Bekir Doğan
Türkiye Çadır Devletimi ?
TÜRKİYE ÇADIR DEVLETİ Mİ?
Depremzede Belediyeler İdam Sehpasına mı Çıkarılıyor?
Sevgili Okurlarım,
6 Şubat 2023...
Kahramanmaraş merkezli Pazarcık ve Elbistan depremleri, Cumhuriyet tarihimizin en büyük felaketlerinden biri olarak hafızalara kazındı.
Resmî verilere göre;
53 bin 537 vatandaşımız hayatını kaybetti.
107 bin 213 kişi yaralandı.
11 il doğrudan etkilendi.
Yaklaşık 14 milyon insan bu felaketin içinde kaldı.
Asrın felaketini yaşadık.
Şimdi ise yeni bir felaket kapıda...
Depremden sonra devlet, yargı ve hukuk sistemi sorumluları aramaya başladı.
Müteahhitler...
Fenni mesuller...
Yapı denetim firmaları...
Kamu görevlileri...
Şimdi bunlara belediyeler de ekleniyor.
Depremde yakınlarını kaybeden vatandaşlar, belediyeler hakkında da maddi ve manevi tazminat davaları açıyor. Bazı davalar sonuçlanmaya başladı. Mahkemeler, olayın özelliklerine göre bazı belediyelerin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle tazminata hükmediyor. Bu kararların ardından belediyelerin mal varlıklarına haciz işlemleri uygulanabildiği de görülüyor.
Peki bunun sonu nereye gider?
İşte asıl sorulması gereken soru budur.
Belediyelere yöneltilen iddialar belli:
İmar ruhsatlarının usulsüz verilmesi,
Yapı denetim görevlerinin yerine getirilmemesi,
İmar mevzuatına aykırı yapılara göz yumulması,
Hizmet kusuru nedeniyle oluşan zararlardan sorumluluk.
Hukuken elbette herkes hesabını vermelidir.
Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ancak burada başka bir gerçek daha var.
Bugün milyarlarca lirayı bulabilecek tazminatlar belediyelerin omuzlarına yüklenirse, bunun bedelini kim ödeyecek?
Belediye başkanı mı?
Hayır.
Ruhsatı imzalayan memur mu?
Hayır.
Bu yükü, o şehirde yaşayan milyonlarca insan taşıyacak.
Bir belediyenin hesaplarına haciz konulduğunu düşünün...
Yatırım yapılamayacak.
Yollar yapılamayacak.
İçme suyu projeleri aksayacak.
Çöp hizmetleri zorlaşacak.
Yeni parklar yapılamayacak.
İtfaiye araçları alınamayacak.
Personel maaşları dahi ödenemez hale gelebilecek.
Yani cezayı yalnızca kurum değil, bütün şehir çekecek.
Depremden çıkan şehirler ikinci kez cezalandırılmış olmayacak mı?
Buradan Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne çağrıda bulunuyorum.
Deprem bölgesindeki belediyelerin hizmetlerini sürdürebilecekleri, vatandaşın mağduriyetini artırmayacak ve hukuki sorumluluk ile kamu hizmeti arasında denge kuracak yeni bir yasal düzenleme mutlaka değerlendirilmelidir.
Çünkü mesele yalnızca belediyeler değildir.
Mesele, 11 ilin geleceğidir.
Kahramanmaraş...
Hatay...
Adıyaman...
Malatya...
Osmaniye...
Gaziantep'in Nurdağı ve İslahiye ilçeleri...
Diğer deprem illeri...
Bu şehirlerin milletvekilleri, belediye başkanları ve yerel yöneticileri Ankara'da ortak bir irade ortaya koymalıdır.
Bu konu siyasi parti meselesi değildir.
Bu konu, deprem bölgesinin yeniden ayağa kalkma mücadelesidir.
Kim suç işlediyse elbette yargı önünde hesap vermelidir.
Ancak şehirlerin geleceğini ipotek altına alacak sonuçlar doğurabilecek uygulamalar da dikkatle değerlendirilmelidir.
Depremzede şehirlerin yeniden kalkınması, güçlü belediyelerle mümkündür.
Borç batağına sürüklenmiş, haciz kıskacındaki belediyelerle değil.
Bugün sessiz kalınırsa...
Yarın yalnız belediyeler değil, deprem bölgesinin tamamı ağır bir ekonomik darboğaza sürüklenebilir.
Ben sadece bir gazeteci olarak gördüğüm tehlikeyi kamuoyuyla paylaşıyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bütçesi bile bu rakamları ödemeye yetmez !
Takdir milletindir.
Kalın sağlıcakla...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.