Gülay Doğan
Hanefi Öksüz ve Öğrenciler: Eşitliğin Sessiz Manifestosu
Hanefi Öksüz ve Öğrenciler: Eşitliğin Sessiz Manifestosu
“Altının kıymetini sarraf bilir…”
İnsanın kıymetini bilenler ise toplumların gerçek mimarlarıdır.
Kahramanmaraş iş dünyasının önde gelen isimlerinden Kipaş Holding yönetim kurulu başkanı Mehmet Hanefi Öksüz, sadece sanayi ve ekonomiyle değil, insan ve eğitim üzerine yaptığı tespitlerle de dikkat çekiyor. Dün gerçekleştirilen Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşma, aslında bir iş insanının değil; adeta bir sosyoloğun, bir eğitimcinin ve bir aile büyüğünün değerlendirmesiydi.
Toplantı, KMTSO Başkanı Mustafa Buluntu’nun sunumu ile başladı. Ardından yaşanan acı okul baskını olayda hayatını kaybeden 8 öğrencimiz ve öğretmenimiz için dualar edildi. Ancak toplantının en çarpıcı bölümü, Meclis Başkanı Hanefi Öksüz’ün söz aldığı anlardı.
Öksüz, geçmişten bugüne uzanan bir hayat tecrübesini sade ama derin cümlelerle ortaya koydu:
“Zengin bir ailenin çocuğuydum ama okula giderken herkes gibi siyah önlük, beyaz yaka giyerdim…”
Bu cümle aslında bir dönemin ruhunu özetliyor. O yıllarda sadece kıyafetler değil, vicdanlar da “eşitti.” Yeni alınan elbiseler sokakta giyilmezdi; çünkü mahallede onu alamayan çocuklar vardı. Bugünün dilinde bu bir “sosyal empati”, o günün dilinde ise sadece “insanlık”tı.
Tek Tip Kıyafet: Bir Zorunluluk mu, Bir Adalet Aracı mı?
Hanefi Öksüz’ün özellikle vurguladığı konu, okullarda yeniden tek tip kıyafet uygulaması oldu. Bu öneri basit bir disiplin meselesi değil; doğrudan sosyal adaletle ilgili.
Aynı sırada oturan, Zengin çocuğu da , fakir çocuğu da aynı kıyafeti giymeli , eşit olmalı ki sevgi olsun arkadaşlık olsun !
Bugün okullarda:
Marka giyen çocuk ile eski kıyafetli çocuk yan yana oturuyor,
Lüks araçla gelen öğrenci ile servis parasını zor bulan öğrenci aynı sınıfta eğitim görüyor.
Sonuç?
Görünmeyen ama derin yaralar…
Çocuklar arasında farklar büyüyor, özgüvenler zedeleniyor, sınıf içinde görünmeyen sınıflar oluşuyor.
Öksüz’ün şu tespiti oldukça net:
“Zengin çocuğu havasını yapar, fakir çocuğu incinir… Bu ortamda huzur olmaz.”
Bu nedenle tek tip kıyafet, bir baskı değil; bir eşitleyici unsur olarak karşımıza çıkıyor.
Eğitim Nerede Başlar?
Hanefi Öksüz’ün altını çizdiği bir diğer önemli başlık ise:
“Eğitim ailede başlar.”
Özellikle annenin rolüne yaptığı vurgu dikkat çekici.
Anne, çocuğun ilk öğretmeni…
Aile ise ilk okuludur.
Eskiden aynı evde üç kuşak yaşanırdı:
Dede, nine, anne, baba…
Her biri birer “hayat öğretmeni”ydi.
Bugün ise:
Aileler küçüldü,
İletişim azaldı,
Değer aktarımı zayıfladı.
Sonuç olarak çocuklar sadece akademik değil, duygusal ve sosyal eksikliklerle büyüyor.
Acı Olaylar ve Görmezden Gelinen Gerçek
Konuşmada değinilen ve hepimizi derinden yaralayan olay, bir gerçeği tekrar yüzümüze çarptı:
Psikolojik sorunları olan çocuklar zamanında tespit edilemiyor.
Bir aile dramı, bir mahalle trajedisi ve ardından gelen toplumsal yas…
Bu noktada çözüm sadece “okul güvenliği” değil.
Asıl ihtiyaç:
Aile + okul iş birliği
Rehberlik sisteminin güçlendirilmesi
Riskli çocukların erken teşhisi
Gerekirse özel eğitim ve tedavi süreçleri
Çünkü bir çocuğu kaybetmek, sadece bir bireyi değil; bir geleceği kaybetmektir.
Son Söz
Hanefi Öksüz’ün anlattıkları aslında geçmişe özlem değil, geleceğe bir uyarıdır.
Eğer:
Okullarda eşitliği sağlayamazsak,
Aile eğitimini ihmal edersek,
Çocukların ruh dünyasını görmezden gelirsek
Yarının toplumunu inşa edemeyiz.
Belki de yeniden başlamamız gereken yer çok basit:
Aynı önlüğü giyen çocuklar, aynı hayali kurabilir.
Ve unutmayalım…
Toplumları büyüten zenginlik değil, adalet duygusudur. Hayırlı günler diliyorum
Kalın Sağlıcakl
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.