Bekir Doğan
TARİH TEKERRÜR EDER Mİ, YOKSA BİZ Mİ AYNI HATALARI YAPARIZ?
TARİH TEKERRÜR EDER Mİ, YOKSA BİZ Mİ AYNI HATALARI YAPARIZ?
Sevgili Okurlarım,
Siyasette hafıza çok önemlidir. Hele gazetecilik yapıyorsanız, dün yaşananları unutmaz, bugünün fotoğrafını çekerken geçmişin tecrübelerini de hatırlarsınız.
Bugün sizlere 2002 seçimleri öncesinden bir hatıramı anlatacağım. Belki de bugünü anlamak için geçmişe bakmakta fayda vardır.
Yıl 2002…
ANAP ve Devlet Bakanı Ali Doğan, Kahramanmaraş'ta yoğun bir seçim çalışması yürütüyor. Yemekli toplantılar, parti buluşmaları, kalabalık salonlar, uzun konvoylar…
Vatandaşları dinliyorum. Yemeklere katılıyorum, toplantılara gidiyorum. Salonlar dolup taşıyor. Herkes güler yüzlü, herkes heyecanlı…
Ama vatandaşın söyledikleri başka!
ANAP'a oy vermeyeceğim, benim oyum Tayyip Erdoğan'a diyenlerin sayısı hiç de az değil.
Bir gün Orman-İş Sendikası'nda Devlet Bakanı Ali Doğan onuruna yemek veriliyor. Sözde 15-20 kişilik bir yemek programı… Ama ne mümkün! Belki 100 kişi gelmiş, oda dolmuş, boş yer kalmamış. Kalabalık, konvoy, ilgi, alaka muhteşem!
Sayın Bakan Ali Doğan ile küçük bir odada baş başa oturduk. Bana sordu:
"Bekir, kaç milletvekili çıkarırız?"
Ben de gazeteci olarak gördüğümü, duyduğumu ve hissettiğimi söyledim:
"Bakanım, bütün Kahramanmaraş ANAP'a oy verse bile Türkiye genelinde barajı aşmanız zor görünüyor."
Sayın Ali Doğan hemen itiraz etti:
"ANAP'ın ölüsü bile barajı aşar!"
Ama yüzündeki ifadeden sözlerimin moralini bozduğunu anlamıştım.
Çünkü sofralar kalabalıktı, salonlar doluydu, konvoylar görkemliydi. Fakat sandığın dili başka konuşuyordu.
Nitekim seçim geldi, sandık açıldı ve sonuçlar belli oldu. ANAP baraj altında kaldı. Türkiye yeni bir siyasi döneme girdi. AK Parti iktidara geldi.
Seçimden sonra Sayın Ali Doğan, nezaketi ve beyefendiliğiyle bizlere bir veda toplantısı düzenledi. Bir köşede yine baş başa görüştük. Bana dönerek:
"Bekir, ben de biliyordum. Bir defa söz vermiştik." dedi.
Bu sözünü ve o günkü sohbetimizi hiç unutmadım.
ARADAN YILLAR GEÇTİ, SORULAR AYNI!
O günden bugüne AK Parti iktidarda. Aradan geçen yıllarda siyaset değişti, isimler değişti, partiler değişti ama siyasetin bazı alışkanlıkları pek değişmedi.
Şimdi yine buluşmalar var…
Muhtarlarla buluşmalar, gençlerle buluşmalar, kadınlarla buluşmalar, esnafla buluşmalar…
Yemekler, toplantılar, fotoğraflar, alkışlar, protokol konuşmaları…
Elbette vatandaşla buluşmak güzeldir. Muhtarı dinlemek, gencin derdini öğrenmek, kadının beklentisini anlamak, esnafın sorununa kulak vermek siyasetin asli görevidir.
Ancak bir soru sormak istiyorum:
Bu toplantılarda gerçekten sorunlar mı konuşuluyor, yoksa herkes birbirine güzel sözler söyleyerek mi salondan ayrılıyor?
Yemek masalarında her şey yolunda görünür. Herkes memnun, herkes mutlu, herkes destekçi!
Ama sokağa çıkın, pazara gidin, esnafın kapısını çalın. Emekliyi, işçiyi, çiftçiyi, iş arayan genci dinleyin.
İşte o zaman başka bir Türkiye fotoğrafıyla karşılaşabilirsiniz.
Çünkü toplantı salonundaki alkış ile sandıktaki oy aynı şey değildir. Kalabalık sofralar, kalabalık konvoylar seçim kazanmanın garantisi değildir.
2002'de bunu gördük. Bugün de aynı gerçeği hatırlamakta fayda var.
TARİH KAÇ YILDA BİR TEKERRÜR EDER?
25 yılda bir mi, 50 yılda bir mi, yoksa 100 yılda bir mi?
Bilemiyorum…
Ama tarih bazen tekerrür etmez; biz aynı hataları tekrarladığımız için bize geçmişi yeniden yaşatır.
Bugün bir şeyler doğru gitmiyor gibi geliyor bana.
Siyasette samimiyet gerek, muhabbet gerek, en önemlisi de doğruları söyleyecek cesaret gerek!
Her toplantıda alkışlanmak isteyenler, kendilerine gerçekleri söyleyen gazetecileri de dinlemeli. Herkesin hoşuna giden sözleri söylemek kolaydır. Zor olan, dost acı söyler misali gerçeği dile getirmektir.
Ne diyelim?
Söylenecek çok söz var. Ama dinleyen de gerek, anlayan da gerek!
Unutmayalım; seçimler salonlarda değil, sandıkta kazanılır. Vatandaşın gönlü ise yemek masalarında değil, samimiyetle kazanılır.
Dost doğru söyler, sözler acı gelir ! bizden söylemesi
Kalın sağlıcakla…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.