ZULMÜN SALTANATI OLMAZ!
Sandıktan çıkan mesaj, Gazze’nin feryadı ve dünyaya hâkim olmaya çalışan güçler…
Dünya siyasetinde yaşanan gelişmeler bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Hiçbir güç sonsuz değildir. Kendini dünyanın sahibi zannedenler, gün gelir millet iradesinin karşısında durmak zorunda kalır.
3 Kasım 2026 ABD ara seçimlerinde Donald Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi, Kongre’nin hem Temsilciler Meclisi hem de Senato kanadında çoğunluğu kaybetti. Demokratlar iki kanatta da kontrolü ele geçirdi. Bu sonuç Trump’ın başkanlığını sona erdirmiyor ancak önümüzdeki iki yılda siyasi hareket alanını ciddi biçimde sınırlıyor.
Katil İsrail’de yapılan seçimlerde ise zalim Netanyahu’nun Likud Partisi en fazla sandalyeyi kazanmasına rağmen, desteklediği blok hükümet kurmak için gereken çoğunluğa ulaşamadı. Böylece Trump ABD’de Kongre çoğunluğunu kaybederken zalim Netanyahu da kendi ülkesinde siyasi çoğunluğu elde edemedi.
Bu sonuçlar bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Hiçbir toplumun, devletin veya topluluğun başında bulunan yönetici, kendisini millet iradesinin, hukukun ve adaletin üzerinde göremez. Makamlar geçici, milletlerin iradesi ve adalet arayışı kalıcıdır.
Bugün Gazze’de kadınlar, çocuklar ve yaşlılar büyük bir insanlık dramı yaşıyor. Katil İsrail’in saldırıları karşısında Filistinli mazlumların feryadı dinmiyor. Lübnan’da, İran’da ve Yemen’de yaşanan askerî çatışmalar Müslüman coğrafyayı ateş çemberine dönüştürüyor. ABD’nin Venezuela’ya yönelik askerî müdahalesi ve Nicolas Maduro’nun ülkesinden götürülmesi de devletlerin egemenliği ve uluslararası hukuk açısından ciddi tartışmalar doğuruyor. Hiçbir devlet başka bir ülkenin yönetimine ve kaynaklarına kendi çıkarları doğrultusunda el koyma hakkını kendinde göremez.
Biz Müslümanlar biliriz ki Allah zalime mühlet verir ama onu ihmal etmez. İbrahim Suresi 42. ayette Rabbimiz, “Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma” buyurur. Peygamber Efendimiz de zalime verilen mühletin sonsuz olmadığını bildirmiştir. Bir seçim sonucunu doğrudan ilahi ceza olarak yorumlamak bize düşmez. Ancak ibret bellidir: Zulüm kimden gelirse gelsin karşısında durulmalı, mazlum kim olursa olsun yanında yer alınmalıdır.
Türk tarihine baktığımızda Malazgirt’te Sultan Alparslan’ı, Çanakkale’de Mehmetçiği, Millî Mücadele’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki milletimizin bağımsızlık mücadelesini görürüz. Tarihimiz bize hiçbir milletin iradesinin sonsuza kadar esir alınamayacağını öğretmiştir.
Bu gelişmelerin ekonomik yansımaları da dikkat çekicidir. ABD’deki siyasi belirsizlik ve Orta Doğu’daki savaşlar küresel piyasalarda risk algısını artırıyor. Altın, dolar, petrol, enerji ve diğer emtia piyasalarındaki dalgalanmalar yatırımcıların güven arayışını gösteriyor. Çünkü sermayenin en çok ihtiyaç duyduğu şey güvendir. Savaşın ve siyasi belirsizliğin faturası yalnızca bölge ülkelerine değil, bütün dünya ekonomisine çıkmaktadır.
Trump’ın Kongre’de çoğunluğu kaybetmesi ve zalim Netanyahu’nun hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamaması, bütün dünyadaki yöneticilere bir hatırlatmadır: Güçlü olmak başka, haklı olmak başkadır.
Gazze’deki mazlumun duası, Filistinli annenin feryadı ve çocukların gözyaşı unutulmayacaktır. Zulümle abad olunmaz. Çünkü güç geçicidir, adalet bakidir.