Siyaset Gönül İşidir
Sevgili Okurlarım,
Siyaset, makam sahibi olmanın değil; memlekete hizmet etmenin adıdır.
Bir siyasi partiye üye olursunuz, il veya ilçe yönetiminde görev alırsınız, hatta ilçe ya da il başkanı olursunuz. Bunun karşılığında maaş almazsınız. Mesainizin, harcadığınız zamanın, cebinizden çıkan paranın bir karşılığı yoktur. Çünkü gerçek siyaset, gönül işidir.
Vaktinizi, emeğinizi ve imkânlarınızı ortaya koyarsınız. Ailenizden fedakârlık edersiniz. Belki işinizden geri kalırsınız ama "Bu ülke daha iyi olsun, çocuklarımız ve torunlarımız daha güzel bir Türkiye'de yaşasın." düşüncesiyle mücadele edersiniz.
İşte siyasetin gerçek kahramanları da bu insanlardır.
Ne yazık ki zamanla bu gönüllü insanlar takdir edilmek yerine yıpratılıyor. "Allah razı olsun, eline sağlık." demek yerine eksikleri büyütülüyor, eleştiriliyor, hatta dışlanıyor. Sonunda da siyasetten uzaklaşıp bir köşeye çekiliyorlar.
Bugün sadece bir partide değil, neredeyse bütün siyasi partilerde bunun yüzlerce örneğini görmek mümkün.
Aslında kaybeden o insanlar değil, onları kaybeden siyaset kurumudur.
Çünkü günümüzde birçok siyasi yapı; fikir üreten, yanlışları söyleyen, doğruları cesaretle dile getiren insanlardan çok, "parmak kaldırıp parmak indiren" kurşun askerler arıyor. Farklı düşündüğünüz, yanlış gördüğünüz bir konuyu dile getirdiğiniz anda kendinizi kapının önünde bulabiliyorsunuz.
Oysa demokrasiyi ayakta tutan şey alkış değil, yapıcı eleştiridir.
Dün birkaç dostumuzla sohbet ederken; çalışmadan maaş aldığı iddia edilen "bankamatik memurları", çeşitli kurumlara doldurulan personeller, Ankara'da "uzman" kadrolarında görev yapanlar ve bugün birçok yetkisi elinden alınmış muhtarların durumu üzerine konuştuk.
Gördüm ki eleştiriye tahammül giderek azalıyor.
Hâlbuki sorunları konuşmadan çözüm üretmek mümkün değildir.
Bugün vatandaşın en büyük beklentisi adaletli bir yönetim anlayışıdır. Liyakatin esas alındığı, emeğin karşılık bulduğu, çalışanın ödüllendirildiği bir düzen herkesin ortak arzusudur.
"Düzen değişiyor." deniliyor ama çoğu zaman değişen sadece isimler oluyor. Sistemin işleyişi ise aynı kalıyor. Halk da bunu gördüğü için artık daha sorgulayıcı davranıyor.
Bu tablo sadece siyasette değil, ekonomide de kendini gösteriyor.
Bugün özel sektöre baktığımızda, üretimini çeşitlendiren, farklı alanlara yatırım yapan sanayicilerin kriz dönemlerini daha rahat atlattığını görüyoruz. Tek alana bağlı kalan işletmeler ise ekonomik dalgalanmalardan daha fazla etkileniyor.
Demek ki sanayicilik de cesaret ve gönül işidir.
Bugün kazanırsınız, yarın zorlanabilirsiniz. Önemli olan üretmeye devam etmek, pes etmemek ve her şartta şükretmeyi bilmektir.
Son sözüm şudur:
Siyaset makam değil hizmet yarışıdır.
Gönüllü insanları küstüren toplumlar, yarın samimi hizmet edecek insan bulmakta zorlanırlar.
Emeğe değer vermek, fedakârlığı takdir etmek ve farklı fikirlere tahammül göstermek; güçlü demokrasinin de, güçlü ekonominin de temelidir.
Kalın sağlıcakla...