Türkiye’yi Tuzağa Kim Çekiyor?

Türkiye’yi Tuzağa Kim Çekiyor?

Doğum kontrolü, kürtaj ve “Bakacağın kadar çocuk yap” sloganlarıyla bugün Türkiye’de doğum oranı ciddi şekilde düştü. Hem de ne düşüş… Son verilere göre doğurganlık oranı 1,9 seviyesine geriledi.

1960’lı yıllarda Türkiye’de doğurganlık oranı Batı illerinde 4,5; İç Anadolu ve Doğu’da ise 9,9 seviyelerindeydi. Bugün ise Batı illerimizde 1,5’e, Doğu illerimizde 2,9’a kadar düşmüş durumda.

İnsanlar çocuk yapacaklarına kedi-köpek beslemeyi tercih ediyor, bunun da adeta reklamı yapılıyor. Tv dizileri, kitaplar , sosyal medya sürekli bunu körüklüyor !.

Bakın; her evlenen genç çift 2 çocuk yaparsa, 50 yıl içinde nüfusumuz yaklaşık yüzde 25 azalır. Her çift 3 çocuk yaparsa nüfus yerinde sayar. 4 çocuk yapılırsa nüfus yüzde 25 artar.

Trafik kazaları, iş kazaları, çocuk ölümleri ve hastalık kaynaklı ölümleri de göz önüne aldığımızda, bugün her çiftin en az 5 çocuk yapması gerektiği ortaya çıkıyor.

Türk neslini kısırlaştıran raftaki gıda maddeleri !, bedava verilen doğum kontrol hapları , prezervatifler , ameliyatlar ve kordonları bağlatma gibi sistemlerle doğum yapan kadın sayısı hızla azaldı.

Son 66 yılda Batı Türkiye nüfusunu azaltmayı başardı. Bugün ise ekonomik batışa doğru gidiyoruz !

Yüksek Vergi Alan Devletler Batar

Tarih boyunca halka ağır vergiler yükleyerek ayakta kalmaya çalışan çok sayıda devlet, imparatorluk ve hanedan sonunda ekonomik çöküş, isyan ya da parçalanma yaşamıştır.

Kesin bir sayı vermek için çok kaynak karıştırmak gerek ama ; çünkü insanlık tarihinde binlerce devlet kurulmuş ve yıkılmıştır. Ancak tarihçiler, “aşırı vergi baskısının” devletlerin çöküş nedenlerinden biri olduğunu sıkça vurgulamaktadır.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Türkiye’yi batırmaya mı geldi?

Ağır vergiler, işçi hakları ve EYT düzenlemesiyle birlikte bugün Türkiye’de yaklaşık 17 milyon emekli bulunmaktadır. Ocak 2026 düzenlemesiyle 16 bin 881 TL olan taban maaş 20 bin TL’ye çıkarıldı.

86 milyon nüfusun yaklaşık 17 milyonu emekli maaşı almaktadır.

  • İşçi (SSK) emeklisi: yaklaşık 11,5 milyon
  • Esnaf/Çiftçi (Bağ-Kur) emeklisi: yaklaşık 2,9 milyon
  • Memur (Emekli Sandığı) emeklisi: yaklaşık 2,5 milyon

Türkiye genelinde SGK’ya kayıtlı aktif zorunlu sigortalı çalışan sayısı ise yaklaşık 23,3 milyon civarındadır.

Çalışanların ödediği primler, emekli maaşlarını karşılamaya yetmemektedir. 23 Milyon Çalışan 17 Milyon emekliye bakamaz hesap ortada sayın bakan !

Türkiye ekonomisine vurulan en büyük darbelerden biri, EYT kapsamında insanların 40’lı yaşlarda emekli edilmesidir.

Kedi-köpek besleyerek nüfusumuz her geçen gün eriyor.

Emekli sayımız artarken maliyenin kasası alarm veriyor.

Türkiye hem ekonomik hem de nüfus açısından ciddi bir risk sürecine doğru ilerliyor.

Şöyle bir tarihe baktığımızda, ekonomik nedenlerle çöken pek çok devlet görüyoruz:

Roma İmparatorluğu’nun Çöküşü

Son dönemlerinde ağır vergiler nedeniyle köylüler toprağını terk etti, üretim düştü. Halk üzerindeki ekonomik baskı merkezi yapıyı zayıflattı.

Fransız Devrimi

Fransa’da halk ağır vergiler altında ezilirken aristokrasi ve ruhban sınıfının ayrıcalıklı olması büyük öfke doğurdu. Sonunda monarşi devrildi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun Dağılma Süreci

Özellikle son dönemlerde artan vergi yükü, iltizam sistemi ve ekonomik bozulmalar halkı zorladı. Bu durum siyasi ve askerî sorunlarla birleşince devleti zayıflattı.

Rus Devrimi

Köylü üzerindeki ağır ekonomik yükler, savaşların maliyeti ve yoksulluk büyük toplumsal patlamalara neden oldu. Sonrasında Sovyet sistemi çöktü ve birçok yeni devlet ortaya çıktı.

Celali İsyanları

Anadolu’da ağır vergiler, tımar sistemindeki bozulmalar ve ekonomik krizler nedeniyle büyük halk ayaklanmaları yaşandı. Celali isyanları ve ilimizle ilgili bir yanı var bir başka zaman yazarım.

Tarih bize şunu göstermektedir:

Devletler yalnızca vergi topladığı için değil; adaletsiz vergi sistemi, yolsuzluk, üretimin düşmesi, gelir dağılımındaki bozulma ve halkın devlete olan güvenini kaybetmesi nedeniyle çöker.

İbn Haldun’un meşhur sözü de bu gerçeğe ışık tutmaktadır:

“Devletin kuruluşunda vergiler az, gelir çoktur; çöküş döneminde ise vergiler çok, gelir azdır.”

Yani baskıyla artırılan vergiler kısa vadede gelir getiriyor gibi görünse de uzun vadede üretimi, ticareti ve toplumsal huzuru bozarak devletin temelini zayıflatır.

Sanayici fabrikasını kapatırsa, esnaf iş yerini kapatırsa; devletin vergi alamadığı gün çöküş başlamış demektir. vergi adaletli olmalıdır. azdan az çoktan çok !

Bugün Türkiye’de bir yandan nüfus azalıyor, diğer yandan imalat sanayisinde yüksek enerji maliyetleri ve ağır vergi yükü çöküşün sinyallerini veriyor.

Türkiye’de artık yabancı işçiler çalışmaya başladı. Çalışan genç nüfus azalınca oluşan boşluğu yabancı işçiler dolduruyor. Böylece hem nüfusumuz azalıyor hem de kazanılan para yurt dışına gidiyor.

Diğer taraftan ağır vergiler nedeniyle sanayici yatırımını yurt dışına taşıyor. Bu konuda özellikle Mısır öne çıkmaya başladı.

Bizden bir uyarıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan söylediği gibi en az bugün 5 çocuk kampanyası yapmalıyız, bir yandan da üretici - Sanayici , ucuz enerji, vergi , SSK indirimi ve esnafında aynı şekilde desteklenmesi gerekmektedir.

Neslimizi kısırlaştıran yabancı menşeyli gıdalar bugünkü geldiğimiz durumdan kurtulmanın yolu : Doğal beslenme ve çok çocuk yapmaya bağlı !

Hayırlı günler diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir Doğan Arşivi