YASTIK ALTINDAKİ ALTININ HİKÂYESİNDE YENİ BİR SAYFA
Altının Finansal Sisteme Kazandırılması Uygulaması Neden Getirildi, Neden Kaldırıldı?
Türkiye’de altın, yalnızca bir yatırım aracı değildir. Düğünlerin, mirasların, zor günlerin ve yıllar boyunca biriktirilen tasarrufların güvencesidir. Bu nedenle önemli miktarda altın, bankacılık sistemi dışında, halk arasındaki ifadeyle “yastık altında” tutulur.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 14 Mart 2022 tarihli ve 31779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Altın Cinsinden Fiziki Varlıkların Finansal Sisteme Kazandırılması Hakkında Tebliğ (Sayı: 2022/11) ile bu fiziki altınların finansal sisteme kazandırılmasına yönelik bir mekanizma oluşturdu. Amaç, vatandaşın elindeki altını ekonomiye dahil etmek ve atıl durumdaki tasarrufları finansal kaynak haline getirmekti.
Sistem nasıl işliyordu?
Yurt içinde yerleşik gerçek kişiler, fiziki altınlarını yetkili kuyumcular, rafineriler veya banka kanalları aracılığıyla sisteme dahil edebiliyordu. Altının milyem değeri üzerinden has altın karşılığı hesaplanıyor ve bu tutar banka hesabına aktarılıyordu.
Belirli şartlar altında söz konusu tutar, Türk lirası mevduat veya katılma hesabına dönüştürülebiliyordu. Böylece vatandaşın fiziki altını finansal sisteme girerken bankaların kaynakları da güçlendiriliyordu.
Uygulamanın temel hedefleri şunlardı:
* Yastık altındaki altınları ekonomiye kazandırmak,
* Finansal sistemin kaynaklarını artırmak,
* Vatandaşın tasarruflarını finansal sistem içinde erişilebilir hale getirmek.
Daha sonra 23 Ağustos 2025 tarihli ve 32995 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Altın Cinsinden Fiziki Varlıkların Finansal Sisteme Kazandırılması Hakkında Tebliğ (Sayı: 2025/20) ile 2022/11 sayılı Tebliğde değişiklik yapıldı. Bu değişiklikle, 23 Ağustos 2025 tarihinden itibaren 2022/11 sayılı Tebliğ kapsamında yeni hesap açılmaması ve mevcut hesapların yenilenmemesi düzenlendi. Mevcut hesaplara ilişkin işlemler ise ilgili geçiş hükümleri çerçevesinde sürdürüldü.
Tebliğ neden önemliydi?
22 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandığı belirtilen 2026/12 sayılı Tebliğ ve bu Tebliğ ile 2022/11 sayılı Tebliğin yürürlükten kaldırıldığı yönündeki bilgi, mevcut resmî kayıtlarla doğrulanamamaktadır. Ayrıca 22 Ağustos 2026 tarihi, bugün itibarıyla gelecekte kalan bir tarihtir. Bu nedenle söz konusu tarih ve Tebliğ numarası, yürürlükten kaldırma işleminin gerçekleşmiş olduğu kesin bir olgu gibi sunulmamalıdır.
Dolayısıyla metindeki “2022/11 sayılı Tebliğ 22 Ağustos 2026’da 2026/12 sayılı Tebliğ ile tamamen yürürlükten kaldırıldı” ifadesi çıkarılmıştır. Resmî Gazete’de yayımlanmış ve doğrulanabilir bir yürürlükten kaldırma düzenlemesi bulunmadıkça, uygulamanın sona erdiği yönünde kesin hüküm kurulması doğru değildir.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. 2022/11 sayılı Tebliğ bir kanun, vergi affı veya varlık barışı değildi. Merkez Bankası tarafından fiziki altının finansal sisteme kazandırılması ve belirli şartlarla Türk lirası mevduat ya da katılma hesaplarına dönüştürülmesi amacıyla oluşturulan bir mekanizmanın hukuki dayanağıydı.
Bu nedenle Tebliğ kapsamındaki işlemler, tek başına vatandaşın elindeki altının vergisel niteliğini değiştirmez. Altının sisteme dahil edilmesi, kaynağı belirsiz gelirlerin kendiliğinden vergisel açıdan aklandığı anlamına gelmediği gibi, Tebliğde yapılan değişiklikler de vatandaşın elindeki altını otomatik olarak vergisel bir sorun haline getirmez.
