Bir Babanın Yüreğinde: Kısa Dönem, Büyük Vazife

Bir Babanın Yüreğinde: Kısa Dönem, Büyük Vazife
Hayat, insana bazı anlar yaşatır ki; ne kadar güçlü olursanız olun, yüreğinizin en derininde bir sızı hissedersiniz. İşte bugün, benim için o günlerden biri…
Bir zamanlar elimden tutup yürümeyi öğrettiğim, dizleri kanadığında başını okşadığım, geceleri üstünü örtüp dua ettiğim evladımı; şimdi vatan borcunu ödemek üzere asker ocağına uğurluyorum. Halil Seyda’nın ilk adımlarını attığı o evin kapısından, bugün onu bambaşka bir yola uğurluyorum.
Zaman ne çabuk geçti…
Daha dün gibi; küçücük ayaklarıyla koşuşturduğu günler, “baba” diye seslenişi hâlâ kulaklarımda. Şimdi o ses, yerini vakur bir vedaya bırakıyor. İçimde hem tarifsiz bir gurur hem de derin bir hüzün var.
Oğlum askerlik görevini kısa dönem yapacak…
Belki süresi kısa, belki ayrılık daha az gibi görünebilir. Ama biz biliriz ki; askerlik, süresiyle ölçülen bir vazife değildir. Türk milleti için askerlik, her şartta kutsal bir görevdir. Kısa da olsa, uzun da olsa; giyilen o üniforma aynı şerefi, aynı sorumluluğu taşır.
Bir de bu vazifenin ayrı bir manası var benim için…
Evladım, askerlik görevini Bileçik ’te yapıyor. Burası sadece bir ilçe değil; Osmanlı ’nun filizlendiği topraklardır. Bir cihan devletinin ilk adımlarının atıldığı, bir milletin tarih sahnesine güçlü bir şekilde çıktığı yerdir.
Düşündükçe insanın yüreği başka türlü çarpıyor…
Bir zamanlar atalarımızın otağ kurduğu, adaletle hükmettiği bu topraklarda; bugün benim oğlum da vatan nöbetinde. Bu, bir baba için sadece gurur değil, aynı zamanda derin bir tarih şuurudur.
Ve bugünler…
Aynı zamanda Türk milliyetçiliğinin önemli isimlerinden Alpaslan TÜRKEŞ ’in vefat yıl dönümünü de idrak ettiğimiz günlere denk geliyor. Ömrünü milletine, devletine ve Türk gençliğine adamış bir liderin hatırası, böyle bir uğurlayışta insanın zihninde daha da anlam kazanıyor. Onun “önce ülkem ve milletim” anlayışı, bugün evladını askere gönderen her babanın yüreğinde yeniden yankılanıyor.
Çünkü bu topraklarda asker olmak; sadece bugünü değil, geçmişi ve ideali de omuzlamaktır. Ecdadın izinde yürümek, bayrağı yere düşürmemektir. Ve benim oğlum da şimdi o izlerin üzerinde, aynı inançla görev yapacak.
Ama bir baba yüreği işte…
Gururla dimdik durmaya çalışırken, gözlerindeki nemi saklamaya çalışır. İçinden sessizce dualar yükselir:
“Allah’ım, evladımı koru. Ayağına taş değdirmeden, sağ salim dönmesini nasip et.”
Bugün ben bir baba olarak, yüreğimin bir parçasını asker ocağına gönderiyorum.
Ama biliyorum ki o artık sadece benim evladım değil…
Bu vatanın bir neferi, bu milletin bir emanetidir.
Ve ben, başım dik, yüreğim dua ile diyorum ki:
“Git oğlum Halil Seyda…
Söğüt’ün ruhuna yakışır şekilde bu kutsal vazifeyi yerine getir.
Vatan sana, biz de Allah’a emanetiz.”
— 04.04.2026 Ali AYDIN - Söğüt BİLEÇİK

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Ali Aydın Arşivi