Gülay Doğan
Bankaların İçi Boşaltılıyor mu?
Bankalar, Bankerler, Finans Kurumları ve Katılım Bankaları!
Bankaların İçi Boşaltılıyor mu?
Sevgili Okurlarım,
Bugün 7 Haziran 2026 Pazar.
Pazar günü evde olunca sizlere biraz uzun bir köşe yazısı yazma gereği duydum.
Hani Çiftlik Bank, Tosuncuklar, kripto para piyasalarında yaşanan mağduriyetler var ya... İnsanlar yüksek kazanç beklentisiyle birikimlerini teslim etti, ancak birçok kişi mağdur oldu. Kimi yurt dışına kaçtı, kimi hakkında hukuki süreçler başlatıldı. Sonuçta zarar gören yine vatandaş oldu.
Bir dönem faiz haram diyerek birikimlerini farklı finansal yapılara emanet edenler de oldu, yüksek kazanç vaadiyle hareket edenler de... Sonuç değişmedi; güven kayboldu, insanlar mağduriyet yaşadı.
Allah mı desem, faiz mi yesem?
Ben gazeteci olarak 1970 yılından bu yana bu ülkenin ekonomik ve sosyal gelişmelerini yakından takip eden biriyim.
Türkiye'de bankerlik sistemi özellikle 1970'li yılların sonlarında gelişmeye başlamış, asıl büyümesini ise 24 Ocak 1980 ekonomik kararlarından sonra yaşamıştır. Faizlerin serbest bırakılmasıyla bankerler çok yüksek getiri vaat ederek halktan para toplamaya başlamışlardır.
Sistem kısa sürede büyüdü ancak yeterli denetim mekanizmalarının bulunmaması nedeniyle ciddi sorunlar ortaya çıktı.
Ne zaman çöktü?
İlk büyük iflaslar 1981 yılının sonlarında görülmeye başladı.
Kriz 1982 yılında zirveye ulaştı. Bazı bankerler yurt dışına çıkarken, bazıları hakkında yasal süreçler başlatıldı.
Ünlü bankerlerden Cevher Özden'in (Banker Kastelli) yurt dışına çıkmasıyla sistemdeki güven büyük ölçüde sarsıldı ve panik büyüdü.
Temmuz 1982'de hükümet bankerlerin tasfiyesi için düzenlemeler yaptı ve bankerlik dönemi fiilen sona erdi.
Olan ise tasarruflarını bu sisteme emanet eden vatandaşlara oldu. On binlerce, yüz binlerce kişi önemli maddi kayıplar yaşadı. Paraları Bankerler yedi !
Devlet daha sonra finansal denetimleri artırmak zorunda kaldı.
Kısaca özetlemek gerekirse:
- 1970'ler: Bankerlik faaliyetlerinin yaygınlaşması
- 1 Temmuz 1980: Faizlerin serbest bırakılması ve bankerlerin hızlı büyümesi
- 1981 sonu: İlk büyük iflaslar
- Haziran–Temmuz 1982: Bankerler Krizi ve sistemin çöküşü
- 1982 sonrası: Tasfiye ve sıkı denetim dönemi
Bu olay Türkiye ekonomik tarihinde "1982 Bankerler Krizi" olarak anılmaktadır.
Bankaya para yatırmak istemeyen birçok vatandaş, birikimlerini bankerlik sistemine yönlendirdi. Sistem çökünce de tasarruflarının önemli bölümünü kaybetti.
Türkiye'de bankaların mali yapılarının bozulması ve bazı bankaların TMSF'ye devredilmesi süreci ise en yoğun şekilde 1990'lı yılların sonları ile 2000-2001 krizleri döneminde yaşandı.
Faiz yemek istemeyen, Allah diyen vatandaş parasına helal kapı aradı, Sanayi yatırımına ortak oldu, onlarda battı.
Süreç nasıl başladı?
1980'lerden sonra finans sektörünün serbestleşmesiyle çok sayıda özel banka kuruldu. Ancak bazı bankalarda kötü yönetim, grup şirketlerine yoğun kaynak aktarımı ve yetersiz denetim gibi sorunlar ortaya çıktı.
Özellikle 1994 krizinden sonra mali yapısı bozulan bazı bankalar ayakta kalmakta zorlandı.
Hangi dönemde yoğunlaştı?
1997-2001 yılları arasında çok sayıda banka devlet tarafından denetim altına alındı.
1999 yılında kurulan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), sorunlu bankalara el koymaya başladı.
Kapatılan veya TMSF'ye devredilen bazı bankalar:
- İmar Bankası
- Egebank
- Yurtbank
- Yaşarbank
- Sümerbank
- Esbank
- Etibank
- Kentbank
- Toprakbank
- Bayındırbank
- Pamukbank
Sevgili Okurlarım,
Türkiye'de modern bankacılık sistemi yıllar içerisinde birçok yasal düzenlemeyle güçlendirilmiştir.
Türkiye'de faaliyet gösteren banka sayısı bugün 60'ın üzerindedir.
Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yüzlerce yerli ve yabancı sermayeli banka kurulmuştur. Bunların bir kısmı ekonomik krizler, birleşmeler ve tasfiyeler sonucunda faaliyetlerine son vermiştir.
En Büyük Kriz
Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizleri sırasında bankacılık sistemi ağır darbe aldı. Çok sayıda banka TMSF'ye devredildi veya başka bankalarla birleştirildi.
