Türkiye’nin 12. Teknik Üniversitesi… Sevinelim mi?
Sevgili Okurlarım,
Dün, İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Bakan’ın basın toplantısına katıldım.
Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi, Resmî Gazete’de yayımlanan kanunla İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi oldu.
Türkiye’nin 12. teknik üniversitesi olduk.
Sevinelim mi?
Elbette sevineceğiz. ama ağlayarak değil , gülerek sevineceğiz !
Ama asıl mesele bundan sonra başlıyor.
Bu üniversitenin içini kaç yılda dolduracağız?
Bizden önce yola çıkanlar Ahir Dağı’nı çoktan aşmışlar, biz daha eteğinde yol arıyoruz.
İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin Airbus-TUSAŞ Havacılık Meslek Yüksekokulu ile elbette gurur duyuyoruz. Bu önemli bir adımdır.
Ancak insan ister istemez soruyor:
Bu kadar mı?
Elin adamında, yani bizden çok önce teknik üniversite statüsüne kavuşan üniversitelerde en az 7-10 fakülte, onlarca bölüm ve meslek yüksekokulu var.
Biz ise 550 personel ve yaklaşık 300 öğrenciyle “teknik üniversite” olduk.
Şimdi soruyorum:
Nereye gideceğiz?
Sözüm Üniversite Yönetimine Değil, Siyasete!
Sözüm yanlış anlaşılmasın.
İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Bakan’a, öğretim üyelerine, teknik personeline, memuruna, çaycısına kadar hiç kimseye bir sözüm yok.
Bu insanların üniversitenin bugün geldiği noktada ne bir dahli vardır ne de bu üniversitenin yıllarca nasıl şekilleneceği konusunda tek başlarına belirleyici olma imkânları vardır.
Onların yapabileceği sınırlıdır.
Asıl mesele siyasetin üniversiteye bakışıdır.
Dolayısıyla üniversite camiası bu yazımı üzerine alınmasın.
Dünkü basın toplantısında Rektör Prof. Dr. İsmail Bakan, üniversitenin bugünkü durumunu ve bundan sonra yapacaklarını oldukça samimi bir şekilde anlattı.
Ben de kendisini dinledim.
Üniversitemiz bize çok yakın.
Hani bir söz vardır ya:
“Huuu komşu, huuu!”
İşte İskenderun Teknik Üniversitesi de bize öyle yakın.
Ama aramızdaki farkı görünce insanın içi acıyor.
İskenderun Bizden Ne Kadar Önde?
İskenderun Teknik Üniversitesi’nin güncel akademik yapılanmasına baktığımızda karşımıza 7 fakülte çıkıyor.
Barbaros Hayrettin Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi,
Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi,
Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi,
İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi,
Mimarlık Fakültesi,
Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi,
Turizm Fakültesi.
Üstelik Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nin içinde Bilgisayar, Elektrik-Elektronik, Endüstri, Enerji Sistemleri, İnşaat, Makine, Mekatronik, Metalürji ve Malzeme Mühendisliği gibi birçok bölüm bulunuyor.
Şimdi dönüp Kahramanmaraş’a bakıyorum.
Biz daha yolun başındayız.
İTÜ Uçmuş Gitmiş!
Sonra biraz daha geriye gidip Türkiye’nin teknik üniversitelerine baktım.
İstanbul Teknik Üniversitesi’ne…
İTÜ, bugün 13 fakülteye sahip.
Bilgisayar ve Bilişim Fakültesi,
Denizcilik Fakültesi,
Elektrik-Elektronik Fakültesi,
Fen-Edebiyat Fakültesi,
Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi,
İnşaat Fakültesi,
İşletme Fakültesi,
Kimya-Metalurji Fakültesi,
Maden Fakültesi,
Makina Fakültesi,
Mimarlık Fakültesi,
Tekstil Teknolojileri ve Tasarım Fakültesi,
Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi…
Meslek yüksekokulları, bölümler, araştırma merkezleri, laboratuvarlar, akademik kadrolar…
Üniversite adeta teknoloji üreten bir fabrika gibi çalışıyor.
Biz ise daha fabrikanın temelini atmaya çalışıyoruz.
Adana’ya Bakın!
Şimdi daha da yakına gelelim.
Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ne…
Adana’da da tablo farklı.
Mühendislik Fakültesi’nde;
Biyomühendislik,
Elektrik-Elektronik Mühendisliği,
Endüstri Mühendisliği,
Enerji Sistemleri Mühendisliği,
İnşaat Mühendisliği,
Makine Mühendisliği,
Maden Mühendisliği,
Gıda Mühendisliği,
Malzeme Mühendisliği gibi bölümler bulunuyor.
Bilgisayar ve Bilişim Fakültesi’nde;
Bilgisayar Mühendisliği,
Yazılım Mühendisliği,
Yapay Zekâ Mühendisliği…
İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi…
Siyasal Bilgiler Fakültesi…
İşletme Fakültesi…
Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi…
Mimarlık ve Tasarım Fakültesi…
Şimdi soruyorum:
Adana bu noktaya gelirken Kahramanmaraş nerede?
