Bekir Doğan
İFTİRA ATMAK KOLAY DA!
İFTİRA ATMAK KOLAY DA!
Sevgili Okurlarım,
Dünyamızda şu gerçeği herkes kabul etsin: Gözünüzle gördüğünüz her olay, her zaman gerçek ve doğru olmayabilir. Resmî bir evrak görseniz bile gördüğünüz şey, her zaman gerçeği doğrulamayabilir. Bir konu hakkında konuşurken kırk defa düşünecek, ondan sonra konuşacaksınız!
İftira atmak kolay! Ali, Veli, Ayşe, Fatma… “Ben onu çalarken gördüm.” dersiniz. Peki, gözünüzle gördüğünüz olay gerçekten doğru mu? Ya doğru değilse, ya iftira attıysanız? Bunun ahirette hesabını vermeyi hiç düşündünüz mü?
Merhum kayınbabamın bir ortağı vardı. Yaklaşık 20 yıl ortaklık yapmışlar. Kazandıkları parayı ve gayrimenkulleri ortağın üzerine almış. Ayrılırken de “Alacağın yok.” diyerek kayınbabamı eli boş göndermiş.
Ortağı, hasta olup yatalak hâle gelince önce 100 bin, sonra 300 bin, 500 bin, en sonunda da çocukları aracılığıyla haber göndererek, “1 milyon vereceğim, gelsin helalleşelim.” demiş.
Ancak kayınbabam, “Ahmet'te görüşürüz.” diyerek cevap vermiş. Bugün ikisi de hak dünyada!
Toplumda genel konuşmalar şöyle:
“Şu çaldı, bu götürdü! Belediye başkanı rüşvet aldı!”
Peki, belgeniz var mı? Eğer elinizde bir belge ve delil varsa götürün polise, Cumhuriyet Savcılığına verin! İddianızın hesabını yetkili makamlar araştırsın.
Bir gün 6-7 kişi toplanmış, oturup sohbet ediyorlar. Konu dönüp dolaşıp siyasete geliyor. “Şu bakan çaldı, bu bakan götürdü, milletvekili çaldı.” diye konuşuyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında da aynı ifadeler kullanılınca ben de dayanamadım, söz aldım:
“Cumhurbaşkanı aynı zamanda başkomutandır. Ülkenin en üst makamında bulunan bir insanın çalmaya ihtiyacı mı var? Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde devletin malı, milletin malıdır. Böyle ağır suçlamaları delilsiz şekilde dile getirmek doğru değildir.” Bütün Mallar cumhurbaşkanını kendi malını mı çalacak ? dedim.
Ben gazeteciyim. Elimi kolumu sallayarak bakanlarla bile görüşemiyorum. Siz nasıl oluyor da gidip birilerinin çaldığını gördünüz? Gerçekten hayret ediyorum!
Bu sözlerimi söyledikten sonra oradan ayrıldım.
Hırsız yok mu? Var, hem de çok!
Bizi soyan da var, seni soyan da var!
Ama günümüzde dürüst insanın kıymeti bilinmiyor. Üçkâğıtçı, fırıldak insanların hatırı daha çok sayılıyor. Şantajcılar, tetikçiler hürmet görüyor; öncelik ve ayrıcalıklar onlara veriliyor.
Bizim gibi insanlara gelince söylenen söz belli:
“O bizden, bir şey yapmaya gerek yok!”
Öncelik, bağıranları, şantaj yapanları susturmak oluyor. Dürüst insanların hakkı, hukuku ise çoğu zaman göz ardı ediliyor.
Son sözüm:
Bir olayın aslını, astarını araştırın. Arkadaşınıza yalancı demek yerine işin doğrusunu öğrenmeye bakın. Her şey göründüğü gibi olmayabilir. Bazen işin arkasında bambaşka gerçekler vardır.
Bir insanı suçlamadan, bir başkasına iftira atmadan önce düşünün. Boş yere cehenneme odun taşımayın, derim.
Neyse, mesajın yerine ulaştığına inanıyorum.
Bugün 1 Kasım 2026 Pazar. Herkese keyifli, huzurlu bir pazar günü diliyorum.
Kalın sağlıcakla…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.