Mehmet Fatih Erdoğan

Mehmet Fatih Erdoğan

ABD- İRAN SAVAŞI’NIN TÜRKİYE’YE YANSIMASI

ABD- İRAN SAVAŞI’NIN TÜRKİYE’YE YANSIMASI

ABD uzun bir süredir İran’a yönelik askeri planlama ve güç konuşlandırması yapıyor. ABD ordusu havadan, karadan ve denizden saldıracakmış gibi tüm seçenekleri devreye sokmuş; dev uçak gemilerini, füze- rampa sistemlerini, elektronik savaş sistemlerini ve çok ciddi sayıda askeri birlikleri bölgeye sevk etmiş durumdadır. İki ülke arasında diplomasi sürüyor; lakin bu görüşmelerde barışa yönelik pek ilerlemenin olmadığı haberleri halen çokça var.

Kapı komşumuz olan İran ile ABD arasında olası bir savaş çıkması durumunda en büyük zararı Türkiye görecektir. Sosyal yaşamdan, ekonomiye, güvenlik açıdan diplomatik alana kadar olan her süreç Türkiye’yi olumsuz anlamda çok ciddi şekilde etkiler.

Bu yansımalar Türkiye’ye sadece coğrafi konumu itibariyle olmayacak aynı zamanda NATO’nun askeri açıdan en büyük üyelerden biri olması nedeniyle de çok boyutlu etkileri olur. NATO baskısı: Türkiye, NATO üyesi olduğu için ABD’nin bölgesel operasyonlarında üs ve lojistik destek konusunda baskı görebilir. Özellikle İncirlik Hava Üssü kritik hale gelir.

ABD; onun dışında İzmir’de bulunan Allied Land Command ve Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığı, Kürecik Radar Üssü ve Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığı üslerini kullanmak için talepte bulunabilir. ( Önemli NOT: Türkiye’de ABD’ye ait bağımsız egemen üs bulunmaz; tesisler Türkiye’nin kontrolündedir ve kullanım izinleri Türkiye Cumhuriyeti’nin onayına bağlıdır.) Böyle bir durumda İran yönetimi Suriye ve Irak’ta bulunan vekil savaşçılarını Türkiye’nin güney sınırlarında konuşlandırabilir. Aynı zamanda İran’da faaliyet gösteren PJAK terör örgütü Türkiye’yi dolaylı hedef görme ihtimali oluşabilir. İran resmi olarak Türkiye’yi hedef göstermese bile dolaylı tehdit algısı artar. Füze veya vekil unsurlar üzerinden risk oluşabilir.

Ayrıca ABD’nin Türkiye’den boğazlar ve hava sahasını kullanma talebi Türkiye zor duruma sokabilir. Meseleye ekonomik etkileri açısından baktığımızda; İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimali küresel petrol fiyatlarını sert yükseltir. Türkiye’nin İran’la doğrudan ticareti zarar görür. Irak üzerinden yapılan kara ticareti sekteye uğrayabilir, İran’da savaş çıkarsa milyonlarca kişinin Türkiye’ye yönelme ihtimali vardır. Türkiye hâlihazırda büyük bir mülteci nüfusuna sahip olduğu için yeni bir göç dalgası ciddi sosyal ve ekonomik baskı oluşturur. Türkiye; Karadeniz, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz arasında köprü konumundadır.

NATO’nun güney kanadının en önemli ülkelerinden biridir. Füze savunma ve erken uyarı sistemlerinde kritik rol oynar. Türkiye ABD’nin üsleri aktif saldırı için kullandırmazsa; Amerika Birleşik Devletleri bunu ittifak dayanışmasına aykırı görebilir. Savunma işbirliği ve silah projeleri etkilenebilir. Kongre baskısı artabilir. Savaş bölgesel bir çatışmaya dönüşür. Suriye ve Irak’ta kontrolsüz alanlar artar. Türkiye sınırında uzun süreli güvenlik riski oluşur. Ekonomide ciddi durgunluk ve yüksek enflasyon yaşanabilir. İran Türkiye’nin doğal gaz tedarikçilerindendir. Hürmüz Boğazı kapanırsa küresel petrol arzı ciddi darbe alır.

Türkiye alternatif kaynaklara (Azerbaycan, Rusya, LNG) daha fazla yönelir. Irak ve Suriye’deki istikrarsızlık artarsa sınır güvenliği zorlaşır. Bu durum iç politikada ve toplumsal dengelerde baskı yaratır. Diplomasi masasında uzlaşı çabaları sürüyor. Türkiye, Rusya ve bazı bölge ülkeleri, doğrudan sıcak savaştan kaçınılması yönünde baskı yapıyor. Beklenmedik provokasyon veya diplomatik çıkmaz durumunda geniş çaplı çatışma tetiklenebilir. Türkiye zor bir denge politikası yürütmek zorunda kalır.

Dr. İmbat MUĞLU

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Fatih Erdoğan Arşivi