Gülay Doğan
Ben Anadoluyum
Ben Anadoluyum
Sevgili Okurlarım,
Ben Anadolu'yum...
Bazen Kul Ahmet olur, haksızlığa karşı yuh çekerim.
Bazen Âşık Mahzuni Şerif olur, "Fırıldak Adam" diye haykırırım.
Dün doğdum, bugün yaşlandım; yarın toprağa döneceğim.
Bazen Âşık Nurşani gibi sorarım:
"Zaman mı hızlandı, vakit mi değişti?"
Gerçekten de zaman başka akıyor artık... Gecelerimi kaybettim, günler bana yabancı. Geçen yıllar yalnızca gençliğimi değil; dostlarımı, umutlarımı ve nice hatıralarımı da alıp götürdü. Bugün ise kendi şehrim bile bana yabancı...
Bir kalemde 494 bin lirayı çarpana, içimdeki isyanla Arzu Balcı gibi beddua ederim:
"Belin doğrulmasın, yerlerde sürün; gördüğünden imdat dileyen ol!"
Sonra yoksulun kapısına uğrarım.
Bedri Karahan olur, içimden yükselen feryadı dillendiririm:
"Fakirin hâlini kimse sormuyor..."
Bazen Âşık Yener olur, gülümseyerek sorarım:
"Kız sen İstanbul'un neresindensin?"
Sonra bir sevdanın tam ortasında bulurum kendimi.
Abdurrahim Karakoç gibi;
"Sarı saçlarına deli gönlümü bağlamışım, çözülmüyor Mihriban..."
derken, aslında kaybettiklerimi ararım.
Kimi zaman Erkan Yoksul , misali fısıldarım:
"Bu sevdamız gizli kalsın... Sus da Leylam duymasınlar..."
Çünkü bazı sevdalar, dile geldiği gün öksüz kalır.
Bazen Malatyalı İbrahim olurum.
Yüreğim sessizce söylenir:
"Gözyaşlarım ince ince durmaz oldu sen gidince... Neredeydin senelerce, şimdi mi geldin aklına?"
Sonra kaderin ağır yükünü omuzlayanlardan biri olurum.
Selahattin Cesur gibi;
"Aşk mahkûmlarına af yok mu Yarab?"
diye seslenirim gökyüzüne.
Issız bir köşede rastladığım her mahzun yüzde kendi hikâyemi görürüm. Çünkü bu topraklarda acılar birbirine benzer.
Bazen Âşık Maksudi Feryadi olur, kırılmış gönüllerin diliyle konuşurum:
"Yüreğiniz yansın..."
Çünkü güven dediğimiz şey, en çok da bu çağda yaralanmıştır.
Sonra bir türkü yükselir memleketimin bağrından...
Mustafa Uğur söyler:
"Ölmem mi? Beni taşlara vurun... Aynı tabut içinde kardeşime götürün..."
İşte Anadolu'nun yüreği tam da burada kanar.
Bu topraklarda ağıt da bizimdir, türkü de bizimdir; sevda da bizimdir, ayrılık da... Yoksulluk da bizimdir, bereket de... Acıyı da paylaşırız, ekmeği de...
Sözün sonunu yine büyük ozan Âşık Mahzuni Şerif ile bağlamak isterim:
"Bugün de böyle oldu... Bu sene de böyle oldu..."
Çünkü ben Anadolu'yum...
Bin yıllık medeniyetlerin mirasıyım.
Bir elimde saz, bir elimde dua...
Bir yanım Çanakkale, bir yanım Maraş...
Bir yanım Dicle, bir yanım Fırat...
Ben, acıyla yoğrulmuş umudun adıyım.
Ben Anadolu'yum...
Ve var oldukça; türküler susmayacak, ozanlar tükenmeyecek, bu toprağın sesi hiçbir zaman kesilmeyecektir.
Kalın sağlıcakla...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.