Tuz mu Koktu, Söz mü Bitti?
Aile Yılı’nda Türk Aile Yapısına Ayna Tutmak
2026 yılı “Aile Yılı” ilan edildi. Peki soruyorum:
Aile nerede?
Değerler nerede?
Utanma, edep, hayâ nereye kayboldu?
İşin doğrusu, ben bu gidişatı anlayamıyorum. Daha doğrusu anlamak istemiyorum. Çünkü gördüklerim, bildiğimiz Türk aile yapısıyla da, Müslüman kimliğiyle de bağdaşmıyor.
Önce sözüm anne ve babalara:
Ortaokula, liseye giden kızlarınız nerede, kiminle geziyor? Akşam saatlerinde kimlerle vakit geçiriyor, hangi ortamlarda bulunuyor?
“Benim çocuğum yapmaz” demekle bu iş olmuyor. Çocuk, sahipsiz bırakıldığında yanlışın içine düşüyor.
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz buyuruyor ki:
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”
(Tahrîm Suresi, 6. Ayet)
Bu ayet sadece namazı anlatmaz; gözetmeyi, sahip çıkmayı, rehber olmayı emreder.
Bugün parklar, bahçeler, sokaklar ortada. Gençler başıboş…
Ahlaksızlığın bini bir para.
Soruyorum: Bunlardan anne olur mu? Bunlardan baba olur mu?
Başörtüsü meselesine özellikle değinmek istiyorum.
Başörtüsü kutsaldır ama zorla taktırılan başörtüsü kurtarmaz.
Başörtüsü kafada değil, önce kalpte başlar.
Bir parkta gördüm: başörtülü gençler öpüşüyor.
Demek ki sorun kumaşta değil;
iman göğüste yoksa örtü sadece bez parçası olur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Hayâ imandandır.”
(Buhârî, İman 16)
Hayâ yoksa, iman da zayıflar.
Geçtiğimiz günlerde bir düğüne davet edildim.
Gazetecinin düğüne hediyesi bellidir: birkaç fotoğraf, güzel bir haber. Bunun için nikâh ve gelin-damat görüntüsü almak üzere sahnenin yanına oturdum.
Umreden yeni gelmişim…
Gözümü haramdan sakınmak istiyorum, ne kadar mümkünse…
Gelin-damat geldi, oyunlar başladı.
Elbiseler yere kadar uzun sandım, “iyi” dedim.
Ama yürümeye başladıklarında gerçek ortaya çıktı.
Her taraf kesik, yırtmaç, açıklık…
Oynayan kadınların iç çamaşırı görünüyor.
Sırtlar tamamen açık, yanlardan mahrem yerler meydanda.
Üstelik sadece gençler değil;
30–40 yaşlarında kadınlar da aynı halde.
Ben utandım.
Ben gözlerimden utandım.
Düğün başlamadan kalktım ve çıktım.
Daha vahimini söyleyeyim:
İçlerinde başörtülü ama çıplak gibi giyinmiş olanlar vardı.
İnanın, çıplak çıksa bu kadar dikkat çekmez!
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu hali asırlar öncesinden haber veriyor:
“Giyinik çıplaklar olacaktır; başkalarını da kendileri gibi yoldan çıkarırlar. Bunlar cennetin kokusunu bile alamazlar.”
(Müslim, Libas 125)
Bu hadis bugün gördüklerimizin aynı değil mi?
Soruyorum:
Bunlardan anne mi olacak?
Bu manzaradan nasıl sağlam aile çıkacak?
Bugün kadın-erkek çocuklu evlilik dışı yaşamlar normalleştiriliyor.
Sonuç ortada:
Boşanmalar çığ gibi artıyor.
Kahramanmaraş gibi muhafazakâr bir şehirde 6. Aile Mahkemesi kurulmuşsa, durup düşünmek gerekir.
Boşanma artıyorsa, aile çöküyordur.
Aile çöküyorsa, toplum çöker.
Bu gördüğüm manzaralar, fotoğraf karesindekiler Türk aile yapısı olamaz.
Müslüman kimliği hiç olamaz.
Burada ciddi bir terslik var.
Eğer 2026’yı gerçekten Aile Yılı ilan ettiysek;
Kadınımıza,
Kızımıza,
Oğlumuza
sahip çıkacağız.
Yaşı geleni evlendireceğiz.
Ahlakı, edebi, hayâyı yeniden konuşacağız.
“Bana ne” demeyeceğiz.
Kim ne derse desin, umurumda değil.
Ben Allah için doğru bildiğimi yazıyorum.
Ahmet ne düşünür, Mehmet ne der, hiç önemli değil.
Çünkü aile giderse, her şey gider.
Hayırlı günler diliyorum.