TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE MEDYANIN SORUMLULUĞU

Bu noktada medya, sürecin en kritik aktörlerinden biri olarak öne çıkmaktadır

TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE MEDYANIN SORUMLULUĞU

Günümüzde dünyanın karşı karşıya kaldığı en önemli sorunların başında güvenlik ve terör gelmektedir. Yarım asırdır terörle silahlı mücadele eden Türkiye, gelecek yüzyılda terörden arındırılmış bir barış ortamının tesis edilmesi amacıyla; güvenlik politikalarıyla birlikte toplumsal bilinç, ortak değerler ve doğru iletişim stratejilerini esas alan “Terörsüz Türkiye” sürecini başlatmıştır.

Bu noktada medya, sürecin en kritik aktörlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Terörsüz Türkiye idealinin kalıcı hale gelmesinde medyanın üstleneceği sorumluluk, toplumsal barışın temini açısından hayati öneme sahiptir. Medyanın bir parçası olarak ortaya çıkan ve bugün milyarlarca insan tarafından kullanılan sosyal medya platformları ise bu sürecin en etkili ama aynı zamanda en riskli alanlarından biridir.

Hayatın her alanına nüfuz eden sosyal medya, bilinçli kullanıldığında son derece faydalı bir araçtır. Ancak aşırı ve bilinçsiz kullanım; hayatın en değerli unsuru olan zamanı tükettiği gibi, bazı mecraların suç, propaganda, terör ve örgütsel faaliyetlere zemin hazırlamasına da dolaylı ya da dolaysız şekilde aracılık etmektedir. Yalan ve manipülatif içerikler, toplumların algısını yönlendirme gücüne sahip hale gelmiştir.

Bu nedenle terörle mücadelede medyanın etkin ve sorumlu kullanımı artık bir tercih değil, zorunluluktur. Terörle mücadele sadece güvenlik güçlerinin sahadaki mücadelesiyle sınırlı kalamaz. Devletler arasında ciddi ve sürdürülebilir bir iş birliği şarttır. Hatta tüm dünyada geçerli olacak şekilde, Birleşmiş Milletler çatısı altında terörle mücadeleyi esas alan ortak bir hukuki metnin –adeta bir “terörle mücadele anayasasının”– oluşturulması gerekmektedir.

Terörün küresel bir boyut kazandığı günümüzde, terör örgütlerinin medya araçlarını bu denli etkin kullanmasına karşı gerekli tedbirler alınmazsa, dünya büyük bir tehditle karşı karşıya kalmaya devam edecektir. Bu nedenle uluslararası iş birliği yalnızca silahlı kuvvetler arasında değil, medya ve iletişim alanında da hayata geçirilmelidir.

Medya, terörün insanlığa verdiği zararları doğru, sade ve etkili bir dille anlatmalıdır. Terörsüz bir Türkiye; yalnızca silahların susmasıyla değil, zihinlerdeki ve kalplerdeki çatışmaların sona ermesiyle mümkündür. Bu dönüşümde medya ya toplumsal barışın taşıyıcısı olacak ya da farkında olmadan çatışmanın bir parçası haline gelecektir.

Sorumlu, etik ve bilinçli bir medya anlayışı; toplumsal barışın temini ve sürdürülebilir bir huzur ortamının inşası için vazgeçilmezdir. Basın, ifade özgürlüğü ile toplumsal güvenlik arasındaki hassas dengeyi her daim korumalıdır. Barış dili, çözüm odaklı yaklaşımlar ve sağduyu, böylesi süreçlerde belirleyici rol oynar.

Bilgi kirliliğini önleyen, toplumu ayrıştırmayan, demokratik denetimi sürdüren ve doğru dili önceleyen bir basın anlayışıyla memleket meseleleri çok daha hızlı çözüme kavuşacaktır. Kısacası “Terörsüz Türkiye” süreci; medya, devlet ve toplum arasında kurulacak sağlıklı bir iletişim zeminiyle başarıya ulaşabilir.

Hayırlı Günler Diliyorum

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri