Bir Hayal mi, Bir İhtimal mi? D-8 ve İslam Dünyasının Gücü

Bir Hayal mi, Bir İhtimal mi? D-8 ve İslam Dünyasının Gücü

Dünya siyasetinde dengeler sürekli değişirken, zaman zaman geçmişte atılan adımlar yeniden hatırlanır. İşte bu adımlardan biri de, 1997 yılında İstanbul’da kurulan D-8 (Developing Eight) oluşumudur. Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın öncülüğünde hayata geçirilen bu yapı, aslında yalnızca bir ekonomik birlik değil, aynı zamanda bir vizyonun ifadesiydi.

Peki neydi bu vizyon?

Basit ama güçlü bir fikir: “Birlikten güç doğar.”

Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Endonezya, Malezya, Mısır ve Nijerya gibi ülkelerin bir araya gelmesiyle oluşan bu yapı, Batı merkezli ekonomik düzene alternatif oluşturmayı hedefliyordu. Amaç; ticareti artırmak, sanayiyi geliştirmek ve en önemlisi, dışa bağımlılığı azaltmaktı.

Aradan geçen yıllar bize şunu gösterdi: Potansiyel vardı, ama bu potansiyel tam anlamıyla hayata geçirilemedi.

Bugün dönüp baktığımızda şu soruyu sormak kaçınılmaz oluyor:
İslam ülkeleri gerçekten birleşse ne olurdu?

Cevap oldukça çarpıcı.

Öncelikle ekonomik açıdan bakıldığında, bu ülkelerin sahip olduğu yer altı ve yer üstü kaynakları, genç nüfusları ve stratejik konumları düşünüldüğünde, ortaya çıkacak güç sıradan bir birlik olmazdı. Özellikle Suudi Arabistan, Katar ve İran gibi enerji devlerinin ortak hareket etmesi, küresel enerji dengelerini kökten değiştirebilirdi.

Askeri açıdan ise daha da dikkat çekici bir tablo ortaya çıkar. Ayrı ayrı bakıldığında bile ciddi kapasitelere sahip olan bu ülkeler, ortak bir savunma anlayışıyla hareket etselerdi, dünya siyasetinde çok daha caydırıcı bir aktör haline gelebilirdi.

Ancak mesele sadece “ne olurdu” sorusu değil. Asıl mesele, neden olmadı?

İşte burada gerçekler devreye giriyor.

İslam dünyası, sahip olduğu potansiyele rağmen; siyasi rekabetler, mezhepsel ayrılıklar, bölgesel çıkar çatışmaları ve dış etkiler nedeniyle ortak bir hareket kabiliyeti geliştirmekte zorlanıyor. Her ülke kendi önceliğini öne çıkarırken, ortak hedefler çoğu zaman ikinci planda kalıyor.

Bu durum, aslında sadece ekonomik bir kayıp değil; aynı zamanda tarihi bir fırsatın da kaçırılması anlamına geliyor.

Bugün D-8 (Developing Eight) hâlâ varlığını sürdürüyor. Ancak etkisi, kuruluş yıllarındaki heyecanın oldukça gerisinde. Bu da bize şunu gösteriyor: Kurumlar tek başına yeterli değil; önemli olan, o kurumların arkasındaki irade ve kararlılıktır.

Son söz olarak şunu ifade edelim:
İslam dünyasının birleşmesi belki kısa vadede zor görünüyor. Ancak iş birliğinin artırılması, ortak ekonomik adımların atılması ve karşılıklı güvenin tesis edilmesi hâlinde, bu coğrafyanın kaderi değişebilir.

Çünkü gerçek şu ki:
Potansiyel hâlâ orada duruyor. Soru şu: O potansiyel harekete geçirilebilecek mi?

D 8 Çalışmaya Başlar mı ?

Hayırlı Günler Diliyorum

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Gülay Doğan Arşivi