2001 krizinin Türkiye ekonomisine maliyetinin milyarlarca dolar olduğu tahmin edilmektedir.
1997-2003 arasında yaklaşık 25 banka TMSF'ye devredildi. 2001 krizinde olan yine millete oldu, Paralar uçup gitti. Bugünkü gibi ekonomik kriz ve sıkıntı vardı bakın çok değil 25 yıl önceden söz ediyorum.
Bir kısmı tasfiye edildi.
Bir kısmı başka bankalara satıldı veya birleştirildi. Vatandaş Finans kurumu mu ? Katılım bankası mı ? Faizli bankaya mı yatırsak, İslam Dini ile Vicdanı arasında gidip geliyor !
2001 sonrası çıkarılan yeni bankacılık kanunları ve BDDK denetimleri sayesinde sektör daha sağlam bir yapıya kavuşturuldu.
Kısacası, Türkiye'de bankacılık sektörünün en zor dönemlerinden biri 1997-2003 yılları arasında yaşanmış, en büyük sarsıntı ise 2000-2001 krizleri sırasında görülmüştür.
Türkiye'de katılım bankacılığının temeli 1983 yılında atılmıştır. O yıl çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararı ile "Özel Finans Kurumları" adı altında faizsiz bankacılık faaliyetlerine izin verilmiştir.
İlk katılım bankaları şu tarihlerde kurulmuştur:
- 1984: Albaraka Türk
- 1984: Faisal Finans
- 1989: Kuveyt Türk
- 1991: Anadolu Finans
- 1996: Asya Finans
- 2005: Katılım Bankacılığı düzenlemesi
- 2015: Ziraat Katılım
- 2016: Vakıf Katılım
- 2019: Emlak Katılım
İhlas Finans, 1995 yılında kurulmuş ve 2001 yılında faaliyetlerini durdurmuştur. Kurumun kapanmasının ardından uzun yıllar çeşitli hukuki ve ekonomik değerlendirmeler yapılmış, tasfiye süreci devam etmiştir.
Bir başka önemli bilgi de şudur:
2001 ekonomik krizinde birçok özel banka ciddi sorunlar yaşarken, katılım bankalarının büyük bölümü faaliyetlerini sürdürmeyi başarmıştır. Ancak İhlas Finans faaliyetlerini durdurmuş, Bank Asya ise ilerleyen yıllarda bankacılık sisteminden çıkarılmıştır.
Türkiye'de faaliyet gösteren katılım bankalarının temeli 1983-1985 döneminde kurulan ilk faizsiz finans kuruluşlarına dayanmaktadır.
Geçmişte yüksek kazanç beklentisiyle ortaklık sistemiyle kurulan bazı şirketler ve yatırım organizasyonları zaman içerisinde yönetim sorunları, ekonomik krizler, piyasa şartları ve çeşitli yapısal nedenlerle ciddi sıkıntılar yaşamıştır. Bu süreçlerde çok sayıda vatandaş mağdur olmuştur.
Bugün 2026 yılına geldiğimizde ise farklı bir tabloyla karşı karşıyayız.
Kamu kaynaklarının kullanımı, kredi politikaları, ekonomik desteklerin dağılımı ve finans sisteminin sürdürülebilirliği konusunda toplumda ciddi tartışmalar bulunmaktadır.
Türkiye ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu sorunlar küçümsenmeyecek boyuttadır.
Eğer ekonomik riskler doğru yönetilemez, mali disiplin korunamaz ve kaynaklar verimli kullanılmazsa, ilerleyen dönemlerde finans sektörü üzerinde yeni baskılar oluşabilir.
Türk milleti bazen geçmişte yaşanan ekonomik krizlerden yeterince ders çıkaramıyor. Oysa tarih bize aynı hataların tekrar edilmesi hâlinde benzer sonuçların ortaya çıkabileceğini gösteriyor.
Bugün de hangi siyasi görüşten olursa olsun; kamu kaynaklarının korunması, şeffaflık, hesap verebilirlik ve adalet herkes için ortak bir sorumluluktur.
A Bankasından düşük maliyetli kredi kullanıp başka alanlarda değerlendirenlerin oluşturduğu dengesizlikler zaman zaman ekonomi yönetiminin de dikkat çektiği konular arasında yer almaktadır.
Bugün Türkiye'de çok sayıda yerli ve yabancı sermayeli banka faaliyet göstermektedir. Finans sisteminin sağlıklı işlemesi ise yalnızca bankaların değil; devletin, denetim kurumlarının, şirketlerin ve vatandaşların ortak sorumluluğudur.
Kim ne anlarsa anlasın; geçmişte yaşanan banker krizleri, banka krizleri ve finansal mağduriyetler bize önemli dersler vermektedir.
Ak "Zübük " Kaynak Zübük" seni beni soyarken, kamu bankalarından ödenmeyecek kredi çıkardığına şahit oluyoruz !
Buda geçmişi 1970 den bugüne yaşamış biri olarak , Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dönemi bankacılık kanunu ve içi boşaltılan bankaları bilen biri olarak çok parlak gittiğimiz de söylenemez !
Tuz koktu, pis kokular her yerden geliyorsa : Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , ilgiler konuya el atarlarsa , batıklar sebebi ile Bankalar iflas etmekten kurtulur !
Bizden hatırlatması...
Kalın sağlıcakla dostlar...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.