Bekir Doğan
Bugün Dosta Gidiyorum!
Bugün Dosta Gidiyorum!
Sevgili Okurlarım,
Bugün yollara düşüyorum…
Bugün bir şehre değil, dosta gidiyorum.
Yılların arasına giren mesafelere, pandemi günlerine, 6 Şubat depremlerinin acılarına ve hayatın bizi savurduğu onca zamana rağmen, bugün içimde bambaşka bir heyecan var.
Çünkü bugün, yıllardır görmediğim dostlara gidiyorum.
Dün akşam ilk durağım, ömrünü Maraş'a adamış insanlardan Yener Atlı oldu.
Ormanın içerisinde, kendi yaşam alanında ziyaret ettim Yener Atlı'yı. Ben ona “Ömrünü Maraş'a Vakfedenler” kitabımı ve “1978 Maraş Olayları” kitabımı imzalayarak verdim. O da bana “GERMENICIA – Kırılan Zaman, Susturulan Şehir” kitabını imzalayıp verdi.
Kitaplarımızı birbirimize emanet ettik.
Aslında kitap değil, hatıra verdik birbirimize…
Maraş'ı konuştuk.
Geçmişi, bugünü, insanımızı konuştuk.
Bir ara içimden şu cümle geçti:
“Maraş senin olsa, üzerine Gaziantep'i bonus olarak verseler, bütün bu varlık sana beş saniye ömür vermeye yetmez!”
Dünya malı işte…
Ne kadarınız olursa olsun, ömrünüz yetmiyorsa hiçbirinin kıymeti yok.
İnsan, geriye dönüp baktığında en çok neyi hatırlıyor?
Biriktirdiği paraları mı?
Aldığı arabaları mı?
Yaptırdığı binaları mı?
Hayır…
İnsan, insanı hatırlıyor. hoş bir seda , iyi insandır dedirmek önemli olan bu !..
Birlikte içilen bir çayı, yapılan bir sohbeti, omuz omuza geçen günleri, bir dostun elini, bir kardeşin gözlerini hatırlıyor.
Yener Atlı ile konuşurken cahiliye dönemini de konuştuk, bugün düğün salonlarında yaşananları da…
Sokakların halini, toplumdaki değişimi, değerlerimizi ve nereye doğru gittiğimizi konuştuk.
İnsan bazen geçmişi konuşurken aslında bugünü sorguluyor. Lut Kavimiden farklı mıyız ?
Sonra?
Bir düğün…
Bir düğün daha…
Ve ardından ver elini Şanlıurfa!
Ömer Suha Uslu'nun kızının düğün merasimini de tamamladıktan sonra yolumuz Şanlıurfa'ya düşecek.
Ama benim asıl yolculuğum Şanlıurfa'ya değil.
Ben bugün Mardin Kızıltepe'ye, dosta gidiyorum.
Ankara Kara Harp Okulu sıralarında candan bir kardeş edinmiştim.
Veysi Talayhan…
Aradan yıllar geçti.
Hayat bizi birbirimizden uzaklaştırdı.
Pandemi girdi araya.
6 Şubat 2023 depremleri girdi.
Sonra vefasız zaman…
Günler ayları, aylar yılları kovaladı.
Bir baktık ki yıllar geçmiş.
İnsan bazen “Gidem” diyor…
Ama hayat izin vermiyor.
Şimdi ise gidiyorum, İnşallah dostlar.
Bugün Mardin Kızıltepe'deyim , İnşallah diyorum.
Hasreti gidermeye, özlemi dindirmeye, yılların bıraktığı boşluğu bir nebze olsun kapatmaya gidiyorum.
Dostun elini sıkmaya, gözlerinin içine bakmaya gidiyorum.
Belki yıllar önce kaldığımız yerden bir sohbete devam edeceğiz.
Belki ilk cümlemiz, “Nerede kaldık?” olacak.
Ama biliyorum ki gerçek dostluklarda yıllar araya girse de muhabbet kaldığı yerden devam eder.
Çünkü dostluk, zaman hesabı yapmaz.
Bir de uğramadan dönmek istemediğim dostlar var.
Bekir Talayhan…
Baysal Karadağ…
Faaç Çobanoğlu…
Abdulkadir Sağlam…
Sadiye Alav…
Medeni Gül ağabeyimiz…
Adnan Avuklu
Hepsini görmek, ellerini sıkmak, hal hatır sormak istiyorum.
Fakat insanın gönlü geniş, zamanı dar…
“Nasıl yetişeceğim?” diye düşünüyorum.
Ama gönül bu…
Bir dostu diğerinden ayırmıyor.
Hepsine uğramak, hepsinin kapısını çalmak istiyor.
Çünkü bazı insanlar vardır;
Onları görmek bir ziyaret değildir.
Bir borcu ödemektir.
Bir vefadır.
Bir hatıradır.
Bir ömrün emanetine sahip çıkmaktır.
Şair ne güzel söylemiş:
“Yâr aşkıyla yana yana
Ayrı düştüm ellere ben
Ama senden ayrı gezen
Yürek değil, beden oldu…”
İşte bugün benim halim de biraz böyle…
Beden yollarda, gönül dostların yanında.
Yılların özlemiyle gidiyorum.
Kızıltepe'ye gidiyorum.
Mardin'e gidiyorum.
Şanlıurfa'ya gidiyorum.
Ama aslında geçmişime gidiyorum.
Kara Harp Okulu sıralarındaki günlerime…
Gençliğime…
Dostluklarıma…
Birlikte güldüğümüz, birlikte dertleştiğimiz günlere…
Hayatın henüz bu kadar ağır olmadığı zamanlara…
Bugün anladım ki insan yaş aldıkça daha çok yolculuk yapmıyor.
Daha çok hatırasına yolculuk ediyor.
Bir şehre gittiğinde aslında o şehirdeki insanları arıyor.
Bir sokağa girdiğinde geçmişte bıraktığı ayak izlerini arıyor.
Bir dostun kapısını çaldığında ise kendi hayatından bir parçayı yeniden buluyor.
Ben bugün işte bunun için gidiyorum.
Dosta gidiyorum.
Dualarınızı bekliyorum.
İnşallah yollarımız açık olur.
İnşallah dostlarımızın ellerini sıkabilir, gözlerine bakabilir, gönüllerini alabiliriz.
Ve inşallah bu vefasız zamanın bizden çaldığı yılları, birkaç saatlik de olsa güzel sohbetlerle geri kazanabiliriz.
Çünkü hayat kısa…
Maraş da senin olsa, Gaziantep'i de üzerine verseler, dünyayı da önüne serseler…
Dostun yoksa neye yarar?
Geriye bir tek şey kalıyor:
İnsan, insana bıraktığı hatıra kadar yaşıyor.
Ben bugün dostlarımın hatırasına gidiyorum.
Selam olsun Mardin Kızıltepe'deki dostlarıma…
Selam olsun Ankara Kara Harp Okulu'ndan bugüne taşıdığım kardeşliklere…
Selam olsun yıllar geçse de gönlümüzde eskimeyenlere…
Bugün yol uzun…
Ama gönül rahat.
Çünkü…
Bugün dosta gidiyorum!
Bugün 9 Ağustos 2026 Pazar pazar olunca , pazar yazısı biraz uzun oldu sabırla okuduğunuz için teşekkür ediyoum.
Kalın Sağlıcakla
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.