran coğrafyası, yüzyıllar boyunca Türk siyasi aklıyla idare edilmiştir.
Bu hâkimiyet yalnızca kılıçla kurulmuş bir üstünlük değildir. Devlet teşkilatı, ordu yapısı, yönetici sınıf ve hatta mezhep düzeni bu Türk hanedanları döneminde şekillenmiştir.
Bugün İran’ın resmî mezhebi olan Şiîlik, Safevîler döneminde devlet kimliği hâline getirilmiştir. Safevî Devleti’nin omurgasını ise Kızılbaş Türkmenler oluşturmuştur. Başkent Tebriz’dir; yani Türk nüfusun merkezinde bir siyasal akıl vardır.
Daha da çarpıcı olan ise şudur: Modern İran’ın sınırları ve idarî çerçevesi, son Türk hanedanı olan Kaçarlar döneminde oluşmuştur.
1925 yılına kadar İran’ı yöneten Kaçarlar, Azerbaycan Türkü bir hanedandır. Yani bugünkü İran devleti, şeklen Fars milliyetçiliği üzerine inşa edilmiş olsa da, tarihsel temelinde Türk devlet mirasını taşır.
Gelelim en tartışmalı konuya: Nüfus meselesine. İran’da Türkler mi çoğunluktur, Farslar mı?
Bu soru çoğu zaman ideolojik reflekslerle cevaplanır. Oysa gerçek, sayım yöntemlerinde gizlidir.
Farslar tek bir kimlik altında toplanırken; Azerbaycan Türkleri, Kaşkaylar, Türkmenler, Horasan Türkleri, Afşarlar ve Şahsevenler ayrı ayrı gösterilir. Parçalanan kimlik küçülür; birleşen kimlik büyür.
Bu nedenle doğru ifade şudur: İran’daki en büyük etno-dil unsurlardan biri Türklerdir ve ülkenin her bölgesine yayılmış durumdadırlar.
Türkçe, İran’da bugün hâlâ milyonlarca insanın ana dilidir. Bu, geçici bir göçün değil; köklü bir tarihsel varlığın sonucudur.
Sonuç olarak şunu açıkça söylemek gerekir: İran, sadece Pers tarihinin değil; aynı zamanda Türk tarihinin de merkez coğrafyalarından biridir. Bu gerçeği kabul etmek kimseyi küçültmez, aksine tarihi yerli yerine oturtur. Çünkü tarih, inkâr edilince değil; doğru okununca anlam kazanır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.