Türkiye’nin 12. Teknik Üniversitesi Olduk Ama…
Türkiye’de teknik üniversitelere şöyle bir baktım.
İstanbul Teknik Üniversitesi…
Yıldız Teknik Üniversitesi…
Bursa Teknik Üniversitesi…
Eskişehir Teknik Üniversitesi…
Konya Teknik Üniversitesi…
Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi…
İskenderun Teknik Üniversitesi…
Karadeniz Teknik Üniversitesi…
Ve şimdi Kahramanmaraş…
Elbette Türkiye’de teknik üniversite sayısını artırmak önemlidir.
Ben Türkiye’nin her iline üniversite kurulmasına karşı değilim.
Tam tersine, sanayisi, üretimi, teknolojisi, savunma sanayisi, tarımı ve geleceğe dönük ekonomik hedefleri olan illerde güçlü teknik üniversiteler kurulmasını savunuyorum.
Kahramankazan’ın, İstanbul’un, Konya’nın, Bursa’nın, Adana’nın, Kahramanmaraş’ın teknik üniversite kimliği taşıması son derece doğaldır.
Çünkü bu şehirlerin üretim gücü var.
Ama bir üniversitenin tabelasına “teknik” yazmakla teknik üniversite olunmuyor.
Teknik üniversite; bilim üretecek, teknoloji geliştirecek, patent alacak, sanayiyle iş birliği yapacak, mühendis yetiştirecek, laboratuvar kuracak, araştırma yapacak ve ülkeye katma değer sağlayacak.
Bunun için de insan lazım.
Öğrenci lazım.
Akademisyen lazım.
Laboratuvar lazım.
Bölüm lazım.
Fakülte lazım.
Bütçe lazım.
En önemlisi de vizyon ve siyasi irade lazım.
KSÜ’ye Ne Yaptık?
1992 yılında kurduğumuz Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi bile bugün hâlâ tam anlamıyla bütün potansiyelini ortaya koyabilmiş değil.
Şimdi bir de üniversitenin içinden yaklaşık 3 bin küsur öğrenciyi ve akademik-idari personeli alıp başka tarafa aktarıyoruz.
Bir tarafı doldururken diğer tarafı boşaltıyoruz.
Sonra da:
“Hayırlı olsun, teknik üniversite olduk.”
Elbette hayırlı olsun.
Ama ben sadece tabelaya bakmıyorum.
Ben geleceğe bakıyorum.
Biri Bize Oyun mu Oynuyor?
Acı ama gerçekleri konuşmak zorundayız.
Ben bu yazıyı üniversite yönetimini eleştirmek için yazmıyorum.
Tam tersine, üniversite yönetiminin elinden geleni yapacağına inanıyorum.
Ama soruyorum:
550 personel, 300 öğrenci ile teknik üniversite nereye gidecek?
İskenderun bizden önce yola çıkmış.
Adana bizden önce yola çıkmış.
Konya, Bursa, Eskişehir, Trabzon zaten çok daha önce yola çıkmış.
İstanbul Teknik Üniversitesi ise adeta başka bir çağda.
Onlar Ahir Dağı’nı aşmış, biz daha yol haritası arıyoruz.
İşte benim itirazım buna.
Türkiye’nin 12. Teknik Üniversitesi olduk diye sevinelim mi?
Sevinelim…
Ama sadece tabelaya bakarak sevinmeyelim.
İçini doldurursak sevinelim.
Çünkü Kahramanmaraş’ın çocukları bunu hak ediyor.
Kahramanmaraş’ın sanayicisi bunu hak ediyor.
Kahramanmaraş’ın mühendisi, esnafı, işçisi, girişimcisi bunu hak ediyor.
Kahramanmaraş’ın geleceği bunu hak ediyor.
Sopayı Kime Vuralım?
Şimdi uzun bir yazı oldu.
Sabrınız için teşekkür ederim.
Ama bunlar benim gördüğüm Kahramanmaraş gerçekleri.
Birileri bize yine bir oyun mu oynadı?
Eğer öyleyse…
Sopayı kime vuralım?
Konuya sahip çıkmayan milletvekillerine mi?
Siyasetin karanlık yüzüne mi?
Yoksa yıllardır kaderine terk edilmiş, “sahipsiz Kahramanmaraş” gerçeğine mi?
Bilemiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Kahramanmaraş artık günü kurtaran siyaset değil, geleceği kuran siyaset istiyor.
Biz artık tabela istemiyoruz.
İçi dolu üniversite istiyoruz.
Biz artık “teknik üniversite olduk” sözünü duymak istemiyoruz.
Teknoloji üreten Kahramanmaraş istiyoruz.
Biz artık çocuklarımızın başka şehirlerde gelecek aramasını istemiyoruz.
Kendi evlatlarımızın kendi şehrinde bilim üretmesini istiyoruz.
Yoksa yine yıllar geçecek…
Biz konuşacağız.
Onlar dinleyecek.
Sonra bir başka tabela değişecek.
Ve biz yine:
“Hayırlı olsun!” diyeceğiz.
Allah akıl fikir versin.
Kalın sağlıcakla.