Mehmet Fatih Erdoğan
TERÖRSÜZ TÜRKİYE’DEN GÜÇLÜ TÜRKİYE’YE
Terörsüz Türkiye’den Güçlü Türkiye’ye
Dr. İmbat MUĞLU
Türkiye, tarihi bir eşikten geçiyor.
Bu eşik, sıradan bir siyasi gündem değildir. Yaklaşık yarım asra yaklaşan terör yükünün geride bırakılması; Türkiye’nin enerjisini artık güvenlik sorunlarından ziyade kalkınmaya, üretime, teknolojiye, istihdama ve dünya siyasetinde daha güçlü bir Türkiye olmaya yöneltmesi açısından önemli bir fırsattır.
Bugün artık açık konuşmak gerekiyor:
Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin varacağı son durak değildir. Asıl büyük yürüyüş bundan sonra başlayacaktır.
Bu yürüyüşün siyasi iradesinin başında ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bulunmaktadır.
Erdoğan’ın siyasi hayatının en önemli başlıklarından biri hiç şüphesiz terörle mücadele olmuştur. Türkiye yıllarca terör örgütleriyle mücadele ederken sadece can kaybetmedi; aynı zamanda milyarlarca liralık ekonomik kaynak harcadı. Yatırımlar gecikti, bazı bölgeler kalkınma yarışında geride kaldı. Gençlerimizin enerjisi ve devletimizin önemli kaynakları güvenlik sorunlarıyla mücadeleye yöneldi.
Şimdi önümüzde yeni bir dönem var.
Terörün Türkiye’den aldığı ne varsa, Türkiye onu geri kazanmalıdır.
Kaybedilen zamanı kalkınmayla, kaybedilen yatırımları üretimle, kaybedilen umutları istihdamla, kaybedilen güveni ise güçlü devlet iradesiyle yeniden inşa etmek zorundayız.
ASIL BAŞARI SİLAHLARIN SUSMASINDAN SONRA BAŞLAYACAK
Terörsüz Türkiye’nin başarısı yalnızca silahların susmasıyla ölçülmemelidir.
Asıl başarı; Şırnak’ta yeni fabrikalar açıldığında, Hakkâri’de yatırımlar arttığında, Mardin’de turizm geliştiğinde, Diyarbakır’da sanayi büyüdüğünde, Van’da sınır ticareti canlandığında görülecektir.
Kars ve Erzurum gibi şehirlerin Doğu Anadolu’nun yeni ekonomik merkezleri haline gelmesi de bu dönüşümün önemli göstergelerinden biri olacaktır.
Türkiye artık bölgelerini terörle değil, üretimle, istihdamla, eğitimle, turizmle ve refahla anmalıdır.
İşte Terörsüz Türkiye’nin gerçek fotoğrafı budur.
GÜVENLİK VARSA KAYNAK DA VAR
Gabar’da bugün petrol üretiminin konuşulması da bize önemli bir gerçeği gösteriyor.
Dün terör nedeniyle girilmesi, yatırım yapılması ve ekonomik faaliyet yürütülmesi zor olan bölgelerde bugün enerji kaynaklarımızı değerlendirebiliyoruz.
Bu tablo bize şunu söylüyor:
Türkiye güvenliğini sağladıkça kaynaklarına ulaşacak, kaynaklarına sahip çıktıkça ekonomik bağımsızlığını güçlendirecektir.
Enerji bağımsızlığı yalnızca ekonomik bir hedef değildir. Aynı zamanda milli güvenlik meselesidir.
Karadeniz doğal gazı, Gabar petrolü, nükleer enerji ve yenilenebilir enerji yatırımları Türkiye’nin enerji geleceğinin önemli yapı taşlarıdır.
Önümüzdeki on yılın hedefi daha büyük olmalıdır:
Enerjide dışa bağımlılığını azaltan, kendi teknolojisini geliştiren ve bölgesinin enerji merkezlerinden biri haline gelen bir Türkiye.
TEKNOLOJİYİ SATAN TÜRKİYE
Türkiye’nin son yıllarda gerçekleştirdiği en önemli dönüşümlerden biri de savunma sanayiinde yaşandı.
