Bekir Doğan
SAVAŞA FİİLEN GİRDİK Mİ?
SAVAŞA FİİLEN GİRDİK Mİ?
Sevgili Okurlarım,
Ortadoğu yine ateş çemberi içinde! Suudi Arabistan’ın havaalanları ve petrol tesisleri hedef alınıyor. Husîlerin saldırılarında can kayıpları ve yüzlerce yaralı olduğu bildiriliyor. 10 Ekim’de Riyad Havalimanı’na yönelik saldırıda 12 kişinin öldüğü, 300’den fazla kişinin yaralandığı açıklandı.
Şimdi herkesin aklındaki soru şu: Mekke Anlaşması ile Türkiye savaşa fiilen girmiş oldu mu?
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, ülkelerden birine yönelik silahlı saldırının hepsine yapılmış sayılmasını öngörüyor. 5 Ekim’de Riyad’da ortak savunma ve caydırıcılık tedbirlerinin devreye alınması yönünde kararlar açıklandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 12 Ekim’de anlaşmanın onay için yakında TBMM’ye sunulacağını açıkladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise Türkiye’nin Suudi Arabistan’a savunma desteği seçeneklerini değerlendirdiğini, saldırı amaçlı bir rol üstlenmeyeceğini belirtti.
Burada birbirinden ayırmamız gereken iki konu var: Savunma iş birliği başka, doğrudan savaşa girmek başkadır.
Türkiye’nin Suudi Arabistan’a destek vermesi, hava savunmasına katkı sağlaması veya askerî iş birliğini artırması, tek başına Türkiye’nin Husîlerle savaşa girdiği anlamına gelmez. Ancak anlaşmanın uygulanması ve sahadaki gelişmeler, ülkemizin bölgesel çatışmalara ne ölçüde dâhil olacağını belirleyebilir.
Peki, Türkiye ne yapmalı?
Elbette kardeş ülkelerin güvenliği önemlidir. Müslüman ülkelerin birbirine destek olması da kıymetlidir. Fakat bu destek verilirken Türkiye’nin güvenliği, ekonomisi, askerimizin hayatı ve milletimizin geleceği de düşünülmelidir.
Bir yanda Mekke ve Medine’nin güvenliği, diğer yanda büyüyen savaşın bölgeye yayılma tehlikesi var. Petrol tesislerine, havaalanlarına ve sivil yerleşimlere yönelik saldırılar yalnızca hedef alınan ülkeyi değil, bütün bölgeyi etkiliyor.
Türkiye, diplomasiyi sonuna kadar kullanmalı; caydırıcılığını korurken savaşın büyümesini önlemek için de gayret göstermelidir.
Son sözüm şudur: Savunma anlaşması imzalamak, otomatik olarak savaşa girmek değildir. Ancak böyle bir anlaşmanın sorumluluğu büyüktür. Milletimizin bilmesi gereken, Türkiye’nin hangi şartlarda, hangi görevle ve ne ölçüde bu çatışmanın içinde yer alacağıdır.
Allah bölgemize huzur, milletimize feraset, bütün mazlumlara selamet versin.
Akıncı İHA ve SİHA Mekke , Medine , Kısaca SUUDİ Hava Sahası içinde göreve başladı , bugün Mehmetçik olmadan teknoloji desteği veriyoruz böyle gidecek gibi duruyor.
Kalın Sağlıcakla
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.