Vakıf Malı Yiyenin Nesli Tükenir!

Vakıf Malı Yiyenin Nesli Tükenir!

Vakıf Malı Yiyenin Nesli Tükenir!

Sevgili Okurlarım,

Kahramanmaraş'ta çok sayıda vakıf malı bulunmaktadır. Bu vakıf mallarının önemli bir bölümünün Tek Parti döneminde çeşitli uygulamalarla el değiştirdiği, bazı cami ve vakıf taşınmazlarının satıldığı veya amaçları dışında kullanıldığı yönünde tarihî bilgiler vardır, Vakfı mallarının yağmalandığı dönemleri biliriz.

Kahramanmaraş'ta vakıf malı olan 37 caminin satıldığı ifade edilmektedir. Bunların en önemlilerinden biri, Millî Kahraman Sütçü İmam'ın evinin karşısında bulunan, Dulkadiroğlu Beyliği döneminden kalma Sevdilli Camii'dir. Sütçü İmam da cenazesi bu camii den kaldırılmıştır.

Bizim Maraş'ta bir söz vardır:

"Vakıf malı yiyen itin gözü kör olur."

Bazı yörelerde ise;

"Camii mumunu yiyen itin gözü kör olur."

şeklinde söylenir.

Bu söz, vakıf mallarına el uzatmanın büyük bir günah ve kul hakkı ihlali olduğunu vurgulamak için kullanılan halk deyimlerinden biridir. Vakıf malını haksız yere kullanan veya israf eden kişinin er ya da geç manevî ve maddî zarar göreceğine inanılır.

Ulucami Vakfiyesi'ne ait Kapalı Çarşı ve Belediye Çarşısı başta olmak üzere birçok taşınmazın vakıf malı olduğu bilinmektedir. bir kısmı 1945 yıllarda , bir kısmı 1974 satılmış Burada dükkân sahibi olanlar bir düşünsün; iki yakaları bir araya geliyor mu, huzurları var mı, nesilleri nasıl devam ediyor?

Vakıf malını babanız da alsa , dedenizde alsa veya bir alandan siz de alsanız iki yakanız bir araya gelmez , huzur bulamazsınız , vakıf malların vakıflara verilmesi gerekir, ailesini kendini düşünenlerin böyle yapması gerekir !.

Vakıf; bir kişinin malını, gelirini veya mülkünü Allah rızası için toplumun hizmetine tahsis etmesidir. Vakfedilen mal artık şahsî mülk olmaktan çıkar ve kamu yararına hizmet eden bir emanet hâline gelir.

Tarih boyunca Türk-İslam medeniyetinde vakıflar;

Camileri,
Medreseleri,
Kütüphaneleri,
İmarethaneleri,
Çeşmeleri,
Hastaneleri,
Köprüleri ve yolları ayakta tutmuştur.
İslam'da Vakıf Malının Önemi

İslam hukukunda vakıf malı son derece kutsal bir emanet kabul edilir. Vakıf malına zarar vermek, onu amacı dışında kullanmak veya haksız yere sahiplenmek büyük günahlardan sayılmıştır.

Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur:

"Birbirinizin mallarını aranızda haksız yollarla yemeyin."
(Bakara Suresi, 188)

Vakıf malı da kamuya ve hayra tahsis edilmiş bir emanet olduğu için bu kapsamda değerlendirilmiştir.

Peygamber Efendimizin (SAV) Uyarıları

Hz. Muhammed (SAV), kamu malı ve emanete ihanet konusunda çok ciddi uyarılarda bulunmuştur:

"Kim haksız olarak bir karış toprak alırsa, kıyamet günü o yerin yedi katı boynuna dolanır."

Bir başka hadis-i şerifte ise:

"Emaneti olmayanın imanı kemale ermez."

buyurulmuştur.

İslam âlimleri, vakıf malını korumanın ve onu amacına uygun kullanmanın dinî bir sorumluluk olduğunu belirtmişlerdir.

Osmanlı'da Vakıf Hassasiyeti

Osmanlı döneminde vakıf mallarına zarar verenler için ağır yaptırımlar uygulanırdı. Vakfiyelerde şu tür ifadeler yer alırdı:

"Her kim bu vakfın şartlarını değiştirir, gelirini başka yere harcar veya vakfa zarar verirse Allah'ın, meleklerin ve bütün müminlerin laneti onun üzerine olsun."

