Suriye Savaşının Mağdur İlçesi Ceylanpınar!

Suriye Savaşının Mağdur İlçesi Ceylanpınar!

Suriye Savaşının Mağdur İlçesi Ceylanpınar!

Bir sınır ilçesi neden ekonomik olarak çıkmaz sokağa mahkûm edilir?

Sevgili Okurlarım,

Bugün size Şanlıurfa’nın bir ilçesinden değil, Türkiye’nin Suriye sınırındaki stratejik bir sınır ilçemizden söz etmek istiyorum:

Ceylanpınar!

Haritaya baktığınızda Ceylanpınar ile Suriye’nin Resulayn ilçesi neredeyse birbirinin devamı gibidir. iki ilçe arasında bir tel örgü var elini uzattığında onlara dokunuyorsun

Sınırın iki yakasında akrabalıklar vardır.

Ticari ilişkiler vardır.

Tarihsel ve sosyal bağlar vardır.

Fakat savaş geldi…

Siyaset geldi…

Terör örgütleri geldi…

Sınırın öte tarafındaki dengeler değişti…

Ve Ceylanpınar, kendi kaderine terk edilmiş bir sınır ilçesine dönüştü.

Bir tarafı sınır, bir tarafı TİGEM!

Ceylanpınar’ın en büyük talihsizliği belki de budur.

Bir tarafında Türkiye’nin en büyük tarımsal işletmelerinden biri olan TİGEM arazileri…

Diğer tarafında devletlerarası sınır…

İlçenin ekonomik olarak genişleyebileceği alanlar son derece sınırlı.

Dolayısıyla Ceylanpınar’ın kaderini belirleyecek en önemli unsurlardan biri sınır ticareti ve gümrük kapısıdır.

Nitekim Karacadağ Kalkınma Ajansı’nın ilçe durum raporunda da Ceylanpınar’ın Suriye’nin Rasulayn ilçesiyle bitişik konumda olduğu, ilçenin akrabalık ilişkileri ile ticari ve turistik potansiyeli dikkate alınarak sürekli açık bir gümrük kapısının faydalı olacağı belirtiliyor.

Yani bu yalnızca Ceylanpınar esnafının söylediği bir söz değildir.

Kalkınma açısından da bilimsel bir gerçekliktir.

Savaşın bedelini Ceylanpınar neden ödüyor?

Suriye’de savaş çıktı.

PYD/YPG yapılanması sınırın ötesinde etkili oldu.

Resulayn’da güvenlik ve siyasi dengeler değişti.

Ceylanpınar’ın ekonomik hayatı bundan doğrudan etkilendi.

Fakat burada çok önemli bir soru sormamız gerekiyor:

Suriye’de yaşanan savaşın bedelini neden Ceylanpınar’ın küçük esnafı, işçisi, taksicisi, nakliyecisi ve vatandaşı ödemek zorunda?

Bir ülkenin sınır güvenliği elbette her şeyin önündedir.

Devlet güvenliği konusunda taviz veremez.

Buna kimsenin itirazı yok.

Ama güvenlik ile ekonomik hayat birbirinin alternatifi değildir.

Tam tersine…

Akıllı devlet politikası, güvenliği sağlayarak ekonomik hayatı da canlı tutabilmektir.

Gümrük kapısı sadece kapı değildir!

Bir gümrük kapısını yalnızca iki ülke arasındaki geçiş noktası olarak görmek büyük bir yanılgıdır.

Gümrük kapısı;

ticarettir,

lojistiktir,

istihdamdır,

nakliyedir,

konaklamadır,

lokantadır,

akaryakıttır,

küçük esnaftır,

vergi geliridir,

yeni yatırımlardır.

Bir kamyon sınırdan geçtiğinde yalnızca kamyon geçmez.

O kamyonun şoförü yemek yer.

Yakıt alır.

Alışveriş yapar.

Bir araç servise girer.

Bir depoda mal bekler.

Bir tüccar iş yapar.

Bir otel müşteri kazanır.

Bir lokanta masa doldurur.

Bir esnafın kasası hareketlenir.

Ekonomide buna çarpan etkisi denir.

Dolayısıyla sınır kapısının ekonomik etkisi, yalnızca gümrükte oluşan işlem hacmiyle ölçülemez.

Ceylanpınar neden “çıkmaz sokak” olmasın?

Ceylanpınar Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Bülent Çelik ve ilçe halkı bugün boşuna mücadele etmiyor.

2026 yılının başında sınırın Suriye tarafındaki Ras al-Ayn kapısının kapatılacağı yönündeki gelişmeler üzerine yüzlerce vatandaşın tepki göstermesi de bunun göstergesidir. Esnaf ve vatandaşlar, kapının kapatılmasının ilçeyi ekonomik açıdan daha da zor durumda bırakacağını dile getirmişti.

Çünkü Ceylanpınar halkı şunu çok iyi biliyor:

Kapı kapanırsa yalnızca sınır kapanmaz; umutlar da kapanır.

İlçenin ekonomik hareket alanı daralır.

Gençlerin iş bulma imkânı azalır.

Esnafın müşteri potansiyeli düşer.

Ticaret hacmi küçülür.

Nüfusun büyük kentlere göç etme eğilimi artabilir.

Sonuçta sınırda yaşayan vatandaş, sınırın avantajını değil, dezavantajını yaşamaya başlar.

Dünyada sınır kentleri nasıl kalkınıyor?

İş insanı , Gönlü Ak Parti siyasetinde olan Veysi Talayhan ise bugün : Dünyanın birçok bölgesinde sınır kentleri, sınırın bir dezavantaj değil, ekonomik avantaj olduğu anlayışıyla yönetiliyor.

