TATİL BELDELERİ EMEKLİLERE KALDI!

TATİL BELDELERİ EMEKLİLERE KALDI!

Sevgili Okurlarım,

Bugün sizlere yine yollardan, gördüklerimden ve gördüklerimin bana düşündürdüklerinden söz etmek istiyorum.

Osmaniye, Adana, Konya üzerinden Antalya'ya ulaştık. Bir hafta önce bu güzergâhlarda oldukça yoğun bir trafik vardı. Tatil beldeleri insanlarla doluydu. Yollar, araçlar, oteller, restoranlar, sahiller hareketliydi.

Bugün ise Antalya'dan Kahramanmaraş'a dönüyorum.

Gördüğüm manzara oldukça farklı…

Tatil beldeleri adeta boşalmış!

Özellikle çocukları okula giden aileler, yaz tatilinin sona ermesiyle birlikte evlerine dönmüş. Yazlıklarda ise üç-beş emekli kalmış. Onlar da sakin sakin denizin, güneşin ve güzel havanın keyfini çıkarıyor.

Aslında bu görüntü bize Türkiye'nin ekonomik ve sosyal hayatı hakkında da önemli ipuçları veriyor.

Yollarda otomobilden çok kamyon var!

Karayollarında dikkatimi çeken bir başka konu ise binek otomobillerden çok kamyon ve uzun tırların göze çarpması oldu.

Özellikle Adana'dan sonra yollar adeta bir tarım koridoruna dönüşüyor.

Kavun, karpuz, domates, biber, şeftali ve daha aklınıza ne gelirse…

Üretici ürününü hale, halden pazara, pazardan sofraya ulaştırmak için yollarda.

Bir tarafta tatilini bitirip evine dönen insanlar, diğer tarafta ürününü pazara yetiştirmeye çalışan üretici…

Biber ve Domates Salçası, konserve yapma zamanı geldi.

Türkiye'nin gerçek ekonomisi aslında bu yollarda akıyor.

Herkes kendisine bir pazar buluyor

Peki, işler bozuk mu?

Ekonomik darboğaz var mı?

Elbette vatandaşın alım gücünü zorlayan, esnafı ve işletmeleri sıkıntıya sokan ciddi ekonomik şartlar var.

Ama meselenin başka bir tarafı daha bulunuyor.

Ekonomik şartlara göre herkes kendisine yeni bir pazar bulmak zorunda.

İşini bilen, değişimi takip eden, yeni ürün geliştiren, teknolojiyi kullanan, müşterinin ihtiyacını doğru okuyan insanlar bugün de para kazanabiliyor.

Biz ise bazen sadece:

“Ekonomik kriz var.”

“İşler bozuk.”

“Kimse alışveriş yapmıyor.”

demekle yetiniyoruz.

Oysa mesele biraz da burada…

Yeni iş alanları, yeni teknolojiler, yeni ürünler, yeni pazarlar ve yenilik…

Bugünün dünyasında ayakta kalmanın yolu biraz da bunlardan geçiyor.

Dün yaptığımız işi bugün aynı şekilde yaparak yarını kurtarmak kolay değil.

Turizm bölgeleri yeterli payı alıyor mu?

Bir başka mesele de turizm…

Antalya ve çevresindeki turizm bölgeleri, Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Ancak burada da önemli bir soru sormamız gerekiyor:

Turistten ve tatilciden yeterli payı mı alıyoruz, yoksa kısa vadede daha fazla kazanacağız diye müşteriyi kaçırıyor muyuz?

Bir müşterinin bütün giderlerini tek seferde çıkaracağız düşüncesiyle fahiş fiyat uygulamak, belki o gün için daha fazla para kazandırabilir.

Ama müşteri bir daha gelmezse ne olacak?

Üstelik yalnızca kendisi gelmez.

Ailesine anlatır.

Arkadaşına anlatır.

Sosyal medyada paylaşır.

Ve böylece bir müşteriyi kaybetmekle kalmaz, gelecekte gelebilecek müşterilerin de önünü kesersiniz.

Turizmde en önemli sermaye güven ve memnuniyettir.

Müşteri “Burada kazıklanırım” diye düşünmeye başladığı zaman, dünyanın en güzel sahiline sahip olsanız bile tercih edilmekte zorlanırsınız.

Emeklinin tatili, ekonominin aynası

Bugün tatil beldelerinde kalan birkaç emekliyi görünce başka bir şey daha düşündüm.

Eskiden yazlıklar sezon boyunca hareketli olurdu.

Şimdi ise okulların açılmasıyla birlikte aileler evlerine dönüyor, tatil beldeleri sessizleşiyor.

Bu sessizliğin içerisinde emekliler denizin keyfini çıkarıyor.

Belki de önümüzdeki yıllarda turizm anlayışımızı biraz daha değiştirmemiz gerekecek.

Sadece Temmuz ve Ağustos aylarına değil, 12 aya yayılan turizme bakmalıyız.

Emekliyi, öğrenciyi, yabancı turisti, yerli turisti, kültür turizmini, sağlık turizmini, doğa turizmini ayrı ayrı değerlendirmeliyiz.

Çünkü ekonomik şartlar değişiyor.

İnsanların tatil alışkanlıkları değişiyor.

Tüketim alışkanlıkları değişiyor.

Değişmeyen tek şey ise değişime ayak uyduramayanların zorlanacağı gerçeğidir.

Bugün yollarda gördüğüm kamyonlar, tırlar, boşalan yazlıklar ve denizin keyfini çıkaran emekliler bana bunu bir kez daha hatırlattı.

Ekonomik sıkıntılardan şikâyet etmek kolay…

Asıl mesele, bu şartların içerisinde yeni fırsatlar oluşturabilmek.

Yeni iş…

Yeni ürün…

Yeni teknoloji…

Yeni pazar…

Ve en önemlisi yenilikçi düşünce…

Türkiye'nin de esnafının da üreticisinin de turizmcisinin de buna ihtiyacı var.

Yollarda gördüğümüz hareketlilik, aslında ekonominin hâlâ nefes aldığını gösteriyor.

Yeter ki doğru okuyalım.

Hayırlı günler.

Kalın sağlıcakla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir Doğan Arşivi