AK PARTİ İÇİNDEKİ AKP’LİLER!

AK PARTİ İÇİNDEKİ AKP’LİLER!

Sevgili Okurlarım,

Bugün sözüm, doğrudan iktidara, AK Parti yönetimine ve Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a…

Gazeteci Tamar Tanrıyar’ın Şubat 2026’da yaptığı canlı yayında, Ekim 2026’da yaşanabileceğini öne sürdüğü gelişmeler bugün yeniden tartışılıyor. Tanrıyar’ın yayında; fon olaylarının patlak vereceği, borsanın çökeceği, bankaların iflas edeceği ve FETÖ’nün 15 Temmuz’da başaramadığını 10 yıl sonra, Ekim ayında gerçekleştirmeye çalışacağı yönünde ifadeler kullandığı iddia ediliyor.

Video görüntüleri var sosyal medya da izleye bilirsiniz !

Peki, o gün bu yayını kim izledi? Kim dikkate aldı? Kim bu iddiaları araştırma gereği duydu? Mustafa Sarıgül yakın korumasının anlattıkları ?

Şimdi Ekim ayındayız. Siyaset dünyasında ve kamuoyunda çeşitli iddialar gündeme geliyor. Ancak burada önemli olan, ortaya atılan her iddiayı peşinen doğru kabul etmek değil; devletin, ilgili kurumların ve siyasi yönetimin bunları ciddiyetle araştırması, gerçekleri ortaya çıkarmasıdır.

Peki, AK Parti yönetimi bu iddiaları zamanında dikkate aldı mı?

AK PARTİ’DE AK PARTİLİLER Mİ, AKP’LİLER Mİ VAR?

AK Parti’nin kuruluşunda bir ruh vardı. Milletin umudunu temsil eden, yolsuzlukla mücadele edeceğini, adaleti sağlayacağını ve Türkiye’yi kalkındıracağını söyleyen bir siyasi anlayış vardı.

Peki, bugün ne görüyoruz?

Partinin içinde, kuruluş ilkelerini savunmak yerine kendi çıkarlarını düşünenler varsa bunlara kim dur diyecek? Milletin derdini Cumhurbaşkanı’na anlatmak yerine her şeyi güllük gülistanlık gösterenler varsa bunların hesabını kim soracak?

İşte benim asıl meselem burada başlıyor!

AK Parti’ye gönül verenlerle, AK Parti’nin imkânlarından yararlanmayı kendisine görev edinenleri birbirinden ayırmak gerekiyor.

Partinin adını kullanarak güç devşirenler, yanlışları gizleyenler, vatandaşın sesini yukarıya ulaştırmayanlar varsa bunlar en büyük zararı yine AK Parti’ye veriyor.

Benim “AK Parti içindeki AKP’liler” derken anlatmak istediğim de budur: Partinin kuruluş ruhundan uzaklaşan, milletin beklentilerini ikinci plana atan ve kendi çıkarını önceleyen anlayış!

FONLAR, BANKALAR, BELEDİYELER… DEVLET NEREDE?

Son dönemde fonlar, para hareketleri, belediyeler ve bazı siyasetçiler hakkında çeşitli iddialar gündeme geliyor. Mustafa Sarıgül ve ailesi, Muhittin Böcek ve başka isimler üzerinden kamuoyuna yansıyan gelişmeler de tartışılıyor.

Ancak unutulmamalıdır ki, bir kişi veya kurum hakkındaki iddia, tek başına suçun kanıtı değildir. Her iddia somut belgelerle incelenmeli, soruşturmalar hukuka uygun yürütülmeli ve gerçekler ortaya çıkarılmalıdır.

Benim sorum açık:

Türkiye’nin parasının yurt dışına çıkarıldığı, kamu kaynaklarının amacı dışında kullanıldığı veya çeşitli yapılar üzerinden usulsüz para hareketleri gerçekleştirildiği iddiaları varsa bunlar neden bütün yönleriyle araştırılmasın?

Vakıflar, dernekler, cemaatler, şirketler veya şahıslar… Hiç kimse hukukun üzerinde değildir. Yasal faaliyet gösteren kurumları zan altında bırakmadan, suç teşkil eden işlemler varsa bunların üzerine kararlılıkla gidilmelidir.

Türkiye’nin bir kuruşunun bile hesabı sorulmalıdır!

Millet geçim derdindeyken, esnaf ayakta kalmaya çalışırken, emekli maaşıyla ay sonunu getiremezken kamu kaynaklarının ve ülke servetinin korunması devletin en önemli sorumluluklarından biridir.

Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, hukuka aykırı bir iş yapmışsa hesabını vermelidir.

SAYIN ERDOĞAN, ÇEVRENİZDEKİLER SİZE GERÇEKLERİ ANLATIYOR MU?

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum:

Sizin en büyük ihtiyacınız, sizi alkışlayan insanlar değil; gerektiğinde yanlışlarınızı da söyleyebilen, ülkenin gerçeklerini önünüze koyabilen insanlardır.

