Sonumuz Yakın mı?

Sonumuz Yakın mı?

Sevgili Okurlarım,

Bugün Cuma...

Mübarek bir günün sabahında insan ister istemez kendisini muhasebeye çekiyor. Acaba nereye gidiyoruz? Bizi biz yapan değerleri koruyabiliyor muyuz?

Yalanın sıradanlaştığı, iftiranın kolayca atıldığı, gıybetin günlük sohbetlerin bir parçası haline geldiği, haram ile helalin birbirine karıştığı bir zamanda yaşıyoruz. Doğruluğun, emanete sadakatin ve güzel ahlakın giderek zayıfladığına üzülerek şahit oluyoruz.

Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz, "Şüphesiz Allah, bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez." buyuruyor. Bu ayet, önce kendimizi düzeltmemiz gerektiğini hatırlatıyor.

Yakın geçmişte bütün dünyayı sarsan pandemi, milyonlarca insanı etkiledi. Binlerce aile yakınlarını kaybetti. Hepimiz ölümün ne kadar yakın olduğunu gördük. O günlerde camilerde dualar edildi, insanlar birbirlerine daha çok sahip çıktı. Fakat aradan zaman geçince, sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi eski yanlışlarımıza geri döndük.

Bugün dünyanın birçok yerinde savaşlar devam ediyor. Gazze'de insanlar açlık ve bombardıman altında yaşam mücadelesi veriyor. Myanmar başta olmak üzere farklı coğrafyalarda mazlumların çektiği acılar yürekleri dağlıyor. Açlık, susuzluk ve yoksulluk milyonlarca insanın hayatını tehdit ediyor. Böylesine büyük acılar yaşanırken, bizler kendi dünyamızın küçük hesaplarına dalıp gidiyoruz.

Geçtiğimiz günlerde bir köy ziyaretinde yaşlı bir vatandaşın şu sözleri beni uzun süre düşündürdü:

"Depremden sonra insanlar daha çok ibadetten uzaklaştı. Eskiden verilen söz senet yerine geçerdi. Şimdi sözün değeri kalmadı. Ahlak zayıfladı, saygı azaldı."

Belki herkes aynı düşünmeyebilir. Ancak şu bir gerçektir ki; toplumların ayakta kalmasını sağlayan en büyük güç, güzel ahlaktır.

Bugün giyim kuşamdan konuşma üslubuna kadar birçok konuda ölçülerin değiştiğini görüyoruz. Dinimiz, kadın ve erkek ayrımı yapmaksızın herkese haya, edep ve iffet içinde yaşamayı tavsiye eder. Tesettür sadece bir kıyafet meselesi değil; aynı zamanda vakar, mahremiyet ve Allah'ın koyduğu sınırlara saygının bir göstergesidir. Aynı şekilde erkeklerin de gözlerini haramdan sakınmaları, edepli davranmaları ve ahlaklı yaşamaları emredilmiştir.

Haram ve helal kavramlarının hayatımızdan uzaklaşması, sadece bireyi değil, aileyi ve toplumu da etkiliyor. Bozulan aile yapısı, artan boşanmalar, şiddet, güven bunalımı ve sevgisizlik hepimizin ortak sorunu haline geliyor.

Hak, hukuk ve adalet istiyoruz. Elbette istemeliyiz. Ancak adalet sadece mahkeme salonlarında aranmaz. Adalet; alışverişte dürüst olmak, kul hakkına riayet etmek, emanete sahip çıkmak, yalan söylememek, iftira etmemek ve kimsenin hakkını yememekle başlar.

Toplum olarak önce kendi nefsimizi sorgulamalıyız. Çünkü güçlü toplumlar, sağlam ailelerden; sağlam aileler ise imanlı, ahlaklı ve vicdan sahibi bireylerden oluşur.

Allah'ın rahmetinden ümit kesilmez. Tövbe kapısı her zaman açıktır. Bugün Cuma... Belki de yeniden kendimize dönmek, kalplerimizi temizlemek, kırdığımız gönülleri onarmak ve Rabbimize yönelmek için en güzel gündür.

Dualarımız; yalanın yerine doğruluğun, iftiranın yerine hakkaniyetin, düşmanlığın yerine kardeşliğin, haramın yerine helalin, gösterişin yerine tevazunun hâkim olduğu bir Türkiye ve bir dünya içindir.

Rabbim bizleri doğru yoldan ayırmasın, milletimizi her türlü afetten, fitneden ve kötülükten muhafaza eylesin.

Bu cuma hürmetine rabbim bize acıyarak: çıplaklık ve ahlaksızlık yapan, aile yapısını yok eden , toplumuza güzel ahlak sahibi olmamızı nasip etsin , edep , illede edep diyorum. Sokaklarda gezilecek hal kalmadı , helak olmamız çok yakın diyorum!..

Hayırlı Cumalar.

Kalın sağlıcakla...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir Doğan Arşivi