Siyasetin Kibir Abidesi!
Sevgili Okurlarım,
Yaklaşık bir yıl önce Milliyetçi Hareket Partisi Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç ile bir araya gelmiştik. Aradan geçen zamana rağmen Sayın Karakoç'un enerjisinden hiçbir şey kaybetmediğini gördüm. Gözlerindeki heyecan, memleket meselelerine olan ilgisi ve çalışma azmi hâlâ ilk günkü gibi. Maşallah, tam anlamıyla ateş parçası...
Akdo Saray'da; MHP Kahramanmaraş İl Başkanı Mansur Metehan, Onikişubat İlçe Başkanı Koray Korkmaz ve çok sayıda basın mensubu ile dostane bir sohbet ortamında buluştuk.
Toplantının en dikkat çekici cümlesi ise Zuhal Karakoç Vekil'in şu sözleri oldu:
"Ben gazetecileri çağırmadım. Burada büyüklerimle, ağabeylerimle ve kardeşlerimle Kahramanmaraş üzerine sohbet ediyorum. Burada gazeteci var mı?"
Gerçekten de ortada ne bir basın toplantısı vardı ne de hazırlanmış bir açıklama...
Vekilimizle : Bekir Doğan, Ersoy Sevinç, Mehmet Fiskeci, Şeref Dere, Hacı Ali Güneçıkan, Abdurrahman Akbaba, Mahmut Beyaz, Niyazi Kara, Yaşar Erikli ve Aslan Deveboynu ağabeylerle tamamen samimi bir ortamda Kahramanmaraş konuşuldu.
Herkes düşüncesini özgürce ifade etti. Sayın Vekil de Ankara'daki ve Kahramanmaraş'taki çalışmalarını anlattı. Kardeşlik hukukunun hâkim olduğu bu buluşmada bazı konular konuşuldu, bazıları ise aramızda kaldı. Çünkü her bilinen şey yazılmaz; güven de gazeteciliğin önemli bir parçasıdır.
Benim asıl dikkat çekmek istediğim nokta ise şu:
Kahramanmaraş'ın sekiz milletvekili var.
Peki diğer yedi milletvekili nerede?
Neden onlar da zaman zaman şehrin hafızasını oluşturan gazetecilerle, yazarlarla, kanaat önderleriyle bir masa etrafında buluşmuyor?
Bu illa ki bir basın toplantısı olmak zorunda değil.
Bazen sekiz-on kişilik samimi bir sohbet, saatler süren resmî toplantılardan çok daha verimli olabilir.
Milletvekilleri; yazılacak konuları da, yazılmayacak konuları da paylaşabilir. Gazetecilerin şehir hakkındaki gözlemlerini dinleyebilir, eleştirileri ilk ağızdan öğrenebilir, Kahramanmaraş'ın nabzını tutabilir.
Çünkü bu şehrin hafızası, yıllardır yazan ve çizen insanlardadır.
Bence diğer milletvekillerimiz de Zuhal Karakoç'un bu yaklaşımını örnek almalıdır.
Bizler her zaman böyle samimi buluşmaların organize edilmesine katkı sunmaya hazırız.
Unutulmamalıdır ki...
Basın yazmazsa yapılan hizmetler geniş kitlelere ulaşmaz.
Gazeteci kaleme almazsa emekler zamanla unutulur.
Siyaset; halktan uzaklaşarak, yüksek duvarların arkasına saklanarak değil; vatandaşla, basınla ve şehrin dinamikleriyle aynı masada oturarak yapılır.
Kibir siyasetçinin omzuna yük olur; tevazu ise gönüllere giden en kısa yoldur.
Siyasetin Kibir Abidesi, ben biliyorum diyenler , hep kayıp edenler olmuştur, biz bir şey bilmeyiz öğrenmeye devam ediyoruz !
Kalın sağlıcakla...