Bugün Türkiye; İHA ve SİHA üreten, savaş gemileri inşa eden, füze ve hava savunma sistemleri geliştiren, milli savaş uçağı projeleri yürüten bir ülke konumundadır.
Bu yalnızca askeri bir başarı değildir.
Bu aynı zamanda stratejik bağımsızlık mücadelesidir.
Çünkü güçlü devlet olmak istiyorsanız, güvenliğinizi başkasının kararlarına bırakamazsınız.
Türkiye’nin önümüzdeki on yıldaki hedefi daha da büyümelidir.
KAAN’dan KIZILELMA’ya, milli hava savunma sistemlerinden elektronik harbe, uydu teknolojilerinden uzay çalışmalarına, yerli motorlardan yapay zekâ destekli savunma sistemlerine kadar kendi teknolojimizi geliştirmeliyiz.
Türkiye artık yalnızca teknoloji satın alan değil, teknoloji üreten ve dünyaya teknoloji satan bir ülke olmak zorundadır.
SİYASETİN ÜZERİNDE BİR TÜRKİYE MESELESİ
Terörü bitirmek tarihi bir başarıdır.
Ancak terörsüz Türkiye’yi güçlü Türkiye’ye dönüştürmek daha büyük bir başarı olacaktır.
Türkiye’nin geleceği günlük siyasi hesaplara kurban edilmemelidir.
Elbette iktidar eleştirilecektir.
Elbette muhalefet görevini yapacaktır.
Demokrasinin gereği de budur.
Fakat konu Türkiye’nin terör belasından kurtulması, vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğinin güçlendirilmesi ve devletin güvenliğinin kalıcı hale getirilmesiyse, burada siyasi hesapların ötesine geçebilmek gerekir.
Çünkü terör meselesi bir parti meselesi değildir.
Terör meselesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenlik ve beka meselesidir.
Terörsüz Türkiye hedefine karşı çıkmak yerine, bu sürecin daha güvenli, daha şeffaf, daha güçlü ve milli menfaatler temelinde yürütülmesini isteyen bir siyasi rekabet Türkiye’ye çok daha fazla katkı sağlayacaktır.
2036’NIN TÜRKİYE’SİNİ BUGÜNDEN DÜŞÜNELİM
Böylesine büyük bir küresel dönüşümün yaşandığı bir dönemde Türkiye’nin kendi içine kapanma lüksü yoktur.
Bugün 2036’yı düşünelim.
Çocuklarımızın ve torunlarımızın yaşayacağı Türkiye’yi hayal edelim.
Terörün tarih kitaplarında kaldığı...
Enerji ihtiyacının önemli bölümünü kendi kaynaklarından karşılayan...
Savunma sanayiinde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alan...
Yapay zekâ ve yüksek teknoloji üreten...
Gençlerine güçlü istihdam imkânları sağlayan...
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu üretim ve yatırım merkezlerine dönüştüren...
Dünyanın önemli ticaret koridorlarını birbirine bağlayan...
Bölgesinde barışın ve istikrarın güçlü aktörlerinden biri olan...
Kendi kararlarını kendi veren, güçlü ve bağımsız bir Türkiye...
İşte bizim hedefimiz bu olmalıdır.
SON SÖZ
Mesele artık yalnızca terörü bitirmek değildir.
Mesele Türkiye’yi büyütmektir.
Mesele Türkiye’yi güçlendirmektir.
Mesele Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde duran, kendi kararlarını veren ve kendi geleceğini tayin eden güçlü bir devlet olarak yoluna devam etmesidir.
Bugün atılacak doğru adımlar, yarının Türkiye’sini belirleyecektir.
Bu nedenle artık şunu daha güçlü söylemeliyiz:
Terörsüz Türkiye hedefinden geri dönüş yok.
Güçlü Türkiye hedefinden geri dönüş yok.
Türkiye Yüzyılı hedefinden geri dönüş yok.
Çünkü Türkiye’nin artık kaybedecek zamanı yok.
Türkiye’nin hedefi büyük, yürüyüşü uzun, iradesi güçlüdür.
Ve bu yürüyüşün adı:
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.