Bu makinelerin ruhsat ve plakalarını bazı yandaş belediyelere ve baskı altındaki belediyelere kiralıyormuş! Ortada makine yok ama ruhsat ve plaka var. Soyguna bakın! İnsan “Hırsız var!” diye bağırmak istiyor.
Ben kabul etmeyince aynı kişileri o zübükle lokantada gördüm.
![]()
Bu mesele de öyleydi. İşin aslını araştırdım.
Soyguna baktım; her şey sözde yasal… Kanunlara, ihale şartlarına uygun görünüyor. Tek eksik var: Ortada iş makinesi yok! Plaka ve ruhsatı var ama !
Ankara’da birilerini bulan bu zübük, rahmetli Kemal Sunal filmlerindeki tiplere benziyor. Bankacılardan genel müdürlere, bürokratlardan yönetim kurulu üyelerine kadar her yere ahtapot gibi kollarını uzatmış.
Evet, kredi çıkartıyor…
Yüzde 20 peşin komisyon alıyor.
Kendi ifadesiyle:
“Yüzde 50 benim, diğer yarısı onların…”
Ben o söze de inanmıyorum ama görünen manzara bu.
Krediyi alanlar, devleti soyanlar, yetimin hakkını yiyenler sonunda batıyor, iflas ediyor. Ama zübük hep kazanıyor!
Olmayan iş makinelerini, kamyonları kiraya veren; bankalardan kredi çıkartan bu düzenbazlar paraya para demiyor. Ekonomik sıkıntıya düşen iş insanı da çaresizlik içinde bu adamlara sarılıyor.
Hani bir söz vardır ya:
“Denize düşen yılana sarılır.”
Bizim insanımız da bu zübüklere sarılıyor. Sonra bankalara borçlarını ödeyemiyor, malları satılıyor, iflas ediyor.
Oysa helal-haram gözetse, helal kazancı hedeflese belki de batmayacak. Ama bu zübükler insanların altından girip üstünden çıkarak onları sömürüyor.
“Ak” " kaynak" ları helal yollar için kullanmak gerekir. Ahirette hesap çok çetin olur. Kanalizasyon çukurundan pisliği çeken vinajörler gibi beytül mal yetimin hakkını yiyenlerin hesap günü hesapları çetin olacaktır !
Ye bakalım zübük… Nereye kadar yiyeceksin?, Allah, Allah'ın da bir hesabı var , kimine cehennem , kimine cennet ! safın belli olsun diyelim !
Hayırlı günler, hayırlı pazarlar…