Abdulhakim Eren

Abdulhakim Eren

ORTADOĞU’DA SAVAŞIN GÜBREYE, GÜBRENİN SOFRAMIZA ETKİSİ

ORTADOĞU’DA SAVAŞIN GÜBREYE, GÜBRENİN SOFRAMIZA ETKİSİ

Bugün dünyada yaşanan her kriz, artık sadece siyaseti değil doğrudan soframızı etkiliyor. Özellikle Orta Doğu’da artan gerilim, sandığımızdan çok daha derin bir zincirleme etki oluşturuyor. Bunun en kritik halkalarından biri ise çoğu zaman gözden kaçan bir alan: gübre sektörü.

KSÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Kadir Saltalı, hocamın dikkat çektiğin konuyu bugün kaleme aldım: Tarımın temeli topraksa, toprağın gücü de gübredir. Bilim insanlarının ortaya koyduğu gerçek şu: Gübre kullanılmadan yapılan üretimde verim ciddi şekilde düşüyor. Özellikle azotlu gübreler, ürün artışında adeta belirleyici rol oynuyor.

Peki sorun nerede başlıyor?

Savaşın görünmeyen yüzü: Amonyak krizi

Azotlu gübrelerin temelinde amonyak (NH₃) üretimi yer alır. Amonyak üretimi ise büyük ölçüde doğal gaza bağlıdır. İşte tam da bu noktada Orta Doğu’daki gerilim devreye giriyor.

İran hattı başta olmak üzere bölgede yaşanan çatışmalar:

  • Enerji fiyatlarını yükseltiyor
  • Doğal gaz tedarikini zorlaştırıyor
  • Üretim maliyetlerini artırıyor

Sonuç mu?

Amonyak fiyatlarında çok ciddi artışlar… Bu artışlar doğrudan gübre fiyatlarına yansıyor. Gübre pahalanınca çiftçi daha az kullanıyor. Daha az gübre, daha düşük verim demek. Bu da eninde sonunda pazarda, markette, mutfakta fiyat artışı olarak karşımıza çıkıyor.

Yani mesele sadece savaş değil…
Savaş → Enerji krizi → Gübre krizi → Gıda krizi zinciri oluşuyor.

Türkiye ne yapıyor, ne yapmalı?

Türkiye bu sürecin farkında ve bazı adımlar atıyor. Örneğin:

  • Gübre ihracatına sınırlamalar getirildi
  • Doğal gaz tedariki farklı ülkelerden çeşitlendiriliyor

Ancak bu önlemler daha çok kısa vadeli.

Asıl mesele uzun vadede bağımlılığı azaltmak.

Yeni yol: Yeşil gübre üretimi

Dünyada artık yeni bir sistem konuşuluyor:
Doğal gaz yerine güneş ve rüzgâr enerjisi kullanılarak amonyak üretimi.

Bu sistemde:

  • Su parçalanarak hidrojen elde ediliyor
  • Havadan azot alınıyor
  • Yenilenebilir enerji ile amonyak üretiliyor

Yani dışa bağımlılık azalıyor, çevreye zarar da minimuma iniyor.

Türkiye için bu aslında büyük bir fırsat.

Kahramanmaraş için tarihi fırsat

Özellikle bölgemiz açısından konu çok daha önemli.

  • Afşin-Elbistan hattı güneş enerjisi açısından oldukça verimli
  • Bölgede leonardit ve gidya rezervleri bulunuyor
  • Bu da organomineral gübre üretimi için büyük avantaj sağlıyor

Doğru yatırımlarla Kahramanmaraş’ın kuzeyi:
???? Türkiye’nin gübre üretim üssüne dönüşebilir

Bu sadece tarımı değil:

  • Sanayiyi
  • İstihdamı
  • Bölgesel kalkınmayı da doğrudan etkiler

Çiftçiye düşen görev

Bir diğer önemli konu da mevcut gübrenin doğru kullanımı.

Bugün kullanılan azotun:

  • Bir kısmı yıkanıyor
  • Bir kısmı gaz olarak kayboluyor
  • Bitkinin faydalandığı oran sınırlı kalıyor

Bu yüzden:

  • Doğru zamanda gübreleme
  • Damla sulama
  • Bölerek uygulama

gibi yöntemlerle verim artırılabilir.

Kısacası sadece üretmek değil, akıllı kullanmak da şart.

Son söz

Artık savaşlar sadece cephede kazanılmıyor.
Tarlada, enerjide, üretimde kazanılıyor.

Gübre meselesi teknik bir konu gibi görünebilir ama aslında hepimizi ilgilendiriyor. Çünkü sonunda hepimizin sofrasına dokunuyor.

Bugün atılacak doğru adımlar, yarının gıda krizini önleyebilir.
Aksi halde dışa bağımlı bir tarım, her krizden daha fazla etkilenmeye devam eder.

Unutmayalım:
Toprağın gücü, ülkenin gücüdür.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdulhakim Eren Arşivi