Bu ifadeler, vakıf malının ne kadar önemli görüldüğünü göstermektedir.

Halk Arasındaki Anlamı

Maraş'ta ve Anadolu'nun birçok yerinde kullanılan "Vakıf malı yiyen itin gözü kör olur" sözü aslında şu mesajı verir:

"Hayır için ayrılmış mala el uzatma, emanete ihanet etme, kamu hakkını çiğneme; çünkü bunun dünyada da ahirette de hesabı vardır."

Bu nedenle vakıf malı sadece bir mülk değil; toplumun ortak emaneti ve hayır sahiplerinin bıraktığı kutsal bir miras olarak görülmüştür.

1945'li yıllarda yaşanan uygulamalar sonucunda vakıf mallarını alanların veya onların mirasçılarının, vicdanlarıyla baş başa kalarak bu malların gerçek sahipliği konusunda düşünmeleri gerekir.

Bugün Saraçhane Camii ve dükkânları vakıf malıdır. Kapalı Çarşı ve Belediye Çarşısı, Ulucami Vakfı'nın mallarıdır. Azerbaycan Mahallesi'nin bulunduğu alanın, Çiğçi (Arasa) Camii Vakfı'nın arazileri içerisinde yer aldığı ifade edilmektedir. Sanayi Sitesi'nin bulunduğu alanın ise Evzaniye Camii Vakfiyesi'ne ait olduğu belirtilmektedir.

Tarihî camilerin tamamı birer vakıf eseridir. Yıkılan, yakılan veya ortadan kaldırılan 37 cami de vakıf malıdır.

Halk arasında yaygın olan inanca göre, vakıf malına haksız şekilde sahip olan kişi huzur bulamaz, yüzü gülmez ve çeşitli sıkıntılarla karşılaşır.

Dulkadiroğlu Beyi Alaüddevle Bozkurt Bey'in Vakfiyesi

Kahramanmaraş'ın tarihî ve kültürel kimliğinin şekillenmesinde önemli rol oynayan Dulkadiroğlu Beyliği hükümdarlarından Alaüddevle Bozkurt Bey, sadece siyasi ve askerî başarılarıyla değil, kurduğu vakıflarla da adını tarihe yazdırmıştır.

Alaüddevle Bozkurt Bey, camilerin, medreselerin, imaretlerin ve çeşitli hayır kurumlarının yaşatılması amacıyla çok sayıda taşınmazı vakfetmiş; bu vakıfların gelirlerinin belirlenen hizmetler için kullanılmasını şart koşmuştur. Düzenlediği vakfiyelerde, vakfedilen malların satılamayacağı, miras bırakılamayacağı ve amacı dışında kullanılamayacağı açıkça belirtilmiştir.

Vakıf hukukuna göre vakfedilen mal, artık şahsi mülk olmaktan çıkar ve Allah rızası için toplumun hizmetine sunulmuş bir emanet haline gelir. Bu nedenle vakıf mallarına zarar verilmesi, amacı dışında kullanılması veya el değiştirmesi tarih boyunca büyük bir hassasiyetle karşılanmıştır.

Dulkadiroğlu döneminden günümüze ulaşan birçok cami, mescit, çeşme ve vakıf eseri, Alaüddevle Bozkurt Bey ve dönemin diğer hayır sahiplerinin vakıfları sayesinde yüzyıllar boyunca ayakta kalmıştır. Bu vakıflar, Kahramanmaraş'ın sosyal, kültürel ve ekonomik hayatının gelişmesinde önemli bir rol üstlenmiştir.

Alaüddevle Bozkurt Bey'in vakfiyesi, yalnızca bir mülk devri değil; gelecek nesillere bırakılmış bir emanet, bir medeniyet anlayışı ve toplumsal dayanışmanın en güçlü örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle vakıf mallarının korunması, yaşatılması ve asli amaçlarına uygun şekilde kullanılması hem tarihî hem de vicdanî bir sorumluluktur.

Alaüddevle Bozkurt Bey Vakıf Vakfiyesinde : " Allahın laneti , Vakıf malını alan, satan, yiyenlerin üzerine olsun," diyerek bitiriyor. Maraşlı iki yakası bir araya gelmiyorsa vakıf mallarının üzerine oturmasındandır.

Bizden söylemesi...

Kalın sağlıcakla...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri