İnsanın Gerçek Kazancı, Geride Bıraktığıdır

İnsanın Gerçek Kazancı, Geride Bıraktığıdır

Hayat, insana zamanla pek çok şey öğretir. Kimin gerçek bir dost, kimin samimi bir yol arkadaşı, kimin ise yalnızca menfaati için yanında olduğunu gösterir yıllar.

İnsan gençken makamı, parayı, itibarı, çevresini ve başkalarının kendisi hakkındaki düşüncelerini fazlasıyla önemseyebilir. Ancak zaman geçtikçe şu gerçeği daha iyi anlar: Dünyada sahip olduklarımızdan çok, insanlara nasıl davrandığımız önemlidir.

Peygamber Efendimiz’in, Müslümanın Müslüman üzerindeki haklarını anlatırken selamlaşmayı, davete icabet etmeyi, nasihat isteyene nasihat etmeyi, hastayı ziyaret etmeyi ve cenazeye katılmayı hatırlatması da gösterir bize bu gerçeği. Çünkü insan, insanla vardır.

Gönül alabilir bir selam, yalnızlığı giderebilir bir ziyaret, kırılmış bir kalbi onarabilir güzel bir söz. Bazen insanın hayatını değiştirebilir bir nasihat; bazen de yeterlidir, hiçbir şey söylemeden yalnızca bir dostun yanında olmak. Ne var ki günümüzde en çok kaybettiğimiz değerlerden biridir samimiyet.

Kendilerini haklı çıkarmaya çalışıyor özür dilemesi gerekenler, suçu başkasına yüklüyor hatasını kabul etmesi gerekenler. Kırdıkları kalbi onarmak yerine kendi haklılıklarını savunmayı tercih ediyor gönül kıranlar. Oysa insan, her tartışmayı kazanarak büyümez. Bazen susmak, haklı olduğunu ispatlamaktan daha büyük bir erdemdir.

Aynı şekilde, kendisini sürekli yoran ortamlardan uzaklaşmayı da bilmesi gerekir insanın. Her kapıyı çalmak, her tartışmaya girmek ve herkese kendini anlatmaya çalışmak zorunda değiliz. Eskilerin güzel bir sözü vardır:

“Kurt bunalırsa köye iner, insan bunalırsa dağa çıkar.”

Zaman zaman kalabalıklardan uzaklaşıp kendi içine dönmelidir insan. Sessizlikte düşünmek, nerede hata yaptığını görmek, kimleri kırdığını hatırlamak ve yoluna daha temiz bir kalple devam etmek için ihtiyaç vardır buna. Çünkü dünya hayatı geçicidir.

Kur’an-ı Kerim’de yer alan, “Sonunda kimin kazançlı çıkacağını bileceksiniz.” anlamındaki ilahî uyarı da verir bize önemli bir ölçü: Sonucu bugün değil, hayatın sonunda göreceğiz.

Bugün makam sahibi olan yarın o makamda olmayabilir. Bugün herkesin konuştuğu kişi yarın unutulabilir. Güçlü görünen biri, bir gün başkasının yardımına muhtaç hâle gelebilir. Peki geriye ne kalacak?

Kalacak olan iyiliktir. Kalacak olan güzel sözdür. Kalacak olan bir yetimin duası, bir hastanın hatırası, bir dostun vefası ve insanların gönlünde bıraktığımız güzel izdir.

İnsan öldüğünde geride kalır malı, makamı ve unvanı. Buna karşılık yaşamaya devam eder yaptığı iyilikler, onardığı gönüller ve bıraktığı güzel hatıralar. Bu yüzden hayatı daha sade yaşamak, her şeyi büyütmemek ve her yükü üzerimize almamak gerekir.

Kendimizi herkese anlatmak, her haksızlığa cevap vermek ya da her kırgınlığı büyütmek zorunda değiliz. Bize düşen; doğru bildiğimiz yolda yürümek, kul hakkından sakınmak, gönül kırmamaya çalışmak ve gerektiğinde özür dilemektir.

Çünkü insanın gerçek büyüklüğü, başkalarını ne kadar ezdiğiyle değil; eline güç geçtiğinde ne kadar merhametli kaldığıyla ölçülür.

Belki de hayatın en büyük imtihanı şudur: İnsan, kendisine yapılan kötülüklere rağmen iyi kalabilecek mi?

Asıl mesele budur. Çünkü sonunda herkes kendi yaptığının hesabıyla baş başa kalacak. O gün, “Kim haklıydı?” sorusundan daha önemli bir soru sorulacak:

“Sen bu dünyadan geçerken kaç gönül kazandın?”

Gerisi gerçekten hikâye…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali Aydın Arşivi