Mehmet Fatih Erdoğan
Sorumlu Yayıncılık: Sözlerimize Dikkat Edelim
Sorumlu Yayıncılık: Sözlerimize Dikkat Edelim
Dünyanın zor ve hassas bir dönemden geçtiği bugünlerde, özellikle gazetecilerin ve sosyal medya kullanıcılarının kullandığı dil büyük önem taşıyor. Çünkü bazen bir yanlış bilgi, bir eksik cümle ya da doğruluğu teyit edilmemiş bir paylaşım, toplumları ve hatta devletleri bile zor durumda bırakabilecek sonuçlara yol açabiliyor.
Son günlerde bölge ülkeleri etrafında dolaşan bazı iddialar bu gerçeği bir kez daha hatırlatıyor.
Suudi Arabistan’da bir kamyon dolusu füzenin ele geçirildiğine dair bilgiler konuşuluyor. İddialara göre bu füzeler İran yapımı değil, ABD merkezli bir şirket tarafından üretilmişti. Eğer bu füzeler yakalanmasaydı ve Suudi Arabistan’da patlasaydı, büyük ihtimalle saldırı İran’a mal edilecek ve bölge yeni bir savaşın içine sürüklenecekti.
Türkiye’de düşürülen füze olayı da henüz tüm yönleriyle netleşmiş değil. Hedefin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olduğu yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Ancak füze Türkiye hava sahasından geçtiği için hava savunma sistemlerimiz devreye girdi ve tehdit ortadan kaldırıldı. İran tarafı da Türkiye’ye karşı herhangi bir girişimlerinin olmadığını belirterek özür açıklamasında bulundu.
Bir başka dikkat çekici gelişme ise Nahçıvan çevresine düşen füzelerle ilgili iddialar. Bazı çevrelerin Azerbaycan ile İran arasında bir çatışma ortamı oluşturmak istediği konuşuluyor. Bölgede yaşanan gelişmelerin arka planında farklı hesapların olabileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.
Bazı kaynaklara göre İsrail’in bölgede son bir hamle arayışında olduğu, Suriye, Türkiye ve İran’ı karşı karşıya getirecek provokatif senaryoların devreye sokulabileceği iddiaları da gündeme getiriliyor.
İşte tam da bu noktada soğukkanlı olmak gerekiyor.
Öfkeyle hareket etmek yerine sabırla beklemek, olayların gerçek yüzünün ortaya çıkmasını sağlamak çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Türkiye’nin hava savunma sistemleri aktif durumda. Ancak sınıra yakın bölgelerde ya da kritik noktalarda provokatif girişimler yapılmaya çalışılabileceğini de göz ardı etmemek gerekiyor.
Aynı şekilde Azerbaycan halkının ve yöneticilerinin de gelişmeleri dikkatle ve sabırla takip etmesi büyük önem taşıyor.
Biz yıllardır ne diyoruz?
“İki devlet, tek millet.”
Türkiye ile Azerbaycan arasında fark yoktur. Biz aynı milletin iki devletiyiz. Bu nedenle herhangi bir provokasyon karşısında aceleyle hareket etmek yerine aklıselimle davranmak gerekir.
Unutmayalım; devlet yönetmek ciddi bir iştir.
“Keseriz, asarız” söylemleriyle devlet politikası yürütülmez.
Bugün bazı sosyal medya hesaplarında Azerbaycan adına yazılan bazı mesajların da gerçeği yansıtmadığı görülüyor. Bu tür paylaşımlar hem toplumu yanlış yönlendiriyor hem de iki kardeş ülke arasında gereksiz gerilimlere zemin hazırlayabiliyor.
Bu nedenle biz gazetecilere de büyük sorumluluk düşüyor.
Sorumlu yayıncılık anlayışıyla hareket etmeli, doğruluğu teyit edilmemiş bilgileri paylaşmamalı ve özellikle devlet kurumlarının yapacağı resmi açıklamaları esas almalıyız.
Çünkü yanlış bir bilgi, doğru bir niyeti bile gölgeleyebilir.
Bir başka gerçeği de unutmamak gerekir.
6 Şubat depremlerinin ardından Azerbaycanlı kardeşlerimiz Kahramanmaraş’ta adeta kocaman bir mahalle kurarak yaralarımızı sarmak için yanımızda oldular. Bu kardeşlik sadece sözde değil, zor günde gösterilen gerçek bir dayanışmadır.
Bugün bize düşen görev ise bu kardeşliği korumak, provokasyonlara kapılmamak ve sağduyulu davranmaktır.
Sözlerimize dikkat edelim.
Çünkü bazen bir söz, bir kıvılcım gibi büyük yangınlara sebep olabilir.
Bu vesileyle herkese hayırlı günler diliyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.