Bekir Doğan
Çok Kırdık, Döktük…
Çok Kırdık, Döktük…
Bu ülkede son yıllarda çok şey yaptık.
Ama en çok da kırdık, döktük…
Bir dönem “FETÖ” dedik;
Suçu, kastı, niyeti olmadan, yalnızca “Allah rızası için” okuluna, yurduna, dershanesine yardım etmiş insanları ya cezaevine gönderdik ya da yurt dışına savrulmalarına sebep olduk.
İş insanlarının moralini bozduk.
Üreteni, istihdam sağlayanı, vergi veren insanları boynu bükük, kara kara düşünür hâle getirdik.
Ardından 6 Şubat 2023…
“Asrın felaketi” dediğimiz, 11 ilimizi etkileyen büyük deprem.
Bu kez de yıkılan binaların;
mühendisini, mimarını, müteahhidini, ustasını, çırağını…
Kimi bulduysak tutukladık.
Peki meseleye soğukkanlı, bilimsel ve hukuki açıdan hiç baktık mı?
Bu Ülke Depremle Yaşıyor
Türkiye, 1939 Erzincan’dan bugüne kadar onlarca büyük deprem yaşadı:
1939 Erzincan
1943 Ladik
1944 Gerede
1946 Varto
1949 Karlıova
1953 Yenice
1966 Varto
1970 Gediz
1971 Bingöl
1975 Lice
1976 Muradiye
1983 Erzurum-Kars
1992 Erzincan
1998 Ceyhan
1999 Gölcük
1999 Düzce
2003 Bingöl
2011 Van
Ve nihayet 6 Şubat 2023…
1939’dan 2025’e kadar yaklaşık 20 büyük, can kaybı yaşanan ise 50’ye yakın küçük ölçekli 50-100 kişinin öldüğü deprem var.
Ve her büyük deprem sonrası imar mevzuatı değişmiş, yapı yönetmelikleri yenilenmiş.
Yani bugün 30–40 yıl önce yapılmış bir binayı, bugünün bilgisi ve yönetmeliğiyle yargılamak ne kadar adil?
1999 Bir Milattır
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrası yapı mevzuatında köklü değişiklikler yapılmıştır.
6 Şubat depremlerinde Kahramanmaraş özelinde görüyoruz ki:
Yeni yapılan binalardan yalnızca çok sınırlı sayıda yıkım yaşanmıştır.
Yıkılan yapıların büyük bölümü 20–30 yıl ve üzeri yaşlı binalardır.
Bu tablo bize şunu söylüyor:
Sorumluluk, binanın yapıldığı tarihteki yönetmelik ve uygulamalar üzerinden değerlendirilmelidir.
Aksi hâlde adalet değil, intikam hukuku üretmiş oluruz.
Devlet Sahada, Emeği Büyük
Hakkı teslim edelim:
TOKİ, Emlak Konut, belediyelerimiz ve iş insanlarımız deprem bölgesini adeta şantiyeye çevirdi.
Bugüne kadar yaklaşık 450 bin konut hak sahiplerine teslim edildi.
Bu, dünyada örneği az görülen bir organizasyondur.
Allah devlete zeval vermesin.
Ama Bir De Tutuklular Var…
Deprem tutuklularının durumu da artık soğukkanlılıkla yeniden ele alınmalıdır.
Elbette kusuru, ihmali, kasıtlı suçu olan hukuk önünde hesap vermelidir.
Buna kimsenin itirazı yok.
Ancak:
Binanın yapım yılı,
O günkü mevzuat,
Denetim mekanizmaları,
Kamu sorumluluğu
tümü birlikte değerlendirilmeden yapılan her genelleme, adaleti zedeler.
Kaş Yaparken Göz Çıkarmayalım
Bugüne kadar yaşayarak öğrendik ki;
Kaş yapalım derken göz çıkarmanın,
yakıp yıkmanın, herkesi aynı torbaya koymanın bir faydası yok.
Bu ülkenin adalete,
üretime,
vicdana
ve aklıselime ihtiyacı var.
Depremle mücadele, intikamla değil,
bilimle, hukukla ve adaletle kazanılır.
Hayırlı Pazarlar Diliyorum Dostlar !
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.