Alıştırdılar Bizi Boyun Bükmeye!

Alıştırdılar Bizi Boyun Bükmeye!

Sevgili Okurlarım,

İnsanın kaderi sadece doğduğu topraklarla yazılmaz; bazen ekonomik gücüyle, bazen de devletinin itibarıyla şekillenir. Dünyanın doğusu da batısı da aynı gökyüzünün altındadır ama güçlü ile güçsüzün hikâyesi hiçbir zaman aynı değildir.

Fakir milletler, tıpkı yoksul insanlar gibi, daha küçük yaşlardan itibaren boyun eğmeyi öğrenir. Kapılarında beklemeyi, istemeyi, sabretmeyi, hatta çoğu zaman susmayı…
Aileler çocuklarını korkak pısırık yetiştirerek , batı kapısına doğuştan başlayarak köle yetiştirdi bu sebeple kafası çalışan çocuklar yurt dışına gidiyor , namert kapısında köle oluyor !

Ne demiş halk ozanı: Gam yeme gönül gam yeme

"Namert kapısında çile çekmeye..."

Bu söz, sadece bir insanın değil, zaman zaman milletlerin de kaderini anlatır.

Yıllar önce, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in ABD'deki Beyaz Saray ziyaretinde çekilen bir fotoğraf uzun süre tartışıldı. O fotoğraftan çok, Türkiye'nin o yıllardaki ekonomik ve siyasi durumu konuşuldu. Marshall Yardımı'yla ayakta kalmaya çalışan, IMF kapılarında kredi arayan, dış borçla nefes almaya çalışan bir ülkenin psikolojisi, belki de o kareye yüklenen anlamın temel sebebiydi.
Bunun etkisi ile bugün gençler : Namert Kapısında Çile Çekmeye devam ediyorlar !

Çünkü dünyada yalnız insanlar değil, devletler de ekonomik güçleri kadar söz sahibidir.

Para her şey değildir ama itibarın önemli unsurlarından biridir. Cebinde parası olmayan insanın sözü nasıl çoğu zaman duyulmuyorsa, ekonomik bağımsızlığını kaybetmiş ülkelerin de uluslararası masalarda sesi aynı güçle çıkmaz.

Halk arasında söylenen o acı söz boşuna değildir:

"Fukaranın parası yok, kimse bakmaz yüzüne; itibar etmezler doğru sözüne..."

Bu yalnızca bireyin değil, bazen milletlerin de yaşadığı acı bir gerçektir.

Bugün ise dünya bambaşka bir tabloyu konuşuyor. Türkiye, uluslararası zirvelere ev sahipliği yapıyor; onlarca ülkenin devlet ve hükümet başkanını aynı masada ağırlıyor. Dün yardım bekleyen ülke görüntüsünden, bugün bölgesel ve küresel meselelerde söz söyleyen bir ülke konumuna gelmenin anlamını doğru okumak gerekir.

Elbette eksiklerimiz vardır.

Elbette çözülemeyen ekonomik sıkıntılarımız, hayat pahalılığı, gelir adaletsizliği ve vatandaşın omzuna yük olan ağır sorunlarımız devam etmektedir.

Ancak bir milletin hedefi; ne kibirle büyümek ne de eziklikle küçülmek olmalıdır. Asıl hedef; üreten, alın teriyle kazanan, bilimde, sanayide, tarımda ve teknolojide kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye'dir.

Çünkü gerçek bağımsızlık, başkasının kapısını çalmadan yaşayabilmektir.

Gazetecilik de biraz böyledir.

Hele ki edebiyatın başkenti olarak anılan Kahramanmaraş'ta her gün yeni bir köşe yazısı yazmak... Kolay değildir. Kelimeler bazen küser insana. Düşünceler sessizleşir. Kalem durur, yürek konuşur.

İşte o anlarda insan, sadece haber değil; duygu arar, umut arar, vefa arar...

Arzu Balcı'nın dizeleri gelir aklıma:

"Dostlar: sevdiğimi arıyorum köşe bucak,
Sevdiğimi gördünüz mü?
Yüreğim yanıyor sıcak,
Sevdiğimi gördünüz mü?"
Doğuştan başlayarak dizi film, sosyal medya da çocuklarımızı batıya azab (Köle) olarak yetiştirdiğimiz için her annenin yüreği aynı şeyi söyleyor: " Sevdiğimi arıyorum, köşe bucak !" Avrupada mı ? Afrikada mı ? , sesiz göz yaşlarımla sevdiğimi arıyorum, gördünüz mü ?

Belki de hepimiz aynı soruyu soruyoruz.

Kaybettiğimiz sadece bir sevgili değildir. Bir evlat değil , bir can bir yürek !

Belki adaleti...

Belki vicdanı...

Belki samimiyeti...

Belki de birbirimize duyduğumuz güveni arıyoruz. sevgilimizi , sevdamızı arıyoruz !

İnsan bazen kalabalıkların içinde yalnız, alkışların arasında sessiz, şehrin tam ortasında kimsesiz kalabiliyor. bugün bende evlatlarımı arıyorum !

Yine de umudu kaybetmeye hakkımız yok. Biz kendimizi küçük görmeyelim Türkiye Cumhuriyeti Büyük Devlet , birileri dışardan biz içerden yedik bitiremedik.

Çünkü bu topraklar, her karanlığın ardından güneşi doğurmayı bilen insanların yurdudur. Benim sevdiğimi gördünüz mü ?

Boyun eğmeyenlerin...

Alın terini namusu bilenlerin...

Ve her şeye rağmen dimdik yürümeye devam edenlerin... yurdunda arıyorum köşe bucak , sevdiğimi gördünüz mü ?

Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir Doğan Arşivi