Sınır ticaret bölgeleri kuruluyor.

Lojistik merkezleri oluşturuluyor.

Gümrük işlemleri hızlandırılıyor.

Serbest bölgeler planlanıyor.

Ortak ticaret alanları geliştiriliyor.

Sınır kentleri birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan ekonomik merkezler haline getiriliyor.

Ceylanpınar için de meseleye yalnızca “kapı açılsın mı, kapanmasın mı?” şeklinde bakmak artık yeterli değildir.

Asıl soru şudur:

Ceylanpınar’ı nasıl bir sınır ticaret merkezine dönüştürebiliriz?

İşte asıl tartışmamız gereken budur.

Güvenlik başka, ticaret başka!

Elbette Suriye tarafındaki güvenlik koşulları önemlidir.

Elbette Türkiye Cumhuriyeti devleti sınır güvenliğinden taviz veremez.

Ancak güvenlik gerekçesiyle ekonomik hayatın tamamen durması da kabul edilebilir bir sonuç değildir.

Bugün teknoloji çağındayız.

Gümrük sistemleri elektronik ortamda takip edilebiliyor.

Kamera sistemleriyle kontrol yapılabiliyor.

Plaka tanıma sistemleri kurulabiliyor.

X-ray cihazları kullanılabiliyor.

İstihbarat ve güvenlik birimleri koordineli çalışabiliyor.

Yani “güvenlik mi, ticaret mi?” diye bir tercih yapmak zorunda değiliz.

İkisini aynı anda sağlayabilecek devlet kapasitesine sahibiz.

Ceylanpınar’a özel ekonomik model şart

Benim kanaatim şudur:

Veysi Talayhan : Ceylanpınar için Ankara’da masa başında hazırlanmış genel bir sınır politikası değil, ilçeye özel bir ekonomik kalkınma modeli hazırlanmalıdır.

Bu model içerisinde;

  • Sınır ticaret merkezi,
  • Lojistik merkez,
  • Depolama alanları,
  • Modern gümrük tesisleri,
  • Nakliye ve taşımacılık altyapısı,
  • Küçük ve orta ölçekli sanayi alanları,
  • Tarımsal ürünlerin işlenmesine yönelik tesisler,
  • Serbest bölge veya özel ekonomik alan seçenekleri

birlikte değerlendirilmelidir.

Çünkü Ceylanpınar yalnızca Suriye'ye açılan bir kapı değildir.

Ceylanpınar, Türkiye'nin Ortadoğu'ya açılan ekonomik koridorlarından biri olabilecek potansiyele sahiptir.

Şimdi Ankara’ya görev düşüyor

Ceylanpınar halkının talebi küçümsenmemelidir.

Esnafın imzası sadece bir kâğıt parçası değildir.

O imza;

“Biz burada yaşamak istiyoruz.”

“Çocuklarımız burada iş bulsun istiyoruz.”

“Esnafımız kepenk kapatmasın istiyoruz.”

“Sınırın nimetlerinden yararlanmak istiyoruz.”

demektir.

Ceylanpınar halkının bugün yaptığı mücadele, aslında bir gümrük kapısı mücadelesinden daha büyüktür.

Bu, bir ilçenin ekonomik geleceği için verdiği mücadeledir.

Ceylanpınar kaderine terk edilmemeli

Suriye’de savaş bitti veya bitiyor diye sınır kentlerinin sorunlarının kendiliğinden çözüleceğini düşünmek de doğru değildir.

Savaş sonrası dönem, sınır kentleri için aynı zamanda büyük bir ekonomik fırsat dönemidir.

Ticaret yeniden canlanabilir.

Suriye’nin yeniden imarı için ihtiyaç duyulacak ürünler Türkiye’den gidebilir.

Lojistik ağları kurulabilir.

Tarım, tekstil, gıda ve inşaat sektörleri bundan yararlanabilir.

Fakat bunun için bugünden hazırlık yapmak gerekir.

Hazırlık yapmayan şehirler fırsatı başkalarına kaptırır.

Son sözüm Ceylanpınar’dan Ankara’ya…

Ceylanpınar'ı kaderine terk etmeyin.

Bu ilçeyi yalnızca sınırda yaşayan insanların yaşadığı bir yer olarak görmeyin.

Burası stratejik bir noktadır.

Burası ekonomik bir potansiyeldir.

Burası Türkiye’nin güneydoğuya açılan kapılarından biridir.

Ve en önemlisi…

Burada insanlar yaşıyor.

Çocuklar büyüyor.

Gençler iş arıyor.

Esnaf kepenk açıyor.

Aileler geçim mücadelesi veriyor.

Devletin görevi yalnızca sınırı korumak değil, sınırda yaşayan vatandaşına güçlü bir gelecek kurmaktır.

Ceylanpınar halkının istediği lüks değildir.

İstediği ayrıcalık değildir.

İstediği şey, çalışmak, üretmek ve ticaret yapabilmektir.

O halde soruyorum:

Ceylanpınar neden çıkmaz sokak olsun?

Neden sınırın ötesindeki savaşın ekonomik mağduru olmaya devam etsin?

Neden sınırın nimetinden değil, külfetinden pay alsın?

Artık Ceylanpınar için yeni bir dönem başlatılmalıdır.

Güvenli bir sınır, açık bir ekonomi ve güçlü bir Ceylanpınar…

Bence devlet aklı da tam olarak bunu gerektiriyor.

iş insanı Veysi Talayhan , artık Gümrük kapısı açılmalı diyor..

Hayırlı Günler Diliyorum

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri