Din ile Alay Şaka Değildir

Din ile Alay Şaka Değildir

Sevgili Okurlarım,

Son yıllarda sosyal medyada, televizyon programlarında ve günlük sohbetlerde "şaka" adı altında dinî değerlerin konu edildiğine sıkça şahit oluyoruz. Kimi zaman bir fıkra, kimi zaman bir skeç, kimi zaman da birkaç beğeni uğruna yapılan paylaşımlar... İnsanlar güldürüyoruz zannederken, aslında çok ağır bir sorumluluğun altına girebildiklerinin farkında olmayabiliyorlar.

Deniz Göktaş , diye biri çıktı insanları güldüreceğim derken, insanların imanı gitti onun anlattıklarına gülen herkes kafir oldu. Dini fıkra olmaz, Allah korusun insanın imanı gider kafir olurda farkına varmaz.

İslam dini, mizaha karşı değildir. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) de zaman zaman tebessüm ettirmiş, şaka yapmış; ancak hiçbir zaman yalan söylememiş, hiç kimsenin onurunu incitmemiş ve asla Allah'ın diniyle, ayetleriyle veya ibadetlerle alay etmemiştir.

Mümin için mizahın da bir edebi vardır.

Kur'an-ı Kerim'de, Allah'ın ayetleriyle alay edilmesi ağır bir şekilde kınanmıştır. Din âlimleri de, Allah'a, Kur'an'a, Peygamber'e veya dinin kesin hükümlerine hakaret etmek, onları küçümsemek ya da alay konusu yapmak gibi fiillerin son derece büyük bir günah olduğunu ifade etmişlerdir. Böyle sözlerin, kişinin niyetine ve kastına göre çok ağır dinî sonuçlar doğurabileceğini belirtmişlerdir. En önemlisi Müslüman iken dinden çıkarak mürtet olur, yani kafir olur, bunların anlattıklarına gülende kafir olur.

Burada önemli olan husus şudur: Bir insanın imanına veya küfrüne hükmetmek, bireylerin değil, dinî ilimlerde ehil olan âlimlerin ve gerekli şartlarda yetkili mercilerin değerlendireceği ciddi bir meseledir. Gündelik hayatta "Şunu yaptı, kesin kâfir oldu." demek doğru ve sorumlu bir yaklaşım değildir. Çünkü tekfir, yani bir Müslümanı dinden çıkmakla itham etmek, İslam'da son derece ağır bir konudur.

Ancak şu gerçeği de göz ardı edemeyiz: Dinle alay etmek, Allah'ın ayetlerini eğlence malzemesi yapmak, ibadetleri küçümsemek veya Peygamber Efendimizi hafife alan sözler söylemek, İslam'ın asla hoş görmediği davranışlardır. Mümin, böyle ortamlardan uzak durmalı; bu tür konuşmaları teşvik etmemeli, yaymamalı ve alkışlamamalıdır. İslam ile alay eden şerefsizler kadar , Müslüman da cesur olmalıdır.

Peki ya gülenler?

Her gülme aynı değildir. İnsan bazen ne söylendiğini anlamadan, bazen ortamın etkisiyle gülebilir. Bazen de yapılan alayı benimseyerek, onaylayarak gülebilir. Din âlimleri, burada kişinin niyetinin, kastının ve neyi tasdik ettiğinin önemli olduğunu belirtmişlerdir. Bu nedenle, "Buna gülen herkes kesin dinden çıkar." şeklinde genel ve kesin hükümler vermek doğru değildir. Fakat dinle alay edilen bir mecliste bundan hoşnut olmak, bunu desteklemek veya yaygınlaştırmak, müminin sakınması gereken çok tehlikeli bir davranıştır. imanı gider farkında olmaz ! din dalga geçilecek konu değil.

Bugün özellikle sosyal medya, insanları birkaç saniyelik videolarla güldürmeye çalışıyor. Ne yazık ki bazen bunun bedeli dinî değerlerin küçümsenmesi oluyor. Oysa birkaç kahkaha uğruna ebedî hayatı ilgilendiren meseleleri hafife almak, akıllı bir mümine yakışmaz.

İnancımız bize edebi öğretir.

Mizahın da sınırı vardır.

Eleştirinin de sınırı vardır.

Özgürlüğün de sınırı vardır.

Başkalarının kutsalına saygı göstermek, birlikte yaşamanın da temel şartıdır.

Geliniz, çocuklarımıza ve gençlerimize güldürürken düşündüren, ama kutsallarımızı incitmeyen bir mizah anlayışını miras bırakalım.

Unutmayalım ki söz ağızdan çıkar; ama bazen insanın dünyasını da ahiretini de etkileyebilir. Bu sebeple konuşmadan önce düşünelim, paylaşmadan önce tartalım, gülmeden önce neye güldüğümüzü vicdanımıza soralım.

Kalın sağlıcakla...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir Doğan Arşivi