Gölge Etme, Başka İhsan İstemem!

Gölge Etme, Başka İhsan İstemem!

Dinleme ve Anlama Özürlü Bir Toplum Olmayalım

Sevgili Okurlarım,

Bugün toplum olarak hepimizin üzerinde düşünmesi gereken önemli bir yanlışı dile getirmek istiyorum:

Dinlemiyoruz, anlamıyoruz; ama hüküm vermekte üzerimize yok!

Bir siyasi parti lideri çıkıyor, bir mesele anlatıyor. Bir örnek veriyor. Verdiği örneğin tamamını dinlemek yerine, cümlenin içinden yalnızca işine gelen bölümü alınıyor. Sonra?

“Ben konuşmasını izledim, şöyle söyledi…”

Ardından sosyal medya devreye giriyor. Konuşmanın başı kesiliyor, sonu kesiliyor, bağlam ortadan kaldırılıyor; sadece tepki çekecek bölüm servis ediliyor.

Sonrası malum:

Linç!

Bir yalan, bin defa tekrarlanıyor; bir süre sonra insanlar o yalanı gerçek sanıyor. Öyle bir noktaya geliyoruz ki, vatandaş yaşamadığı, görmediği bir olayı bile “Ben gördüm, böyle oldu” diye anlatmaya başlıyor.

Sonra da:

“Bekir Doğan köşesinde yazmış…”

Deniliyor.

İşte tehlike burada başlıyor.

Çünkü mesele artık sadece bir siyasetçinin ne söylediği değil; toplumun gerçeği nasıl dinlediği ve nasıl anladığıdır.

Bugün bir kesim var ki, ne konuşulursa konuşulsun önce kötü tarafını arıyor.

Türkiye'nin yaptığı güzel bir iş varsa küçümsüyor.

Bir başarı varsa “Yok öyle bir şey” diyor.

Savunma sanayisinde yapılan atılımları, teknolojideki yatırımları, üretilen araçları, İHA'ları, SİHA'ları, uyduları, gemileri, fabrikaları, özel sektörün ve devletin ortaya koyduğu eserleri görmezden geliyor.

Neden?

Siyasi düşüncesi farklı diye mi?

İktidarı eleştirmek başka, ülkenin yaptığı her işi inkâr etmek başka!

Ekonomik sıkıntılarımız olabilir. Enflasyon olabilir. İşsizlik olabilir. Yanlış yapılan işler olabilir. Bunların hepsini konuşalım.

Hem de sonuna kadar konuşalım.

Ama ülkenin her başarısına da “Yalan” demek, her üretilen ürüne “Maket” demek, her teknoloji hamlesine “Bundan bir şey olmaz” demek eleştiri değildir.

Bu, kendi ülkesine haksızlık etmektir.

Bir bakıyorsunuz:

“Türkiye ekonomik olarak battı!”

Bir başka gün:

“Bunların yaptığı soba borusu!”

Sonra:

“TOGG Türkiye'de üretilmiyor, İtalya'dan geliyor!”

Bir başkası çıkıyor:

“Anadolu gemisi maket!”

Ardından 25 yılda devletin ve özel sektörün yaptığı ne varsa tek tek inkâr ediliyor.

Allah aşkına!

Bir ülkenin hiç mi yaptığı iyi bir şey olmaz?

Elbette olur.

Türkiye'nin eksikleri vardır ve bunları söylemek gazetecinin de vatandaşın da hakkıdır.

Ama başarıyı görmek de vatandaşlık görevidir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti; nüfusu, ekonomisi, sanayisi, savunma kabiliyeti, jeopolitik konumu ve üretim gücüyle dünyanın önemli ülkelerinden biridir.

Savunma sanayisinde önemli bir noktaya gelmişiz.

İHA ve SİHA teknolojilerinde dünyanın dikkatini çeken bir ülkeyiz.

Bunları söylemek iktidar propagandası değildir.

Bunlar Türkiye'nin gerçeğidir.

Eksiklerimizi söyleyelim.

Yanlışlarımızı eleştirelim.

İktidarı da muhalefeti de gerektiğinde eleştirelim.

Ama doğruya doğru, yanlışa yanlış demeyi de bilelim.

Çünkü sürekli “Türkiye battı, Türkiye bitti, burada yaşanmaz, kaçın gidin” diyerek bu ülkeye ne kazandırıyoruz?

Gençlerimize ne söylüyoruz?

Çocuklarımıza nasıl bir gelecek duygusu veriyoruz?

Kendi ülkesine güvenmeyen, kendi insanına inanmayan, kendi üretimini küçümseyen bir toplum nasıl güçlü olacak?

Eleştiri başka şeydir, ülkesini sürekli kötülemek başka şey.

Benim bugün bu anlayışa söyleyeceğim tek söz var:

“Gölge etme, başka ihsan istemem!”

Türkiye'nin ihtiyacı; birbirimizin ayağına basmak değil, eksiklerimizi görüp daha iyisini yapmak.

Birbirimizi dinleyelim.

Konuşmanın başını da dinleyelim, sonunu da…

Cümleyi yerinden koparmayalım.

Sosyal medyada önümüze gelen her videoya hemen inanmayalım.

Önce soralım:

“Bu söz hangi bağlamda söylendi?”

Çünkü bazen bir cümlenin başını keserseniz, sonunu da keserseniz, geriye gerçeğin kendisi değil, gerçeğin kılığına sokulmuş bir algı kalır.

Ve unutmayalım:

Türkiye'yi eleştirmek hakkımızdır.
Türkiye'yi daha iyi yapmak hepimizin görevidir.
Ama Türkiye'yi yok saymak, yapılan her doğruyu inkâr etmek kimseye fayda sağlamaz.

Biz birbirimizi dinlemeyi ve anlamayı öğrenelim.

Gerçekten dinleyelim.

Gerçekten anlayalım.

Sonra eleştirelim.

Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Gülay Doğan Arşivi