Tasarruf mu? Önce Kamu İsrafını Bitirelim!

Tasarruf mu? Önce Kamu İsrafını Bitirelim!

Sevgili Okurlarım,

"Bize ne Ankara'nın işinden?" diyebilirsiniz. Ama mesele öyle değil. Ankara'da harcanan her kuruş, bu milletin alın teridir. Devletin kasasından çıkan her lira, 85 milyon vatandaşın cebinden çıkmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir. Güçlüdür, köklüdür. Ancak güçlü devlet olmanın yolu, kamu kaynaklarını hoyratça harcamaktan değil; milletin emanetine sahip çıkmaktan geçer.

Bugün vatandaşa "Tasarruf edin." deniliyor.

Peki devlet kendi içinde aynı hassasiyeti gösteriyor mu?

İşte asıl sorulması gereken soru budur.

Belediyelerde yıllardır konuşulan şişkin kadrolar...

İşe uğramadan maaş aldığı iddia edilen "bankamatik personelleri"...

Siyasi referanslarla işe alınan, üretmeden tüketen kadrolar...

Bunların maaşını kim ödüyor?

Elbette bu millet.

Kamu kurumlarında da manzara farklı değil. Gerçek anlamda çalışan, gecesini gündüzüne katan memurlarımızı tenzih ederek söylüyorum; bazı kurumlarda iş yükü ile personel sayısı arasında akıl almaz bir dengesizlik var. Bir odada iki kişinin yapacağı işe on kişi bakıyor, bazı yerlerde ise vatandaşın işi tek memurun omuzlarına bırakılıyor.

Bir başka gerçek daha var.

Görevden alınan ya da görev süresi sona eren bazı üst düzey bürokratlar, "uzman" unvanıyla Ankara'da yüksek maaş almaya devam ediyor. Devlete yıllarca hizmet etmiş insanların bilgi ve tecrübesinden elbette yararlanılmalıdır. Ancak gerçekten üretmeden, sadece makam değiştirerek maaş almaya devam eden sistem sorgulanmalıdır.

Dijital çağdayız.

E-Devlet uygulaması sayesinde onlarca işlem birkaç dakika içinde yapılabiliyor. Buna rağmen devlet teşkilatında hâlâ teknoloji öncesinin kadro anlayışı devam ediyor.

Bir başka tartışma konusu da milletvekili sayısıdır.

Yaklaşık 86 milyon nüfuslu Türkiye'de 600 milletvekili görev yapıyor. Bunun yanında danışmanlar, sekreterler, yardımcı personeller, makam araçları, lojmanlar ve diğer giderler de kamu bütçesine önemli bir yük oluşturuyor. Görev süresi sona erenlerin emeklilik ve diğer özlük hakları da uzun yıllar boyunca bütçeden karşılanıyor.

Aynı şekilde, dijitalleşmenin yaygınlaştığı günümüzde muhtarlık sisteminin görev ve yetkileri de yeniden değerlendirilmelidir. E-Devlet'in sunduğu hizmetler karşısında hangi görevlerin devam etmesi gerektiği, hangilerinin farklı bir modele dönüştürülebileceği objektif biçimde tartışılmalıdır. Hiçbir kurum veya makam dokunulmaz değildir; önemli olan milletin menfaatidir.

Kamu yönetiminde liyakat yerine akrabalık, dostluk veya siyasi yakınlık esas alındığında; üretim yerine torpil ödüllendirildiğinde, bedelini yine bu millet ödüyor.

Devletin bütçesini kemiren en büyük tehlike yalnızca faiz değildir...

En büyük tehlike israftır.

Çalışmadan maaş alanlar...

İşe gitmeden kadro işgal edenler...

Siyasi hatır için oluşturulan makamlar...

İhtiyaç fazlası danışmanlıklar...

Vatandaşın cebinden çıkan vergilerle finanse edilen lüks harcamalar...

Bunların tamamı milletin hakkıdır.

Bugün emekli geçinemiyor.

Asgari ücretli ay sonunu getiremiyor.

Esnaf yüksek maliyet altında eziliyor.

Sanayici finansmana ulaşmakta zorlanıyor.

Çiftçi üretim maliyetleriyle mücadele ediyor.

Böyle bir tabloda devletin yapması gereken ilk iş, vatandaşa fedakârlık çağrısı yapmak değil; önce kendi kapısının önünü süpürmektir.

Buradan Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a çağrıda bulunuyorum:

Kamuda kapsamlı bir tasarruf ve verimlilik seferberliği başlatılmalıdır.

İşe gitmeden maaş alan varsa hesabı sorulmalıdır.

İhtiyaç fazlası kadrolar yeniden gözden geçirilmelidir.

Kamu bankalarının kaynaklarını amacı dışında kullananlara göz açtırılmamalıdır.

Her kurum performans esasına göre denetlenmelidir.

Çünkü bu milletin tek kuruşu bile israf edilemeyecek kadar değerlidir.

Devletin itibarı gösterişli makam odalarıyla değil, adaletli yönetimiyle ölçülür.

Gerçek tasarruf, vatandaştan değil; israftan yapılır.

Bizden söylemesi…

Kalın sağlıcakla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir Doğan Arşivi