TÜRK LİRASI NEREYE GİDİYOR?

TÜRK LİRASI NEREYE GİDİYOR?

Sevgili Okurlarım,

Bir zamanlar cebimizdeki Türk Lirası ile gurur duyuyorduk. Bugün ise paramızın değer kaybını izliyor, her geçen gün biraz daha fakirleşiyoruz. Peki, Türk Lirası nereye gidiyor? Bu gidişat nereye kadar sürecek?

Türk Lirasından altı sıfırın silindiği, Yeni Türk Lirası’nın hayatımıza girdiği günleri hatırlıyorum. Piyasaya çıkan 200 Yeni Türk Lirası’nı vatandaşlar birbirine gösteriyor, yeni paramızı merakla inceliyordu.

O günlerde hac görevimiz için Mekke’deydik. 100 Yeni Türk Lirası karşılığında 442 Suudi Arabistan riyali alıyorduk. Bugün ise aynı 100 lira için yalnızca yaklaşık 7 riyal alınabildiğini görüyoruz.

Düşünebiliyor musunuz? Bir zamanlar yurt dışında paramızın karşılığı vardı. Bugün ise Türk Lirası karşısında eriyen değerimizi konuşuyoruz.

BİR ZAMANLAR GÜÇLÜYDÜ, BUGÜN NEREDEYSE YOK HÜKMÜNDE!

Dolar ile Türk Lirasının birbirine yaklaştığı, paramızın değer kazandığı günleri de gördük. Bugün ise doların 50 liranın üzerine çıktığı, daha da yükseleceğine ilişkin tahminlerin yapıldığı bir dönemdeyiz. Yıl sonuna kadar 60 lirayı görebileceğini söyleyenler var.

Elbette ekonomi yalnızca döviz kurundan ibaret değildir. Ancak bir ülkenin parasının sürekli değer kaybetmesi, vatandaşın alım gücünü doğrudan etkiler. Markete giden, pazardan alışveriş yapan, ev almak isteyen, çocuğunu okutmaya çalışan herkes bu kaybı iliklerine kadar hisseder.

Biz yıllardır ekonomi diyoruz, üretim diyoruz, ihracat diyoruz, tasarruf diyoruz. Peki, bunca çabaya rağmen Türk Lirası neden değer kaybediyor?

EKONOMİNİN HAVUZU DELİK Mİ?

Türkiye üretiyor. Sanayicimiz fabrikasında çalışıyor, işçimiz alın teri döküyor, ihracatçımız dünyanın dört bir yanına mal satıyor ve ülkemize döviz kazandırıyor.

Peki, kazanılan bu döviz nerede kalıyor?

Benim yıllardır dikkat çektiğim meselelerden biri de budur: Ekonomik havuzumuzu doldurmaya çalışırken bir yandan da su kaybediyoruz. Üretiyoruz, ihracat yapıyoruz, döviz kazanıyoruz; ancak kazandığımızı koruyamadığımız takdirde bütün bu çabalarımızın karşılığını almakta zorlanıyoruz.

Türkiye’nin döviz ihtiyacı, dış borç ödemeleri, enerji ithalatı, yatırım ve diğer ekonomik yükümlülükleri elbette var. Bunları görmezden gelemeyiz. Ancak ülkemizin kaynaklarının korunması, kayıt dışı para hareketlerinin önlenmesi ve kamu kaynaklarının etkin kullanılması da bir o kadar önemlidir.

BANKERLERDEN FON OLAYLARINA: GEÇMİŞTEN DERS ALDIK MI?

Yakın tarihimize bir göz atalım…

Bankerler olayını hatırlayın. İçi boşalan bankaları, saadet zincirlerini, “Sıra sende” diyerek insanları kandıran sistemleri, Çiftlik Bank olayını ve yurt dışına aktarılan paralarla ilgili tartışmaları unutmadık.

Bunların yanında çeşitli yapıların mali faaliyetleri, fon adı altında yürütülen işlemler, dolandırıcılık iddiaları, ekonomik vurgunlar ve vatandaşın birikimlerini kaybettiği nice olay yaşandı.

Kuriş ve benzeri isimlerle gündeme gelen yurt dışına para aktarımı iddiaları da kamuoyunda tartışıldı. Her olayın hukuki durumu ve sorumluları ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Ancak bütün bu örnekler bize bir gerçeği hatırlatıyor: Denetim zayıflarsa, güven sarsılırsa ve suçla mücadele etkisiz kalırsa bunun bedelini eninde sonunda vatandaş öder.

2023’ten 2026’ya uzanan dönemde ülkenin kaynaklarının nasıl kullanıldığını, kamu parasının nereye gittiğini, hangi işlemlerin ekonomiye ne kadar yük getirdiğini sorgulamak zorundayız. ülkemiz tam 42 defa soyuldu.

