Gülay Doğan
İlahiyi Tartışmak mı, Anlamak mı?
İlahiyi Tartışmak mı, Anlamak mı?
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemi bazen öyle başlıklara sahne oluyor ki, insan ister istemez şu soruyu soruyor: “Gerçek mesele bu mu?” Son günlerde Ali Mahir Başarır’ın, Celal Karatüre’nin ilahisine “şarkı-türkü deniliyor” diyerek konuyu Meclis gündemine taşıması, tam da böyle bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Öncelikle şunu netleştirelim: Bu topraklarda ilahi, türkü, şarkı ayrımı sadece teknik bir müzik ayrımı değildir. Aynı zamanda bir kültür, bir inanç ve bir hissediş meselesidir. İlahiler, asırlardır bu milletin manevi dünyasının sesi olmuş, tekkelerde, camilerde, evlerde yankılanmıştır. Türküler ise bu milletin acısını, sevincini, aşkını dile getirmiştir. Şarkılar ise daha modern bir formda duyguların ifadesidir.
Ali Mahir Başarırın artık İlahi ile Şarkı Türk öğrenme zamanı gelmiştir.
İlahi- Türkü , Şarkı , Pop müzik, Bozlak, Gazel, Uzun hava , Ozanlar atışması gibi çok geniş yelpazemiz var !
Peki mesele gerçekten “adı ne” meselesi mi?
Asıl mesele, toplumun değerleriyle kurulan bağdır. Siz bir ilahiyi teknik olarak “şarkı” kategorisine koyabilirsiniz. Müzik bilimi açısından bu tartışılabilir. Ama toplumun gönlünde o eser, bir ibadetin, bir duanın, bir yakarışın parçasıdır. İşte bu yüzden, kelimeler sadece kelime değildir; taşıdığı anlam, bıraktığı etki önemlidir.
Sayın Başarır’ın bu konuyu Meclis gündemine taşıması, siyasetin neyle meşgul olduğu konusunda da düşündürücüdür. Türkiye’nin ekonomik sorunları, deprem bölgesinin yeniden inşası, genç işsizliği, üretim sıkıntıları ortadayken; bir ilahinin nasıl tanımlandığı üzerinden siyaset yapmak, kamuoyunda doğal olarak “öncelik bu mu?” sorusunu doğuruyor.
Elbette siyasetçiler her konuyu gündeme getirebilir. Bu onların görevidir. Ancak siyasetçinin sorumluluğu, toplumun hassasiyetlerini gözetmek ve öncelikleri doğru belirlemektir. İnançla ilgili konular, özellikle de bu toplumda derin karşılığı olan meseleler, daha dikkatli bir dil gerektirir.
Unutmayalım ki bu millet, farklılıklarıyla birlikte bir bütündür. Bir kesimin “ilahisi”, diğerinin “müzik eseri” olabilir. Ama ortak payda, saygıdır. Eğer bu saygı zedelenirse, tartışma teknik olmaktan çıkar, toplumsal bir gerilime dönüşür.
Son söz olarak şunu söylemek gerekir:
Türkiye’nin ihtiyacı, ilahinin adını tartışmak değil; insanların gönlünü kazanacak, hayatını kolaylaştıracak çözümler üretmektir.
Çünkü bu ülkede insanlar artık tartışma değil, çözüm görmek istiyor.
Dünya'ya Allah dedirten Adamı Hedef alıyorlar. Buradan da oy çıkmayacağını bilmeleri gerek aksine oy kayıp ettirir size !
Hayırlı Günler Diliyorum
Arafat’tan Yükselen Dualar…
26 Mayıs 2026 Salı 04:29Karadeniz’in Soğuk Sularında Kalan Çığlıklar…
22 Mayıs 2026 Cuma 16:42Tarihe bakıyoruz…
17 Mayıs 2026 Pazar 09:51Hem üzüldük , Hem Sevindik !
16 Mayıs 2026 Cumartesi 06:59Türkiye 9 Gün Tatili Kaldıracak Bir Ülke mi?
11 Mayıs 2026 Pazartesi 15:40Kahramanmaraş Ayakta, Türkiye Sokakta: Bir Şampiyonluğun Hikâyesi
09 Mayıs 2026 Cumartesi 22:35Bugün hacı adaylarımıza seslenmek istiyorum
05 Mayıs 2026 Salı 08:06Kime Güveneceksin?
02 Mayıs 2026 Cumartesi 17:19Hanefi Öksüz ve Öğrenciler: Eşitliğin Sessiz Manifestosu
29 Nisan 2026 Çarşamba 06:2230 Oda Başkanından Tam Destek!
27 Nisan 2026 Pazartesi 08:39
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.