İSFAHAN’DA BİN YILLIK SELÇUKLU SIRRI

İSFAHAN’DA BİN YILLIK SELÇUKLU SIRRI

Sevgili Okurlarım,

Sultan Alparslan, Melikşah ve Nizâmülmülk’ün izinde… İran sokaklarında İsfahan dan selamlar sizlere !

Tarih bazen kitapların sayfalarında değil, sessiz bir mezar taşında, eski bir türbenin kapısında ve yüzyıllardır devam eden bir aile geleneğinde saklıdır.

İran'dan sesleniyorum sizlere : İran’ın kadim şehirlerinden İsfahan’da bulunan ve halk arasında Nizâmülmülk Türbesi veya Sultan Melikşah Türbesi olarak bilinen küçük bir yapı, işte böyle büyük bir tarihî sırrı içinde barındırıyor.

Bugün İsfahan’ın dar sokakları arasında, dışarıdan bakıldığında sıradan bir yapı gibi görünen bu türbede Büyük Selçuklu Devleti’nin en önemli isimlerinden Nizâmülmülk, Sultan Melikşah , Alpaslan'ın ve Terken Hatun’un kabirleri bulunuyor. Akademik araştırmalarda da bu yapıdaki mezarların Selçuklu hanedanı ve Nizâmülmülk ile bağlantısı ele alınıyor.

Fakat asıl dikkat çekici olan, burada bulunan isimsiz mezarlardan biri hakkında anlatılan Sultan Alparslan rivayeti

Alparslan’ın mezarı gerçekten İsfahan’da mı?

Tarih kitaplarında Sultan Alparslan’ın Merv’de defnedildiği kabul edilir. Ancak İranlı araştırmacı Metin Rızayi’nin aktardığı bir rivayete göre, Sultan Alparslan’ın mezarı Merv’de değil, İsfahan’daki bu türbede bulunuyor olabilir.

Bu iddianın dayandırıldığı nokta ise oldukça ilginçtir.

Türbede Sultan Melikşah’ın baş tarafında bulunan büyük ve isimsiz bir mezarın Sultan Alparslan’a ait olabileceği ileri sürülüyor. Çünkü Selçuklu tarihinde Melikşah’tan daha büyük ve onun baş tarafına defnedilebilecek kişinin babası Sultan Alparslan olabileceği ifade ediliyor. Ancak bunun kesinleşmiş bir bilgi değil, tarihî bir rivayet olduğunu özellikle belirtmek gerekiyor.

İşte tarih burada yeniden gizemli bir hal alıyor.

Nizâmülmülk: Bir devletin aklı

Nizâmülmülk yalnızca bir vezir değildi.

Büyük Selçuklu Devleti’nin devlet teşkilatlanmasında büyük rol oynayan, Sultan Alparslan ve Sultan Melikşah dönemlerinde devlet yönetiminin en önemli isimlerinden biri olan Nizâmülmülk, yaklaşık 52 yıl Selçuklu devlet hizmetinde bulundu.

Onun adı bugün yalnızca mezarıyla değil, kurduğu Nizâmiye medreseleri ile de yaşamaya devam ediyor. Bağdat, Nişabur ve İsfahan başta olmak üzere kurulan bu medreseler, dönemin ilim hayatında önemli merkezler haline geldi.

Nizâmülmülk 1092 yılında şehit edildi ve cenazesi İsfahan’a götürülerek burada defnedildi. Aynı yıl Sultan Melikşah da vefat etti ve onun naaşı da İsfahan’a getirilerek buradaki türbesine defnedildi.

Ne büyük bir tesadüftür ki, Selçuklu Devleti'nin iki önemli ismi, Nizâmülmülk ve Melikşah, tarihin aynı döneminde hayata veda ederek aynı şehirde toprağa verildi.

Yüzyıllardır emanete sahip çıkan aile

Bu hikâyenin belki de en etkileyici taraflarından biri ise türbenin korunması.

İsfahan’daki bu tarihî mekânın türbedarlığını Zaferkendi ailesi nesiller boyunca sürdürüyor. Ailenin günümüzdeki temsilcisi Hamid Zaferkendi, bu görevin kendilerine atalarından miras kaldığını ve nesiller boyunca devam ettirildiğini anlatıyor.

Düşünün…

Selçuklu sultanlarının üzerinden yaklaşık bin yıl geçmiş.

Devletler kurulmuş, imparatorluklar yıkılmış, şehirlerin çehresi değişmiş, savaşlar yaşanmış, rejimler değişmiş.

Ama bir aile, atalarından devraldığı emaneti korumaya devam ediyor.

Bu, yalnızca bir türbedarlık görevi değil; aynı zamanda tarihe sahip çıkmanın sessiz bir örneğidir.

Çağrı Bey’den Alparslan’a, Melikşah’tan Nizâmülmülk’e…

Selçuklu tarihine baktığımızda karşımıza bir büyük devlet ailesi çıkar:

Çağrı Bey…

Sultan Alparslan…

Sultan Melikşah…

Ve onların yanında devletin aklı olarak görev yapan Nizâmülmülk…

Nizâmülmülk’ün 52 yıla yakın devlet hizmetinin önemli bir bölümünün bu Selçuklu hükümdarları döneminde geçtiği belirtiliyor.

Bugün İsfahan’daki küçücük bir türbe, işte bu büyük tarihin sessiz tanığıdır.

Belki de bu yüzden İsfahan sadece İran’ın tarihî şehirlerinden biri değildir.

Türk-İslam tarihinin de önemli duraklarından biridir.

Tarihçiler için hâlâ cevap bekleyen soru

Sultan Alparslan’ın mezarının İsfahan’da olduğu iddiası kesinleşmiş değildir.

Ama tarih araştırmalarının güzelliği de burada değil midir?

Bazen bir mezar taşı, bazen eski bir vakfiye, bazen bir arşiv belgesi, bazen de yüzyıllardır anlatılan bir rivayet yeni soruların kapısını açar.

Belki bir gün yapılacak kapsamlı arkeolojik ve tarihî araştırmalar, bu isimsiz mezarın kime ait olduğunu daha kesin biçimde ortaya koyacaktır.

O zamana kadar İsfahan’daki bu küçük türbe, Büyük Selçuklu tarihinin büyük isimlerini sessizce ağırlamaya devam edecek.

Ve bizlere şu gerçeği hatırlatacak:

Büyük devletler yalnızca savaşlarla ve fetihlerle değil, bıraktıkları medeniyetle yaşarlar.

Nizâmülmülk’ün ilim mirası…

Alparslan’ın Anadolu’ya açtığı kapı…

Melikşah’ın büyük Selçuklu dünyası…

Ve bugün hâlâ korunan mezarlar…

Hepsi bize aynı şeyi söylüyor:

Tarih, geçmişte kalmış bir zaman değildir. Sahip çıkarsanız bugün de sizinle konuşur.

İsfahan’ın sessiz bir sokağında, yaklaşık bin yıllık Selçuklu hikâyesi işte böyle yaşamaya devam ediyor.

İran sefer yaparsanız burayı ziyaret edin , bir fatiha gönderelim bugün cuma !

Kalın Sağlıcakla !

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir Doğan Arşivi