Devletin kasası milletin emanetidir. O emaneti korumak, hesabını sormak ve her kuruşun izini sürmek devlet yönetiminin temel görevlerinden biridir.

ÇÖZÜM, PARAYI KORUMAK VE GÜVENİ YENİDEN SAĞLAMAKTIR!

Benim düşünceme göre Türkiye, döviz kaynaklarını korumak ve Türk Lirasına güveni yeniden tesis etmek için çok daha güçlü adımlar atmalıdır.

Sanayicimiz üretecek, ihracatçımız kazanacak, çalışanımız emeğinin karşılığını alacak. Ülkeye gelen dövizin ekonomiye katkısı artırılırken, vatandaşın birikimi de güvence altında tutulmalıdır.

BİR EV ALMAK İÇİN ÇUVALLA PARA TAŞIMAK!

Bir zamanlar birikim yaparak ev sahibi olmak, yıllarca çalışıp bir otomobil almak mümkündü. Bugün milyonlarca liralık konut fiyatları konuşuluyor. İnsanlar bir ev satın alabilmek için milyonlarca lirayı hesaplamak, taşımak ve bir araya getirmek zorunda kalıyor.

Elbette paranın miktarının büyümesi tek başına ekonomik zenginlik anlamına gelmez. Önemli olan, o parayla ne kadar mal ve hizmet satın alınabildiğidir.

Cebimizde milyonlarca lira olsa bile temel ihtiyaçlarımızı karşılamakta zorlanıyorsak burada ciddi bir sorun var demektir.

Emekli maaşıyla geçinmeye çalışan vatandaşımızı, asgari ücretliyi, esnafı, çiftçiyi, sanayiciyi ve gençleri düşünelim. Herkesin ortak beklentisi aynı: Kazandığı para değerini korusun, yarınından endişe etmesin.

SAYIN CUMHURBAŞKANIM, TÜRK LİRASI YENİDEN DEĞER KAZANMALI!

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a buradan sesleniyorum:

Türk Lirasının değerini koruyacak, vatandaşın alım gücünü artıracak ve ekonomiye güveni yeniden sağlayacak kalıcı adımlara ihtiyacımız var.

Türk Lirasından yeniden sıfır silmek, bir sıfır ya da iki sıfır atmak teknik olarak gündeme getirilebilir. Ancak unutmayalım ki paradan sıfır atmak, tek başına paramızın gerçek değerini yükseltmez. Fiyatlar ve gelirler aynı oranda değişirse yalnızca rakamlar küçülmüş olur.

Bizim istediğimiz, kâğıt üzerindeki rakamların küçülmesi değil; Türk Lirasının gerçek anlamda değer kazanmasıdır.

Enflasyonun düşmesini, fiyat istikrarının sağlanmasını, üretimin artmasını, tasarrufların korunmasını ve vatandaşın geleceğe güvenle bakmasını istiyoruz.

Bugün savunma sanayisinde önemli başarılara imza atan, kendi teknolojisini geliştiren, üretim kapasitesini artırmaya çalışan Türkiye’ye, parasının sürekli değer kaybetmesi yakışmıyor.

Bir ülkenin gücü yalnızca savunma sanayisiyle, fabrikalarıyla, yollarıyla ve köprüleriyle ölçülmez. O ülkenin parasının itibarı, vatandaşının alım gücü ve ekonomisine duyulan güven de gücünün önemli göstergeleridir.

BİR TÜRK LİRASIYLA İKİ DOLAR ALDIĞIMIZ GÜNLERİ GÖRMEK DİLEĞİYLE…

Sevgili Okurlarım,

Benim derdim şahıslarla değil, ülkemizin geleceğiyle; benim derdim siyaset yapmak değil, vatandaşın sesini duyurmak.

İstediğimiz çok açık: Türk Lirası değer kazansın, vatandaşımız rahat nefes alsın, gençlerimiz geleceğe umutla baksın, emeklimiz ay sonunu nasıl getireceğini düşünmesin.

Bir zamanlar bir Türk Lirasıyla iki dolar alabildiğimiz günleri yeniden görmeyi elbette isteriz. Bunun gerçekleşmesi için yalnızca temenniler yetmez; güçlü üretim, kalıcı ekonomik istikrar, güvenilir yönetim, etkin denetim ve doğru politikalar gerekir.

Paramızın değerini koruyamazsak emeğimizin değerini de koruyamayız.

Türk Lirası bizim paramız, itibarımız ve ekonomik bağımsızlığımızın simgesidir. Onu yeniden hak ettiği değere kavuşturmak hepimizin ortak hedefi olmalıdır.

Bugünün duası : Bir Türk Lirasına , iki Dolar Alacağımız günleri görmeniz dileği ile

Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun!

Hayırlı günler diliyorum.

Kalın sağlıcakla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir Doğan Arşivi