FON VE FONLANMAK!

FON VE FONLANMAK!

Sevgili Okurlarım,

1923’ten 2026’ya kadar ülkemiz, fon adı altında veya başka isimle gerçekleştirilen çeşitli soygunlarla defalarca zarara uğratıldı. Geçenlerde bu konuyu geniş bir şekilde yazdım. Aslında meselenin kökleri çok daha gerilere, 1880’li yıllardan 1909’a kadar uzanıyor. O dönemde Osmanlı Devleti’ni borçlandıran ve ekonomik açıdan zor durumda bırakan süreçler yaşandı. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana da milletimizin alın terini ve birikimlerini hedef alan olaylarla karşı karşıya kaldık.

Şimdi sözüm bütün siyasilere!

Çok gerilere gitmeyelim. 1960’tan bugüne kadar bankerler, bankalar, Tosuncuklar ve foncular üzerinden yaşanan olaylarla ülkemizin insanları büyük kayıplara uğradı. Biz dişimizden tırnağımızdan artırarak çalıştık, kazandığımız parayı biriktirdik. Ancak birileri çıktı, bu birikimleri topladı ve yurt dışına kaçtı.

Bugün ABD’de, İsviçre’de, İngiltere’de ve dünyanın çeşitli ülkelerinde, Türkiye’den götürülen paralarla lüks içinde yaşayanlara bakın! İddialara konu olan bu kişilerin bir kısmı, geride mağdur insanlar bırakarak yurt dışında yaşamlarını sürdürüyor.

Peki, devlet olarak bunlara karşı ne yapabildik? Kocaman bir hiç mi?

İnsanların alın terini, yıllarca biriktirdiği parasını kaybetmesi; mağdurların adalet beklerken, sorumluların yurt dışında rahat bir hayat sürmesi kabul edilebilir mi?

Bazıları Türkiye’de yaşananları kötüleyerek ayrılıyor, gittikleri ülkelerde iyi birer vatandaş olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Peki, geride kalan mağdurlar ne olacak? Bir ömür çalışıp biriktirdiği parasını kaybeden vatandaşın hesabını kim soracak?

Milletin sırtından kazanç sağlayan sağlıyor. Bunu gören yürek nasıl dayansın? Haksız kazanç sağlayan lüks içinde yaşarken, dar gelirlinin, emeklinin ve mağdurun hâlini soran var mı?

SON SÖZÜM:

Gerçekten bir şeyler yapmak istiyorsak Türk Ceza Kanunu’nu yeniden ele almalı, bu tür suçlara karşı caydırıcı düzenlemeler getirmeliyiz. Suçu işleyenin yanına kâr kalmamalı; milletin parasını dolandırıcılıkla elde edenler, hukukun öngördüğü en ağır yaptırımlarla karşılaşmalıdır.

Ülkemizi dolandırarak yurt dışına kaçanların peşi bırakılmamalı; hukuki yollarla izleri sürülmeli, mal varlıklarının tespiti ve mümkün olduğunda ülkemize iadesi için gereken adımlar atılmalıdır. Mağdurların hakları korunmalı, adaletin tecellisi için kararlı bir mücadele yürütülmelidir.

Yazık değil mi?

Vatanını seven, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak çalışan, vergisini ödeyen, ailesinin geleceği için birikim yapan insanlarımız var. Yıllarca emek vererek biriktirdikleri paraları, bir gün bir dolandırıcının eline geçebiliyor. Bir uyanık çıkıyor, insanların umutlarını topluyor ve ardından yurt dışına kaçıyor.

Bu ülkenin insanı çalışacak, üretecek, vergi verecek; birileri de çıkıp onun alın terini alıp götürecek! Sonra mağdur vatandaş hakkını aramak için kapı kapı dolaşacak.

Buna artık dur demenin zamanı gelmedi mi?

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, bakanlarımıza ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine sesleniyorum:

Gelin, bu konuda gerekli yasal düzenlemeleri yapalım!

Dolandırıcılık ve benzeri suçlarla mücadeleyi güçlendirelim. Mağdurların haklarını koruyalım. Milletin parasını alıp kaçanların peşini bırakmayalım. Öyle bir hukuk sistemi oluşturalım ki hiç kimse, yaptığı haksızlığın yanına kâr kalacağını düşünmesin.

FON VE FONLANMAK : Fona para yatıranlar gelirini aldı yedi, birileri cebini doldurdu, benim anlamadığım , BU FON'CULARI BİZ NİYE FONLUYORUZ BİRİ ÇIKIP SÖYLESİN , Fonlara, fonculara ve foncuklara selam olsun!

Kalın sağlıcakla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir Doğan Arşivi