Vergi açısından dikkat edilmesi gerekenler
Fiziki altının bankaya veya yetkili bir kanala aktarılması ile kayıt dışı gelirin kayıt altına alınması farklı konulardır.
Altının kaynağı, nasıl edinildiği, ticari faaliyetle bağlantısı ve kişinin vergisel durumu ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bu nedenle “Altını bankaya yatırdım, artık vergi açısından hiçbir soru sorulamaz” demek doğru değildir.
Bununla birlikte, “Tebliğde değişiklik yapıldı, vatandaşın elindeki altın otomatik olarak vergisel risk oluşturur” şeklinde bir değerlendirme yapmak da doğru olmaz. Vergi hukukunda her olay kendi özellikleri içinde ele alınır.
Asıl mesele: Güven
Bir SMMM olarak kanaatimce tartışılması gereken konu yalnızca Tebliğde yapılan değişiklikler değildir. Asıl mesele, sistem dışında tutulan tasarrufların ekonomiye hangi yöntemle ve hangi şartlarla kazandırılacağıdır.
Vatandaş, yıllarca biriktirdiği altını sisteme getirirken şu soruların cevabını bilmek ister:
* Tasarrufumun değeri korunacak mı?
* Vergisel açıdan yükümlülüğüm nedir?
* İhtiyaç duyduğumda paramı güvenli ve kolay biçimde kullanabilecek miyim?
Bu sorulara açık, sade ve güven veren cevaplar verilmeden yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılması kolay değildir. Çünkü vatandaşın sisteme dahil olmasını sağlayan temel unsur yalnızca mevzuat değil, güvendir.
Sonuç
14 Mart 2022 tarihli ve 31779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2022/11 sayılı Tebliğ ile fiziki altının finansal sisteme kazandırılmasına yönelik bir mekanizma oluşturuldu. Bu mekanizma, 23 Ağustos 2025 tarihli ve 32995 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2025/20 sayılı Tebliğ ile değiştirildi; 23 Ağustos 2025 tarihinden itibaren yeni hesap açılması ve mevcut hesapların yenilenmesi bakımından sınırlama getirildi.
Buna karşılık, 22 Ağustos 2026 tarihli ve 2026/12 sayılı Tebliğ ile 2022/11 sayılı Tebliğin tamamen yürürlükten kaldırıldığı yönündeki bilgi, bugün itibarıyla resmî kaynaklarla doğrulanmış bir gelişme olarak kabul edilemez. Bu nedenle uygulamanın sona erdiği sonucuna varmak yerine, mevcut resmî düzenlemelerin ve ileride yayımlanabilecek yeni düzenlemelerin takip edilmesi gerekir.
Ancak Türkiye’nin yastık altındaki altın meselesi bundan bağımsız olarak varlığını sürdürüyor.
Çünkü konu yalnızca altın değildir. Konu; tasarruf, güven ve kayıtlı ekonomidir. Aynı zamanda vatandaşın yıllar boyunca biriktirdiği emeğin finansal sisteme hangi şartlarla dahil edileceği meselesidir.
Devletin kayıt dışılıkla mücadele etmesi kadar, vatandaşın sisteme gönüllü olarak katılmasını sağlayacak adil, anlaşılır ve öngörülebilir mekanizmalar kurması da önemlidir.
Yastık altındaki altını ekonomiye kazandırmanın yolu yalnızca yeni düzenlemeler yapmaktan geçmez. Kalıcı çözüm, vatandaşın devlete ve finansal sisteme duyduğu güveni güçlendirmektir.
Bugün itibarıyla doğrulanabilen husus, 2022/11 sayılı Tebliğde 23 Ağustos 2025 tarihinde değişiklik yapıldığı ve bu tarihten itibaren yeni hesap açılması ile mevcut hesapların yenilenmesine ilişkin sınırlama getirildiğidir. Temel soru ise hâlâ geçerliliğini koruyor:
Türkiye’nin tasarruflarını ekonomiye nasıl kazandıracağız?
Kanaatimce, yastık altındaki altınların yeniden veya farklı bir modelle finansal sisteme kazandırılmasına yönelik yeni bir düzenlemenin gündeme gelmesi mümkündür. Önemli olan, böyle bir düzenlemenin vatandaşın güvenini güçlendirecek, vergisel açıdan açık, resmî kaynaklarla uyumlu ve ekonomik gerçeklerle bağdaşan bir çerçevede hazırlanmasıdır.