TÜRKİYE’DEKİ VATAN HAİNLERİ

TÜRKİYE’DEKİ VATAN HAİNLERİ

TÜRKİYE’DEKİ VATAN HAİNLERİ

Sevgili Okurlarım,

Bugün size, Ukrayna’da yarım bırakılan ve daha sonra Çin tarafından satın alınarak uçak gemisine dönüştürülen Varyag’ın hikâyesini anlatacağım.

Rusya’nın dağılmasıyla birlikte Ukrayna’da tersanede yarım kalan ve zamanla paslanmaya başlayan Varyag uçak gemisi, Ukrayna tarafından satışa çıkarıldı.

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra yarım kalan gemi Ukrayna’nın elinde kaldı ve 1998 yılında yaklaşık 20 milyon dolara Türkiye’ye teklif edildi.

Ancak o dönemde Türkiye’de bazı çevreler, “Hurda gemi alıyorsunuz!” diyerek büyük tepki gösterdi.

Çin tarafı gemiyi sözde Macau’da yüzen bir kumarhane yapmak amacıyla satın aldığını açıkladı.

Ancak satın alan şirketin Çin Halk Kurtuluş Ordusu ile bağlantıları bulunduğuna ilişkin o dönemde ciddi şüpheler de vardı.

Gemi Çin’e götürülmek istendiğinde asıl büyük tartışma başladı.

Türkiye, motoru ve dümeni bulunmayan, 300 metrenin üzerindeki bu dev platformun İstanbul ve Çanakkale Boğazları’ndan geçirilmesine yaklaşık 15-16 ay izin vermedi.

Temel gerekçe güvenlikti.

Çünkü motoru ve dümeni olmayan böylesine büyük bir geminin Boğazlar’dan geçirilmesinin ciddi riskler taşıdığı değerlendiriliyordu.

Dönemin Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu idi.

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ise geçişin sağlanması yönünde girişimde bulundu.

2001 yılının Ağustos ayında Ecevit’in Bakan Mirzaoğlu’na Varyag’ın geçişi konusunda talimat verdiği dönemin basınına yansıdı.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanvekili olarak görev yapan Prof. Dr. Suat Çağlayan da yıllar sonra kaleme aldığı bir yazıda, Çin Büyükelçisi Yao Kuangyi’nin kendisinden Varyag’ın Boğazlar’dan geçirilmesi konusunda yardım istediğini, kendisinin de Ecevit ile görüştüğünü ve Ecevit’in geçiş konusunda Bakan Mirzaoğlu’ndan ricada bulunduğunu anlattı.

Çin tarafı ise Türkiye’ye turizm ve ticaret konusunda çeşitli vaatlerde bulundu.

Dönemin basınında, Türkiye’nin Çin tarafından “turizmde öncelikli ülke” ilan edilmesi ve milyonlarca Çinli turistin Türkiye’ye gelmesi beklentisi de yer aldı.

Sonunda Varyag’ın Boğazlar’dan geçirilmesine izin verildi.

1 Kasım 2001’de İstanbul Boğazı’ndan, ardından Çanakkale Boğazı’ndan geçirilen geminin geçişinde 6 römorkör, 16 kılavuz kaptan ve yaklaşık 250 personel görev yaptı.

Asıl çarpıcı nokta!

Çin, Türkiye’nin Boğazlar’dan geçiş izni verdiği Varyag’ı Dalian’a götürdü.

Sonra yıllarca bu gemi üzerinde çalıştı.

Ve 2012 yılında gemi, “Liaoning” adıyla Çin’in ilk aktif uçak gemisi olarak hizmete girdi.

Türkiye ise : 2026 yılında uçak gemisi yapmaya çalışıyor , zamana dikkat !

Yani 1998 yılında yaklaşık 20 milyon dolara satın alınan yarım kalmış Sovyet/Ukrayna uçak gemisi, yıllar sonra Çin’in deniz gücünün önemli unsurlarından biri hâline geldi.

Varyag’ın Çin’e ulaşmasından sonra Dalian’da yeniden inşa edilerek Liaoning’e dönüştürülmesi bugün artık tarihsel bir gerçek.

Şimdi insan ister istemez düşünüyor:

Biz neyi tartışıyorduk, Çin neyi düşünüyordu?

Biz Boğaz’dan geçip geçmeyeceğini tartışırken, Çin geminin geleceğini düşünüyordu.

Biz “Hurda gemi” diyorduk…

Çin ise geleceğin uçak gemisini görüyordu.