Etrafınızda her şeyin yolunda olduğunu söyleyenler olabilir. Ekonominin iyiye gittiğini, vatandaşın memnun olduğunu, teşkilatların kusursuz çalıştığını anlatanlar olabilir.

Peki, pazara çıkan vatandaşın derdini kim anlatıyor? İş yerini kapatmak zorunda kalan esnafın feryadını kim duyuruyor? Üretim maliyetleri altında ezilen sanayicinin sesini kim size ulaştırıyor?

Devlet yönetiminde en tehlikeli şey, kötü haberin yukarıya ulaşmamasıdır.

Eğer çevrenizde devletin ve milletin çıkarları yerine kendi çıkarlarını düşünenler varsa bunları tespit edin. FETÖ bağlantısı veya başka bir örgütle ilişkisi bulunduğu somut delillerle ortaya konulan kişiler hakkında hukuk çerçevesinde gereğini yapın. Ancak kimseyi yalnızca söylentiyle suçlamayın; delile, adalete ve hukuka dayanın.

AK Parti’nin kuruluş ilkelerine aykırı davrananlar kim olursa olsun, makamına ve yakınlığına bakılmadan hesap verebilmelidir.

TÜRKİYE’Yİ KURTARACAK ADIMLAR BELLİ!

Sayın Cumhurbaşkanı,

Türkiye’nin ekonomik ve siyasi sorunlarını çözmek için artık cesur, kararlı ve kalıcı adımlar atılmalıdır.

1. Kamuda ve siyasette hesap verebilirlik sağlanmalı.

Kamu kaynaklarının kullanımı şeffaf olmalı, yolsuzluk iddiaları bağımsız ve etkili biçimde araştırılmalı, suç işlediği kanıtlanan herkes hukuk önünde hesap vermelidir.

2. Para hareketleri denetlenmeli.

Türkiye’den yurt dışına yapılan para transferleri, kara para aklama ve yasa dışı sermaye kaçırma şüphesi bulunan işlemler etkin biçimde incelenmelidir. Hukuka uygun ticaret ve yatırım engellenmeden, suç gelirlerinin yurt dışına çıkarılmasının önüne geçilmelidir.

3. Ekonomi güven veren bir yapıya kavuşturulmalı.

Bankalara güven, fiyat istikrarı ve Türk lirasının satın alma gücü güçlendirilmelidir. Ancak Türkiye’deki bankalarda Türk lirası dışında para bulundurulmasının yasaklanması veya vatandaşın dövizini zorunlu olarak Türk lirasına çevirmesi gibi uygulamalar çözüm değildir. Ekonomik güven, yasaklarla değil; istikrar, öngörülebilirlik ve doğru politikalarla sağlanır.

4. Üretici ve sanayici desteklenmeli.

Türkiye, sanayicisini ve üreticisini dünya ölçeğinde rekabet edebilir hâle getirmelidir. Meslek gruplarına göre üretim planlaması yapılmalı; enerji, finansman, teknoloji ve ihracat alanlarında kalıcı destekler sağlanmalıdır.

5. Birden fazla maaş meselesi adil biçimde çözülmeli.

Kamu görevleri ve kamu kaynaklarından elde edilen gelirler şeffaf olmalıdır. Birden fazla görev veya maaş söz konusu olduğunda, bunun hukuki dayanağı ve kamu yararı sorgulanmalı; haksız kazanca yol açan uygulamalara son verilmelidir.

6. AK Parti’nin kuruluş ruhuna dönülmeli.

2002 yılında verilen adalet, kalkınma, hizmet ve milletle bütünleşme sözleri yeniden hatırlanmalıdır. Liyakat, dürüstlük, tasarruf ve hesap verebilirlik yalnızca söylemde kalmamalıdır.

SON SÖZÜM SAYIN CUMHURBAŞKANI’NA!

Sayın Recep Tayyip Erdoğan,

Size her şeyin yolunda olduğunu söyleyenler, belki de en önemli sorunları görmenizi engelliyordur.

Siyasetçinin görevi yalnızca iktidarda kalmak değil, millete hizmet etmektir. Devletin görevi de vatandaşın alın terini, birikimini ve geleceğini korumaktır.

Türkiye’nin kaynakları doğru kullanılır, üretim güçlendirilir, kamu yönetiminde liyakat esas alınır, yolsuzlukla kararlılıkla mücadele edilir ve adalet herkese eşit uygulanırsa ülkemiz çok daha güçlü bir konuma gelebilir.

AK Parti’nin yeniden güven kazanması da ancak milletin sorunlarını dinlemesi, yanlışlarını kabul etmesi ve gerekli değişimi gerçekleştirmesiyle mümkündür.

Sayın Cumhurbaşkanı, çevrenizdeki insanları değil, önce milletin sesini dinleyin!

Size gerçekleri söylemeyenleri değil, gerçekleri bütün açıklığıyla ortaya koyanları dinleyin. Ülkeye zarar veren kim varsa, makamına bakmadan hukuk içinde hesap sorun.

Milletin parasını, devletin itibarını ve Türkiye’nin geleceğini koruyun.

Bizden söylemesi…

Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir Doğan Arşivi