Bunun Altında Yatan Nedir?

Azerbaycan’da Başörtüsü Tartışması, İsrail’le Stratejik Ortaklık!

Bunun Altında Yatan Nedir?

Sevgili Okurlarım,

Azerbaycan’dan gelen haberleri takip ediyorum. Bir tarafta başörtüsü üzerinden yaşanan tartışmalar, diğer tarafta İsrail ile geliştirilen siyasi, ekonomik ve askerî ilişkiler… İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Müslüman nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturduğu bir ülkede, dinî özgürlükler ile dış politika tercihleri nasıl bu noktaya geldi?

Bu sorunun cevabını bulmak için yalnızca din üzerinden değil; tarih, siyaset, ekonomi, güvenlik ve devlet anlayışı üzerinden de düşünmek gerekiyor.

Başörtüsü neden tartışma konusu oldu?

Azerbaycan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan, anayasasında laikliği benimseyen ve din ile devlet işlerini birbirinden ayıran bir ülke.

Ancak laiklik, dinin toplumdan silinmesi veya insanların inançlarını yaşayamaması anlamına gelmemelidir. Laiklik, devletin farklı inançlara ve inançsızlığa karşı adil davranmasını, vatandaşların haklarını korumasını gerektirir.

Azerbaycan’da Eylül 2026’da yapılan düzenlemelerle devlet okullarında belirlenen kıyafet kurallarına ve laik eğitim ilkesine aykırı görülen kıyafetlere yönelik kısıtlamalar getirildi. Başörtüsünün düzenlemede açıkça adı geçmese de uygulamada öğrencilerin ve öğretmenlerin başörtüsü nedeniyle okullara alınmadığı yönündeki haberler protestolara yol açtı. <Entity value="Reuters" category="organization" disambig="Uluslararası haber ajansı"/> ve <Entity value="Al Jazeera" category="organization" disambig="Uluslararası haber kuruluşu"/> tarafından aktarılan gelişmeler, meselenin yalnızca bir kıyafet tartışması olmadığını gösteriyor. <Entity value="Azerbaycan" category="country"/> Anayasası laik devlet yapısını benimserken din özgürlüğünü de güvence altına alıyor. <Link url="https://www.reuters.com/" title="Reuters"/> · <Link url="https://www.aljazeera.com/" title="Al Jazeera"/>

Burada sorulması gereken soru şudur: Bir öğrencinin başörtüsü takması, eğitim hakkını ortadan kaldıracak bir gerekçe olabilir mi?

Devlet okullarında ortak kıyafet uygulaması savunulabilir. Ancak kıyafet düzenlemesinin dinî inancı nedeniyle bir öğrencinin eğitimden mahrum kalmasına yol açıp açmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Çünkü eğitim hakkı ile din ve vicdan özgürlüğü, birlikte korunması gereken temel haklardır.

Peki, İsrail ile ilişkilerin arkasında ne var?

İşin diğer tarafında Azerbaycan’ın İsrail ile geliştirdiği ilişkiler bulunuyor.

Azerbaycan ile İsrail arasındaki yakınlık yeni değil. İki ülke uzun yıllardır enerji, savunma sanayisi, teknoloji ve güvenlik alanlarında iş birliği yapıyor. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının 26 Ocak 2026 tarihli açıklamasında da İsrail ile ilişkilerin stratejik ortaklık niteliğine ve ekonomik iş birliğinin önemine vurgu yapıldı. <Link url="https://mfa.gov.az/en/news/no02026" title="Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının açıklaması"/>

Peki, Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu Azerbaycan neden İsrail ile bu kadar yakın ilişki kuruyor?

Bunun birkaç temel sebebi var.

Birincisi, enerji. Azerbaycan önemli bir petrol üreticisi ve ihracatçısı. İsrail de enerji ihtiyacını güvence altına almak istiyor. Enerji ticareti, iki ülkenin birbirine ihtiyaç duymasını sağlayan önemli unsurlardan biri.

İkincisi, savunma ve güvenlik. Azerbaycan, Ermenistan ile yaşadığı çatışmalar ve Dağlık Karabağ meselesi nedeniyle savunma kapasitesini güçlendirmeye önem verdi. İsrail’den aldığı silahlar ve askerî teknoloji bu ilişkide önemli bir yer tuttu. İsrail açısından da Azerbaycan, İran’a komşu stratejik bir ülkedir.

Üçüncüsü, jeopolitik denge. Azerbaycan yalnızca İsrail ile değil; Türkiye, Rusya, İran, Avrupa ülkeleri ve ABD ile de ilişkilerini kendi ulusal çıkarları doğrultusunda yürütmeye çalışıyor. Bakü yönetimi, farklı güç merkezleriyle ilişki kurarak bölgesel konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.

Bu tablo bize şunu gösteriyor: Devletlerin dış politikası her zaman dinî veya kültürel yakınlıkla belirlenmiyor. Enerji, silah, güvenlik, ticaret ve bölgesel güç dengeleri çoğu zaman belirleyici oluyor.

Dinî hassasiyet ile siyasi çıkar arasındaki çelişki

Asıl tartışılması gereken nokta burada başlıyor.

Bir ülkede Müslümanların çoğunlukta olması, o ülkenin bütün dış politika kararlarının dinî ölçülere göre alınacağı anlamına gelmez. Aynı şekilde bir devletin İsrail ile diplomatik ilişki kurması da o ülkedeki bütün insanların İsrail’in politikalarını desteklediğini göstermez.

Fakat İsrail’in Gazze’deki askerî operasyonları, sivil kayıplar ve Filistinlilerin yaşadığı insani dram karşısında toplumların adalet beklentisi büyüyor. Böyle bir ortamda İsrail ile ekonomik ve askerî ilişkilerini sürdüren ülkelerin politikaları daha fazla sorgulanıyor.

Azerbaycan yönetiminin İsrail ile ilişkilerini stratejik çıkarlar çerçevesinde değerlendirmesi, bu ilişkilerin ahlaki ve insani açıdan eleştirilmesini engellemez. Devletler çıkarlarını gözetebilir; ancak insan hakları, sivillerin korunması ve uluslararası hukuk da göz ardı edilmemelidir.

Öte yandan, başörtüsü konusunda da aynı ilkeyi savunmak gerekir: İnsanların inançları nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılmaması, devletin vatandaşlarına karşı eşit ve adil davranması önemlidir.

Bir tarafta dinî sembollere yönelik kısıtlamalar, diğer tarafta İsrail ile stratejik ortaklık… Bu iki politika arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi bulunduğunu söylemek doğru olmaz. Ancak her ikisi de devletin önceliklerinin, özgürlük anlayışının ve siyasi tercihlerinin sorgulanmasına yol açabilir.

Azerbaycan halkı ne düşünüyor?

Azerbaycan halkının tamamının aynı düşündüğünü söyleyemeyiz. Başörtüsü konusunda farklı görüşlere sahip vatandaşlar olduğu gibi İsrail ile ilişkileri güvenlik ve ekonomi açısından gerekli görenler de bu ilişkileri Filistin meselesi nedeniyle eleştirenler de bulunabilir.

Bir ülkenin yönetiminin kararı ile halkın tamamının düşüncesini birbirine karıştırmamak gerekir.

Üstelik Azerbaycan’ın laik devlet yapısı ile toplumun dinî ve kültürel kimliği arasındaki ilişki, ülkenin Sovyet geçmişinden bağımsız düşünülemez. Sovyet döneminin devlet-toplum ilişkileri ve dinin kamusal alandaki yeri, bağımsızlık sonrasında da bu tartışmaların arka planında yer alıyor.

Bugünkü gelişmeleri yalnızca din karşıtlığına veya İsrail yanlılığına bağlamak, meselenin bütün boyutlarını açıklamaya yetmez.

Son sözüm şudur…

Devletler elbette kendi çıkarlarını korumak ister. Ancak devlet yönetiminde asıl mesele, çıkar ile adalet arasında nasıl bir denge kurulduğudur.

Başörtüsü takan bir öğrencinin eğitim hakkı korunmalı; inançlı veya inançsız bütün vatandaşlar eşit muamele görmelidir. Aynı şekilde dış politikada da hangi ülke söz konusu olursa olsun, sivillerin yaşam hakkı ve insan onuru temel ölçü olmalıdır.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik ilişkisi, yalnızca siyasi söylemlerden ibaret değildir. Tarih, kültür, dil ve ortak mücadeleler bu bağı güçlendirmiştir. Bu nedenle Azerbaycan’daki gelişmeleri konuşurken ne kardeşlik hukukunu zedeleyecek genellemelere gitmeli ne de yanlış gördüğümüz uygulamaları eleştirmekten kaçınmalıyız.

Kardeşlik, her kararı sorgusuz sualsiz kabul etmek değildir. Kardeşlik, gerektiğinde doğruyu söyleyebilmek, yanlışları konuşabilmek ve ortak değerleri korumaktır.

Benim asıl merak ettiğim şudur: Bir devlet laikliği savunurken vatandaşının dinî özgürlüğünü ne ölçüde koruyor ve dış politikada stratejik çıkarlarını gözetirken insanlık değerlerini ne kadar ön planda tutuyor?

Bu soruların cevabı, yalnızca Azerbaycan için değil, bütün dünya için önemlidir.

Bekir DOĞAN
Gazeteci-Yazar

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Gülay Doğan Arşivi