20 milyon dolarlık Varyag!

“Biz Boğaz’ı tartışırken Çin uçak gemisini kazandı.”

“Biz Varyag’ı Boğaz’da beklettik, Çin uçak gemisi yaptı.”

“20 milyon dolarlık gemi, Çin’in deniz gücünün temellerinden biri oldu.”

Ama bugün geriye dönüp baktığımızda şu soruyu da sormamız gerekiyor:

Türkiye, stratejik ve teknolojik yatırımlar konusunda neden çoğu zaman önce “olmaz” demeyi tercih ediyor?

24 Temmuz 1960 da Rusya ile 74 maddelik anlaşma : içinde savunma sanayi, otomobil , uçak , savunma sanayi kuruluşlarının olduğu anlaşma yapılacaktı. 27 Mayıs 1960 da Başbakan Adnan Menderes ve Arkadaşlarına darbe yapan aynı zihniyet !

Hep aynı zihniyet mi?

Marmaray yapılırken karşı çıkanlar olmadı mı?

İstanbul Havalimanı yapılırken “yapmayın” diyenler olmadı mı?

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne karşı çıkanlar olmadı mı?

Osmangazi Köprüsü tartışılmadı mı?

Nükleer santral konusunda yıllarca itirazlar yapılmadı mı?

S-400 konusunda Türkiye’nin attığı adımlara karşı çıkanlar olmadı mı?

Savunma sanayisindeki yatırımları küçümseyenler olmadı mı?

Türkiye’nin doğal gaz, petrol, savunma sanayisi ve enerji alanındaki yatırımlarını sürekli küçümseyenler çıkmadı mı?

“İnsanları öldürmek için füze yapıyorsunuz.” diyenler olmadı mı?

Hatta Sinop’ta hava savunma sistemiyle ilgili çalışmalar sırasında, “Balıkları kaçırdınız.” şeklinde tartışmalar yapılmadı mı?

Vecihi Hürkuş’tan TOGG’a…

Bu zihniyetin geçmişteki örneklerine de bakmak gerekiyor.

Vecihi Hürkuş

Nuri Demirağ

Nuri Killigil

Devrim otomobili

Ve bugün TOGG

Türkiye’nin kendi uçağını, otomobilini, savunma sistemlerini ve teknolojisini üretme çabalarının önünde her dönem çeşitli engeller çıkmadı mı?

Elbette her projeyi eleştirmek “vatan hainliği” değildir.

Demokratik toplumlarda devletin yaptığı her yatırım eleştirilebilir.

Yanlış varsa söylenir.

Eksik varsa tamamlanması istenir.

İsraf varsa hesap sorulur.

Bunlar vatandaşlık görevidir.

Ancak mesele, Türkiye bir şey yapmasın anlayışına dönüşürse, burada durup düşünmek gerekir.

Bir ülkenin kalkınması için sadece para ve teknoloji yetmez.

Özgüven de gerekir.

Kendi uçağını yapacağına inanan bir millet…

Kendi otomobilini üreteceğine inanan bir millet…

Kendi gemisini, kendi füzesini, kendi savunma sistemini yapabileceğine inanan bir millet…

Geleceğe daha güçlü bakar.

Bugün Çin, Varyag’dan elde ettiği tecrübeyi deniz gücünün önemli unsurlarından birine dönüştürdü.

Biz ise geçmişte kaçırdığımız fırsatları konuşuyoruz.

Buradan çıkarılması gereken ders şudur:

Bir ülkenin geleceği, sadece bugünün hesabıyla kurulmaz.

Bazen 20 milyon dolarlık bir gemi, yarının milyarlarca dolarlık teknolojisinin başlangıcı olabilir.

Önemli olan, o gemide hurdayı mı, geleceği mi görebildiğinizdir.

Türkiye artık geçmişte yaşananlardan ders çıkarmalıdır.

Teknolojiye, savunma sanayisine, enerjiye, üretime ve yerli projelere sahip çıkmalıdır.

Çünkü güçlü Türkiye, başkalarının ürettiğini satın alan değil; kendi teknolojisini üreten Türkiye’dir.

Bugün 14 Eylül 2026 Pazartesi.

Hainler Türkiye kalkınmaması için her şeye karşı çıkarak bugüne kadar engellediler.

Herkese hayırlı işler diliyorum.

Kalın sağlıcakla.

Gazeteci Yazar
Bekir Doğan

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri